Nail

Bilim adamları sanki, her birinin içinden daha küçük bir yenisinin çıktığı Çin bebekleri veya kutucuklarıyla uğraşıyor gibidirler. Sonunda ulaştıkları ise hiçlikten başka bir şey değildir ve bu, madde dünyasının ta kendisidir; yani üzerine yukarıdan birtakım şekillerin yansıdığı siyah bir perde.
Sayfa 50 - İnsan Yayınları·Kitabı okudu
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bilim, en geniş, en yüksek ve en derin anlamıyla bilgi, her türlü bilgi demektir veya bir zamanlar öyleydi. Burada bilim kelimesine yüklenen bariz bir mana genişliği söz konusudur. Bugünse tabiat bilimleri, üzerine hakikatin tesis edilebileceği tek temel kabul edilmektedir. Bunun dışında kalan her şey mistisizm, spekülasyon veya şiir olarak görülmektedir. Çağlar boyunca kadın-erkek herkesin inandığı ve Müslümanların hâlâ inandığı şeyler düşünüldüğünde, bugün ileri sürülen şey korkunç bir iddiadan ibarettir.
Sayfa 49 - İnsan Yayınları·Kitabı okudu
Din
Müslümanlar, Kur'an'ın kendilerine bildirdiği şekilde, insani ölçüden uzaklaşmanın kaçınılmaz olarak yıkıma götüreceğine inanırlar: "Onlardan önce helake uğrattığımız toplulukları görmediler mi?" Bu topluluklara, kendilerini asmaya yetecek kadar bir ip verilmişti, onlar da boyunlarına uygun halkayı yaptılar.
Sayfa 44 - İnsan Yayınları·Kitabı okudu
Din
Önceki devirlerde, ölçü kabul edilen şeye, ulaşmaya çabaladığımız fakat asla başarabileceğimizi ummadığımız mükemmelliğe yönelik bir arzu konusu idi. Hristiyan ideali, insani ölçüyü temsil eden Hz. İsâ gibi olmakta yatıyordu, Hz. Muhammed de Müslümanlar için aynı öneme sahipti. Günümüzde ise normallik, başkaları gibi olmak anlamına gelmektedir; yani eğer çoğunluk yanılıyorsa yanılmak, çoğunluk gayriahlaki ise gayriahlakilik normal demektir. Kısacası bu bakış açısına göre, çoğunluk daima doğru olmak zorundadır; nitekim bu varsayım demokrasinin de temelini oluşturan şeydir. Problemli olan nokta ise çoğunluğun on yılda bir fikir değiştiriyor olmasıdır.
Sayfa 41 - İnsan Yayınları·Kitabı okudu
Din
“Hiç aşık oldunuz mu? Yani sizin zamanınızda nasıldı, hep savaşta mıydınız?” “6 Şubat 1920 günü şehir top ve makinalı tüfek salvolarıyla sarsılırken, cephe gerisinde, sokaktan geçen bir kıza eşlik etmiştim.” “Hepsi bu mu?” “Kalp şeklinde dolu yağıyordu.” “Vay canına?!” “Kızın adı... şimdi kim bilir hangi mezar taşına kazılıdır. Öptüğüm ilk kız oydu işte.” “Sonra?” “Hala o ilk öpücüğün etkisindeyim.” “Gerçekten mi?” “Ve hala onsuz yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum.”
April Yayıncılık·Kitabı yarım bıraktı
Edebiyat