Bu milletin başına gelen korkunç şey nisyandır ve tehcirden daha beter tek şey, tehcirin hatırasını yitirmektir.
Sayfa 56·Kitabı okuyor
Çünkü insan denen şey insandan çok farklı bir insandır, ya daha fazlasıdır ya daha az, daha fazlasıdır; çünkü cazın hissettiği, aydınlattığı ve hatta sezip kavradığı, çok önceden ele aldığı şeyi içinde bulundurur; çok daha az insandır da insan çünkü bu özgürlükten bazen estetik, bazen ahlak oyunları yaratmıştır; üstünde ya at ya kale olmak için istediğini, iştahını saklı tuttuğu bir satranç tahtası yapmıştır, okullarda öğretilen bir özgürlük tanımı bulmuştur ki okullarda çocuklara bir kesik caz ritminin ilk ölçüleri, bir blues ve benzeri hiçbir zaman öğretilmez ve öğretilmeyecektir de “ 
Sayfa 114 - Can·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
sona yakışan bi alıntı…
Akşamları işten eve dönerken, hep blues çalıyorum arabada, gökyüzünde hep mavi bir ışık oluyor. Sağa sola ağır ağır direksiyon kırarken gözüm hep etrafta sizi arıyor…
Sayfa 527
Alıntı
gençtim o zamanlar ve bilmiyordum ölüm göründüğünden çok daha yaygındır öyle sadedir ki hakkında ne deseniz yavan kaçar
Sayfa 28·Kitabı okuyor
ölümün gözlerine bakan adamın azıcık oyun oynamaya hakkı vardır
Sayfa 28·Kitabı okuyor
Radyoda özellikle belli bir müzik memnuniyetle karşılanmaktadır: caz. 1925’te Let it rain, Let it poor kanallarda duyulan bir plağın ilk ticari başarısıdır. O zamandan itibaren radyo, plak ve caz birlikte gelişirler. Count Basie, Louis Armstrong, Sidney Bechet, Lester Young, Duke Ellington -zencileri taklit eden beyazları taklit eden zenciler- inanılmaz başarılar elde ederler. Beyazlar bu ritimlerle dans etmeye başlarlar: swing, blues, lindy hop. Markalar, etiketler (RCA, Columbia, La Voix de son Maître, EMİ, Decca, Deutsche Gramophon) bünyelerine aldıkları sanatçıların tanıtımını yapmak için çabalarlar.