Kadınlar gerçekten de 16. ve 17. yüzyıllarda toplumsal hayatın her alanında güç kaybettiler. Bu dönemde kadın haklarının istikrarlı bir şekilde budandığının gözlenebildiği hukuk, bu açıdan son derece önemli değişimlerin yaşandığı bir alandı. Kadınların kaybettikleri en önemli haklardan biri tek başlarına, femme soles olarak ekonomik faaliyet yapabilme hakkıydı. Fransa’da yasal olarak “geri zekâlı” ilan edilip sözleşme yapma ve mahkemede kendilerini temsil etme haklarını kaybettiler. İtalya’da maruz kaldıkları istismarları ihbar etmek için mahkemelerde daha da az görülür oldular. Almanya’da orta sınıfa mensup bir kadın dul kaldığında, işlerini yürütecek bir vekilin atanması bir gelenek haline geldi. Alman kadınların yalnız başlarına ya da başka kadınlarla birlikte, yoksulsalar aileleriyle birlikte yaşamaları bile yasaklandı, çünkü bu şekilde münasip bir şekilde denetlenemeyecekleri düşünülüyordu. Özetlemek gerekirse, ekonomik ve toplumsal değersizleşmeyle birlikte, kadınlar hukuki olarak çocuk yerine konulur oldu.
Hepimiz döneceğiz yeryüzüne, ey yüce Pessoa, doğanın istediği sayısız biçimde, belki Jo adında bir köpek, bir tutam ot ya da Lizbon Meydanı’nda şaşkın şaşkın bakan genç bir İngiliz kızının ayak bilekleri olacağız. Ama yalvarırım, gitmek için daha erken, Fernando Pessoa olarak biraz daha kalın bizimle.