Mutluluk; bize göre anlamlı, tutku ve özgürlük dolu, kendimizi geliştirebileceğimiz ve başkalarına anlamlı katkılarda bulunabildiğimiz bir hayat yaşayarak içsel bir şekilde elde edilebilir. Mutluluğun temelini bunlar oluşturur. Eşyalar değil.
İnsanların büyük bir çoğunluğu düşen bir yaprak gibidir, kapılıp giderler rüzgarın önüne, havada süzülür, dönüp durur, sağa sola yalpalar vurarak iner yere. Pek az kişi de vardır yıldızlara benzer, belli bir yörüngede ilerler durur, hiçbir rüzgar varamaz yanlarına. Kendi yasalarını ve izleyecekleri yolu içinde taşırlar.
İnsan, içinde yok edilemez bir şeyin varlığından sürekli emin olmadan yaşayamaz; ancak gerek bu yok edilemez şey gerekse de bu güven kendisinden daima gizli olabilir. Bu sürekli gizliliğin kendini açığa vurma yollarından biri, kişisel bir tanrıya inançta kendisini gösterir.