Bu sefer olmadı...
5/10
·312 syf.·
2026 21. kitabı
"İçinde bilim yok. Gelecekte de geçmiyor. Bilimkurgu gelecekle ilgilenir, özellikle de bilimin şimdikinden ileri olduğu bir gelecekle. Kitap her iki öncüle de uymuyor." Giriş cümlem kitaptan. Ama bu kitap için değil, kitabın kurgusu içinde yer alan başka bir kitap için söylenmiş. Ben de "ne fark eder ki" diyerek bunu bu kitap için söylemek isterim doğrusu. Çünkü kurgumuz ne gelecekte geçiyor, ne de içinde bilime dair bir şey var. Bu sebepten, arka kapakta yer alan, "bilimkurgunun mihenk taşlarından biri" ibaresini ciddiye alamıyorum maalesef. Hugo En İyi Roman Ödülü'ne ise anlam veremedim. Ya ben kitabı anlamadım, ya da o sene doğru düzgün rakip bulamayan, şartların olumsuzluklarından faydalanıp şampiyon olan Başakşehir misali bu kitap da ödülü kapıvermiş. Kurgunun temelinde alternatif bir evren teması var. İkinci Dünya Savaşı'nı Naziler ve Japon İmparatorluğu kazanmış. Buna benzer bir senaryoyu daha önce Swastika Geceleri kitabında okumuştum. Ki bu kitaba göre daha eski bir kitap. Onda da temel olarak köleleştirilmiş kadınlar anlatılmaktaydı. Lakin o kitapta bile bu kitaba nazaran daha çok hissetmiştim Nazi iktidarının etkisini. Burada ise Nazi tarihinden birkaç ismin iktidar mücadelesinden şöyle yüzeysel bir geçiş yapılıyor, onun dışında kurgudaki karakterlerimiz siyasi konjonktürden ya yüzeysel bir şekilde etkileniyor ya da hiç hissetmiyorlar bile başta kimin olduğunu. Hani bu hissiyata vardığımda da "düzen değişse de düzülen değişmiyor" demekten kendimi alamadım doğrusu. Karakterler ve kurgunun akışı üzerinden birkaç cümle etmek gerekirse de, birkaç farklı karakter var. Bunların neredeyse hepsinin birbirleriyle bir şekilde yolları kesişiyor ama hikayeleri öylesine kopuk ki, yani ne desem bilemiyorum. Spoiler da vermek istemiyorum çok (ama gaza gelip fikrimden
Edebiyat
Yüksek Şato'daki AdamPhilip K. Dick · İthaki Yayınları · 20251,248 okunma
9/10
·688 syf.··
Beğendi
·
2023 49. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2023 22:04
Neuromancer dehşetinden sonra uzun bir süre ‘’bkk’’ (bilimkurgu klasiği) okumam diyordum ta ki forumun etkinlik haberini gördüğüm güne kadar… Kayıp Rıhtım’ın hatırı sayılır üyeleri bilimkurgu okumayı sevdiği için bu etkinlik kaçınılmaz sondu. Hemen kitaplığıma dönüp baktım ve Tanrı’nın Gözündeki Zerre bana göz kırpıyordu. Elime alır almaz çaresizce ‘’oku beni!’’ diye yalvaran seslerini duydum. Okunmak için gelen bu hevesli isteği geri çeviremedim. Bakalım çabalarının karşılığını alabilecek miydi yalvaran kitabımız? Bilimkurgu okumaları konusunda pek yetenekli biri değilim baştan belirtmiş olayım. Yetkin olmadığım halde bu kitaba inceleme yazmak istedim. Umarım hoşunuza gider ve belki Tanrı’nın Gözündeki Zerre ilginizi çekebilir. Öncelikle çeviriye ve birçok sıkıntıya rağmen keyifle okuduğum ve hiç sıkılmadığım bir uzay seyahatine çıktım. Diliniz varsa mutlaka yabancı bir kaynaktan okumanızı öneririm. Tanrı’nın Gözündeki Zerre iki farklı yazara ev sahipliği yapıyor. Larry Niven ile Jerry Pournelle yeteneklerinin lütfuyla kalemlerini tokuşturarak uzaylılarla ilk temas hikâyesini yazıyorlar. Uzaylılar, uzay gemileri, galaksi imparatorlukları ve daha niceleri… Bu kitabın içine girdiğiniz ân da artık 3017 yılındasınız. Dünya’dan çıkıp başka gezegenlerde hayat bulmuşuz, galaksinin içinde evimizin bahçesinde top oynuyormuşuz gibi koşturuyoruz ve artık Dünya antik dünya olmuş. Çok eskilerde kalmış şimdiki günlerimiz… Gezegenlere dağılma sürecinde birçok sorun yaşandığı için insanlık her zamanki taktiğine başvuruyor; dünyada olduğu gibi uzayda da savaşmayı başarıyor, şaşırmadık. Savaşan ve savaştan bıkmayan insanlık bu sefer galakside yapıyor bütün bunları. Peki ne kadar insanız uzayda gemilerle fink atarken? Hep beklediğimiz varlıklar, hani şu tuhaf UFO’ları olan canlılar,
Bilim-Kurgu
Tanrı'nın Gözündeki ZerreLarry Niven · İthaki Yayınları · 2020102 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2022 23. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2022 20:52
kitap28.blogspot.com/2023/01/algerno... Belirli bir süredir okumuş olduğum kitapları kendimce bloğumda yorumluyorum. Sıradaki kitabım ise ''Algernon'a Çiçekler'' Olur da yazıyı merak edip okursanız, yazıma yorum yapmayı unutmayın :)
2022 Okuma Raporları
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202537bin okunma
10/10
·240 syf.··
2021 101. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2021 08:37
“Suya atladım çünkü açık havada nefes almak çok güçtü benim için.” Film tadında bir kitap! Kitap bilimkurgu türünde bir eser ve bu türde okumaya yeni başladım. O nedenle incelemem biraz basit kalabilir. Uzun zamandır bilimkurgu türünde kitaplar görüyordum ama ne yalan söyleyeyim @ithakiyayinlari Bilim Kurgu Klasikleri kısaca BKK dizisini topladığım halde okumam çok zaman aldı. Yeni şeyler denemekte gerçekten kendimi o ilk adıma ikna etmem uzun sürüyor fakat şu ana kadar hiç pişman olmadım denediğim şeylerden. Bilimkurgu anlamında da “Su Adamı” bence başlamak için mükemmel bir seçimdi. Kitap kesinlikle film gibiydi. Yazarın anlatımı öyle akıcı ki. Okudum mu izledim mi anlayamadım. Filmi var mı bilmiyorum ama olsa kesinlikle bayılarak izlerdim. Konusu gerçekten sağlam. Tarihte bilimkurgu yazarak geçimini sağlayan ilk yazar olan Belyaev, aynı zamanda “Sovyetlerin Jules Verne’i” olarak da nitelendiriliyor. Su Adamı’nda çocukluğunda üzerinde yapılan deneyler sonucu balık solungaçlarına sahip olan ve bu yüzden yaşamını suda geçiren, balıkçıların “deniz şeytanı” lakabını taktığı Ihtyandr’ın kara ve deniz hayatı arasında yaşadığı gelgitlerin yanı sıra insanüstü bir canlı olarak dışdünyayla olan mücadelesine de tanık oluyoruz. Belyaev bu eserinde fakirlere daha iyi yaşam koşulları sağlamak gibi sosyal meselelere de dokunmaktan geri durmuyor. Ihtyandr’ı çok sevdim ve gerçekten yer yer ona çok üzüldüm. İnsanların vicdansızlığını da tüm gerçekliğiyle yüzümüze vuruyor yazar. Okurken gerçekten keyif aldım. Kesinlikle lise çağından itibaren herkese tavsiye ederim! #suadamı #kitapkolikkafasikitapyorumu #ithakiyayınları #bilimkurguklasikleri #kitapkolikkafasibilimkurgukitapyorumu
Su AdamıAleksandr Belyaev · İthaki Yayınları · 20174,491 okunma
7/10
·152 syf.··
2019 31. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2019 00:00
İthaki'nin bilimkurgu klasiklerinde Dune'u saymazsak ilk kitabını bir günde bitirdim. Özel bir kitap mı? Benim için öyle olmadı. Özellikle kitabın bilimkurgu ağırlıklı olmadığını söylemem gerek. Alt metninde verdiği mesajları tam anlamıyla idrak edebilmek için Rus yaşantısına, düşünüşüne hakim olmak gerekiyor ve ben çok zorlandım. Bununla birlikte kitap kesinlikle bilimkurgudan ziyade bir felsefe-psikoloji romanı. Belki bilim felsefesi diyebiliriz. Farklı bir deneyim oldu bu yönüyle. Yine de aradığım tadı malesef alamadım. Strugatsky kardeşler aslında özel bir ikili. Tanrı olmak zor iş eserlerini daha önceden okumuştum. Aslına bakarsanız dilleri ve tarzları bana oldukça uzak. Seveni var mı? Elbette. Bana soracak olursanız, çok değerli bulduğum bu bkk serisinde olmasa dikkatimi çekecek/okuyacağım bir eser değildi. Ne yazık ki. Yine de merak ediyorsanız okumakta yarar var. Kısa bir roman ve sıkılsanız dahi bitirmekte çok zorlanmazsınız.
Edebiyat
Kıyamete Bir Milyar YılArkadi Strugatski · İthaki Yayınları · 20152,118 okunma
Bir Porsiyon İnsan Rica Edebilir Miyim?
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2021 64. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2021 15:31
İnsan eti “özel et” olarak adlandırılmıştı. Sadece “et” olmaktan çıkıp “özel fileto”, “özel kaburga”, “özel böbrek” olmuştu. #138979508 Rahatsız edici, insanı okurken sorgulatan, ya gerçek olsaydı sorusunu her saniye sordurtan, yamyamlığın meşru kılındığı, ne 1984’ün, ne Cesur Yeni Dünya’nın ne de 451’in gölgesinde, onlardan daha parlak bir yerde ışıldıyor, farklı, kendine has, bütün her şey insan içindir kıstasını alıp Everest’e çıkarıyor ve oradan izliyor, evet ben buradayım, siz neredesiniz bakışını atıyor, tüm duygularınızı yerle bir ediyorum, düşüncelerinizi yıkıyorum, distopyanızı sadece sistem eleştirinizden alıyor, insani boyutun zirvesine taşıyorum, sadece size bir soru soruyorum diyor en tepeden, cesaretiniz var mı? Abartıyor muyum, okuru mu yanıltıyorum, yoksa gerçekten kitaptan aldığım o huzursuz edici lezzetin daha fazla okur tarafından tadılmasını mı istiyorum? Bazı kitaplar ne kadar iyi olursa olsun, reklamı yapıldığı, tanıtıldığı, önerildiği sürece yaşamlarını sürderebilirler, bazı kitaplar ise geçmişten günümüze gelen, okunması her okura dayatılan kitaplar olarak karşımızda duruyor, peki “Leziz Kadavralar” bunun neresinde duruyor? İnsan popülasyonunu konu eden eminim çok fazla kitap vardır, distopya ve ütopya türünde de oldukça fazla kitap var ama içlerinde okunmayı hak eden, gerçekten iyi bir kitap ünvanını alabilecek pek nadir örnekler ortaya çıkar, bazense kıyıda köşede saklanmıştır ve okurunu bekler, bunun en büyük örneklerinden birisi Zamyatin’in Biz kitabıdır, daha önce farklı yayınlardan basılmış olmasına karşın, İthaki BKK sayesinde bir çok okurun radarına girmiş olması popülist bir yaklaşımdan ziyade araştırma ruhu ölü okurun kaybıdır, her kitabı çıktığında okumak imkansız, her kitabı keşfetmek elbette imkansız
Edebiyat
Leziz KadavralarAgustina Bazterrica · Çınar Yayınları · 20202,444 okunma