Yusuf Atılgan Modern Türk Edebiyatının öncülerinden sayılmakta. “Acaba neden?” diye sorabilirsiniz. Kitabı okumadan bunu tam olarak anlamak imkansız gibi görünüyor; ama bir nebze de olsa açıklamaya çalışayım.
Öncelikle, anlatım metodu alışageldiğimiz edebiyat üsluplarından oldukça farklı bir teknikle yazılmış; zihin akışı metodu gerçekten ilginç, okuru kahramanın zihninde gezdiriyor, sanki kendi anılarınızı hatırlıyorsunuz. Sigmund Freud’un psikoloji anlatım tekniklerini anımsıyorsunuz; ama yine de sanat ve psikolojiyi bu yeni bir metodla edebiyata dönüştüren Yusuf Atılgan, kendini farklı bir konuma konumlandırabiliyor.
Anayurt Oteli adlı bu eseri bu tekniklerden ve anlatılmak istenen mesajdan bağımsız olarak okursanız vay halinize :) Neden mi? Çünkü bu kitabı düz bir metin gibi okumak, okuyucuyu yanlış mecraalara götürecektir.
Kitapta işlenen cinsellik, yalnızlık, bunalım, arayış,.. vs okuyucuyu gerçekten sıkabilir; okuyucu bunalım takılabilir ya da bu ne saçma bir kitap diyebilir.
Önyargılarımızdan uzak bir şekilde, belli bir yaşın ve belli bir seviyenin üstünde, bağımsız ve irdeleyici bir şekilde kitap ele alındığı takdirde, ağzına kadar dolu olan kilidi kapalı bir sandık size çeşit çeşit hazinelerini sunmaya başlayacaktır.
Zebercet, gizli ve derinlerde kalmış bilinçaltımızın sadece dışa yansımasıdır. Yalnızlığı ya da içinizdeki boşluğu hayır hayır hiçliği, hem de tamamen hiçliği, toplum içinde hiçbir yerinizin olmayışını nasıl anlatabilirsiniz. Arayışı, haz duyabilmeyi ama değer verdiği, gizli gizli imrendiği insanlardaki hazzı duyabilmeyi nasıl anlatabilirsiniz. Basitliği, sıradanlığı, tekdüzeliği, yalınlığı, nasıl anlatabilirsiniz. Bunları anlatabilen, yaşatabilen kaç yazar var bilemiyorum ama Yusuf Atılgan’ın yaptığı, yapabildiği anlatmaktan da öte; insanı