Ölüm(suzie) varken kusursuz yaşam da nedir
Puan vermedi·408 syf.··
2026 6. kitabı
Reenkarnasyonun gerçek olabileceğini ve bu gelip gitmelerin bir amacı, sayısı(onbin:) olduğunu düşünün…. Her şey çok güzel tek bir yaşama sığıntı değilsiniz yapmak istedikleriniz için zamandan bol bir şeyiniz yok. Amaç, bu yaşamlardan birinde kusursuzluğa ulaşmak. Hayattaki amaçlarımızın yaşamın bize verdiklerine göre şekilleneceğini düşünen biriyim. Bu yüzlerce gelip gitmelerde, kusursuzlaşma sürecinde ölüm bir kadın ve sizde ölüme(suzie) aşık olursunuz ölüm de boş değil allahtan. Alışagelmiş bir Azrail tiplemesinden uzaktır, iç sıkıntısı yaşayan ve sıradanlaşmak isteyen bir kadın ve yüzlerce hayat tecrübesi geçiren ve her defasında ölümü özleyen bir millio. Kusursuz bir kitap değil, konu bütünlüğü hikayelere yayılı olduğu için kopmalar yaşanabilir, arada böyle kitaplar okumaya karar verdim çünkü yatarken başka bir hayatta nasıl devam ederdim neler yapmak isterdim hem de bilgilerim sıfırlanmadan. Böyle düşünüp uyurken fena da olmuyor. Fazla uzatmadan, fikri, kitabı beğendim. Kusursuz yaşam mı yüzlerce kez ölümü görmek mi?
Roman
Reenkarnasyon BluesMichael Poore · Domingo Yayınevi · 2020372 okunma
10/10
·320 syf.··
2026 108. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 16:26
I was initially drawn to this novel by the evocative nature of its title and the specific spectrum of color it represents. In Korean, the word 'parang' (파랑) possesses a unique depth; it encompasses not only the vastness of the blue sky but also the verdant freshness of greenery. This linguistic nuance creates a perfect bridge between the robotic precision of Coli and the natural world. Reading this story felt like a persistent state of déjà vu. I found myself deeply resonating with the metaphor of the horse, Today, who is trapped in a world where the only audible command is to go "faster." Through the shifting perspectives of Yeonjae, Coli, and Today, I felt the suffocating pressure of a society that prioritizes speed and efficiency over the quiet rhythm of life. While categorized as Sci-Fi, the book avoids the trap of an overly complex plot. Instead, the author uses futuristic details as a vessel for a much more grounded, emotional message. It is a story about empathy, the bond between species, and the courage to stop running. As the narrative comes full circle, ending exactly where it began, it left me with a sense of bittersweet peace—a reminder that sometimes, the most revolutionary act is simply to slow down.
A Thousand BluesCheon Seon-Ran · Doubleday · 2025706 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·123 syf.··
2026 76. kitabı
Burhan Sönmez geç bulduğum yazarlardan biri. Belki de tam zamanında buldum. Labirent kavramı benim her zaman ilgimi çeken, hatta beni büyüleyen kavramlardan biridir. Bir labirentin içinde yol bulmaya çalışmak da, bir labirenti tasarlamak da, labirentin içindeki mağduru dışarıdan izlemek de keyifli gelir bana. Bu kitabın hafızasını kaybetmiş karakteri bir blues müzisyeni. Ve bir üstteki paragrafta bahsettiğim insanların hepsi. Güzel bir kitaptı.
LabirentBurhan Sönmez · İletişim Yayınevi · 2018888 okunma
Puan vermedi·512 syf.··
2026 75. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 00:00
"MEZBAHA" "Kendimi bir çocuk kitabında deliğe düşen biri gibi hissediyorum. Kendimi her şeyin farklı ve garip olduğu yabancı bir dünyada bulan biri gibi." Kendi halinde, sessiz sedasız yolculuk yapan bir adam düşünün. Ne bir kimliği var, ne telefonu ne de bir adresi. Sırtında kıyafetleri, aklında bir blues müzisyenini araştırma fikriyle otobüsten inip yürümeye başlıyor. Varacağı yer: Uzun zamandır hiç suç işlenmemiş, sakin, sessiz bir kasaba: Margrave. Her şey, ıssız bir kavşakta başlıyor. Hiçbir yere ait olmayan, sırtında sadece katlanmış diş fırçasıyla dolaşan eski askeri polis Jack Reacher, bir otobüsten iner ve Margrave isimli küçük bir kasabaya ulaşmak için tam yirmi iki kilometre yürümeye karar verir. Görünüşte sakin olan bu kasaba, onu bekleyen kabusun sadece sessiz bir başlangıcıdır. Reacher daha kasabaya adımını atar atmaz, otuz yıldır ilk kez işlenen bir cinayetin tek yabancı tanığı konumuna düşer. Ancak işler Reacher için çok daha hızlı sarpa sarar. Polisler tarafından hiç beklemediği bir anda tutuklanır ve polis şefi, onu olay yerinde gördüğüne dair yalan bir ifade verir. Reacher’ın tek bildiği şey, kimseyi öldürmediğidir. "En azından burada, en azından son zamanlarda." Bu kısa ve ürkütücü düşünce, karakterin ne kadar tehlikeli ve gizemli olduğunun ilk ipucudur. Peki ya kasaba? Margrave’in sessiz ve şirin görünen sokaklarının altında çürümüş sırlar yatmaktadır. Reacher suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışırken, bir anda kendini kasabanın karanlık labirentlerinde bulur. Cesetlerin sayısı arttıkça, Reacher’ın askeri polis olarak edindiği keskin zekâ ve gözlem yetenekleri devreye girer. Ama en önemlisi, fiziksel olarak korkutucu boyutları ve dövüş eğitimi, onu sıradan bir kurban olmaktan çıkarıp avcıya dönüştürür. Reacher, hızlı düşünmek ve daha da hızlı hareket
Edebiyat
MezbahaLee Child · Koridor Yayıncılık · 2025214 okunma
Puan vermedi·408 syf.·
2026 21. kitabı
Kaç kere ölebilirsiniz? Hele ki ölüm bir kadınsa ve ona aşıksanız ölümü nasıl karşılarsınız? Milo sekin bin yıl ve on bin hayat boyunca bunu yaşıyor. Bütün bu zaman ve hayatlar boyunca at, balık, zengin züppe ve hatta uzay yolcusu olarak tekrar tekrar Reenkarne oluyor. Her hayatında kusursuz bilince ulaşmaya çalışırken sevgilisi olan ölüme de ulaşmaya çalışıyor. Kitapta ölüm klasik Azrail karakterinden çok farklı olarak aşık olan kendine özgü sıkıntıları olan ve emekli olup mum dükkanı açmak isteyen bir kadın olarak karşımıza çıkıyor. Son olarak kitapta bu gerçek üstü okurken neden doğuyoruz? Ölüm nedir? Yaşama amacımız nedir? gibi sorular okuyunun aklını kurcalıyor. Kitapla kalın sağlıcakla kalın;)
1000Kitap
Reenkarnasyon BluesMichael Poore · Domingo Yayınevi · 2020372 okunma
Hamur Tatlısı Cinayeti (Bir Taşra Polisiyesi-2) #ritafalk
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
Hamur Tatlısı Cinayeti (Bir Taşra Polisiyesi-2) #ritafalk #pegasusyayınları #okudumbitti #okuyucuyorumu #kitapönerisi #tavsiyekitap :) Herkese selam :) Bugün Bir Taşra Polisiyesi serisinin ikinci kitabı "Hamur Tatlısı Cinayeti" nin yorumuyla karşısındayım. :) Konusu: "Disiplinsizlikte ısrarcı Franz, Bir okul müdürünün cesedi, Romantik hesaplaşmalar, Hüzünlü blues ve hamur tatlısı. Franz Eberhofer, Niederkaltenkirchen’in sakinliğine alışmış, ahırdan bozma evini bir şekle sokmuş, Susi’yle ilişkisini yoluna koymuştur. Elbette hayatında değişmeyen şeyler de vardır: Otoriteye ve ağabeyine karşı duruşu, Wolfi’nin barında geçirdiği saatler, babasının müzik tutkusu ve Büyükanne Lenerl’in eşsiz yemekleri. Franz bu tekdüze hayatı kabullenmişken lise müdürü Höpfl’ün cansız bedeni demiryolunda bulununca işler rayından çıkacaktır. Kimsenin sevmediği Höpfl, sevgisizlik canına tak ettiği için intihar mı etmiştir yoksa bu, azımsanmayacak kadar çok şüphelinin olduğu bir cinayet vakası mıdır? Peki, her şey yolunda giderken Susi neden aniden İtalya’ya kaçmıştır ve Franz’ın cüce burunlu yeğeni neden amcasına bu kadar düşkündür?" Yorum: Franz'ın komik, hareketli ve bir o kadar da tekdüze olan hayatını okumak çok keyifliydi gerçekten de :) Özellikle Sushi ile aralarındaki o tatlı bağa bayıldım diyebilirim.Hele büyükanne Lenerl tam bir harikaydı. Anlayacağınız ben bu seriye bayıldım. Üçüncü kitabı yarın okuyacağım bakalım beni neler bekliyor olacak. Yazarın kalemine, yüreğine, emeklerine sağlık diyorum ve sizleri bu güzel kitapla baş başa bırakıyorum efendim ;) Benden şimdilik bu kadar ;) Hepinize keyifli okumalar ve bol kitaplı günler dilerim sevgili kitap kurdu dostlarım benim :)))
Hamur Tatlısı CinayetiRita Falk · Pegasus Yayınları · 201495 okunma