Bu milletin başına gelen korkunç şey nisyandır ve tehcirden daha beter tek şey, tehcirin hatırasını yitirmektir.
Sayfa 56·Kitabı okuyor
Çünkü insan denen şey insandan çok farklı bir insandır, ya daha fazlasıdır ya daha az, daha fazlasıdır; çünkü cazın hissettiği, aydınlattığı ve hatta sezip kavradığı, çok önceden ele aldığı şeyi içinde bulundurur; çok daha az insandır da insan çünkü bu özgürlükten bazen estetik, bazen ahlak oyunları yaratmıştır; üstünde ya at ya kale olmak için istediğini, iştahını saklı tuttuğu bir satranç tahtası yapmıştır, okullarda öğretilen bir özgürlük tanımı bulmuştur ki okullarda çocuklara bir kesik caz ritminin ilk ölçüleri, bir blues ve benzeri hiçbir zaman öğretilmez ve öğretilmeyecektir de “ 
Sayfa 114 - Can·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
gençtim o zamanlar ve bilmiyordum ölüm göründüğünden çok daha yaygındır öyle sadedir ki hakkında ne deseniz yavan kaçar
Sayfa 28·Kitabı okuyor
ölümün gözlerine bakan adamın azıcık oyun oynamaya hakkı vardır
Sayfa 28·Kitabı okuyor
Radyoda özellikle belli bir müzik memnuniyetle karşılanmaktadır: caz. 1925’te Let it rain, Let it poor kanallarda duyulan bir plağın ilk ticari başarısıdır. O zamandan itibaren radyo, plak ve caz birlikte gelişirler. Count Basie, Louis Armstrong, Sidney Bechet, Lester Young, Duke Ellington -zencileri taklit eden beyazları taklit eden zenciler- inanılmaz başarılar elde ederler. Beyazlar bu ritimlerle dans etmeye başlarlar: swing, blues, lindy hop. Markalar, etiketler (RCA, Columbia, La Voix de son Maître, EMİ, Decca, Deutsche Gramophon) bünyelerine aldıkları sanatçıların tanıtımını yapmak için çabalarlar.
To jazz
İç Savaş’la özgürlüklerine henüz kavuşmuş olan pamuk tarlaları ve fabrikalardaki zenciler, köleliklerini konu alan, kurtuluşlarını kutlamak için yeni sözler ekledikleri şarkı ve müziklerini önce negro spirituals veya gospel songs adı altında, daha sonra da blues adıyla duyurmak için küçük orkestralar kurarlar. Bu orkestralar Afrika şarkıları ile Louisiana’daki Fransız bale müziği üstatlarının parçalarının, Haiti’den gelen ilk özgürlük çağrılarının, Fas’ın eski zenci köleleri Gnawa’ların Antiller’de duyulan ritimlerinin karışımından esintiler taşır. 1870’e doğru bu orkestralar, New Orleans’ta kafelerde, restoranlarda, club’larda ve music-hairlerde çalarlar. New Orleans’ın franko-amerikan dilinde bu müziği çalmaya, o zamanlar to jazz denmektedir (belki Fransızca “jaser”den geliyordur), 1913’ten itibaren to jazz denir (heyecan anlamında). Afrika müziği gibi caz da her şeyden önce bir metin etrafında, tonal müziğin sınırlamalarını dikkate almaksızın, majör ve minör makamları karıştırarak doğaçlama yapmaktır.