Duras, aslında bu kitabı filmin senaryosu olarak kaleme alıyor; yani “filmden uyarlanmış bir roman”dan çok, edebiyatla sinemanın iç içe geçtiği bir metin okuyorsunuz. II. Dünya Savaşı sonrası travma, bireysel ve kolektif hafızayı çok başarılı bir şekilde yansıtıyor. Filmin yönetmeni Alain Resnais’dır. Ödüllü bir yönetmen olan Resnais, özellikle Cannes’da büyük etki yaratmıştır. Fransa’da çok saygı duyulan, entelektüel bir yönetmendir.Popüler olmaktan çok öncüdür.Hafıza, zaman, bilinç temaları onun imzasıdır denilebilir. Bu film de bir hafızanın yansımasıdır.
Hiroşima Sevgilim, yüzeyde kısa süreli bir aşk hikâyesi gibi görünür;Fransız bir kadın ve Japon bir adam, Hiroşima’da birkaç gün süren bir ilişki yaşar.Ama asıl mesele bu ilişki değildir.
Film ve kitap şu soruları sorar bize:
“Her şeyi unutmak mümkün mü?”
“Yaşanan acılar gerçekten geçmişte kalır mı?”
Kadının Fransa’da, savaş sırasında yaşadığı yasak aşk (Alman bir askerle) ile Hiroşima’nın atom bombası travması üst üste bindirilir.
Bireysel hafıza ile kolektif hafıza arasında sürekli bir yankılanma vardır.Burada aşk; Kesinlikle “Kurtarıcı” değildir. Tarafları da mutlu sona götürmez. Hatta bazen bir hafıza tetikleyicisidir. Savaşın geride bıraktığı enkaz bir kolektif hafızadır. Bu hafızayı taşıyan toplum değil, aynı zamanda bireyler de küçük hatırlatıcılarla belleklerinden yaşananları silemezler.Bu açıdan filmin senaryosu son derece olgun, zarif ve acı bir aşk anlatısıdır.
Yazar senaryoda şiirsel,tekrarlarla dolu bir dil kullanmıştır. Bu üslup aynı zamanda bilinç akışı hissi verir. Bununla birlikte yazar bu eserle sinemaya, ne sadece bir aşk filmi,ne de sadece bir savaş filmi kazandırmıştır. Şöyle ki bu film,hafızanın sinemasıdır.
Bu film bana aynı zamanda “Casablanca”, Günden Kalanlar (The Remains of the Day),