onur erdal

Her insanın, etrafı okyanusla çevrili birer ada olduğunu düşünün. Dünya görünüşte izole bir yer, ama gerçekte her parçası, kökündeki ana kayalarla birbirine bağlı. Okyanuslar yok olsa, ortada ada diye bir şey kalmazdı. Hepsi tek bir anakaraya bağlanırdı, ama bireyselliklerini yitirirlerdi.
Sayfa 201 - İthaki Bilimkurgu Serisi·Kitabı okudu
Bilim-Kurgu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

onur erdal

, bir kitap okudu
Puan vermedi·755 syf.·
2022 22. kitabı
Alexandre Dumas
8.7/10 · 11,4bin okunma
İnsan yaşlanır; içinde o derin zayıflık hissini, kayıtsızlığı, rahatsızlığı hisseder, bütün bunlar ilerleyen yaşla gelir; böyle hissedince de sadece hasta olduğunu düşünür, bu can sıkıcı durumun belli bir nedeni olduğunu düşünerek korkularını bastırır ve hastalıktan kurtulduğu gibi bu durumdan da kurtulmayı ümit eder. Boş düşünceler! Yaşlılığın bir hastalık olduğu, korkunç bir hastalık olduğu düşünceleri. Yaşları ilerledikçe insanları dine yönelten şeyin ölüm ve ölümden sonraki şeylerin korkusu olduğunu söylerler. Fakat kendi deneyimim beni şu inanca yöneltti: Böyle korku ve düşüncelerden apayrı olarak, dini duygular biz yaşlandıkça gelişme eğilimi gösterirler, çünkü ihtiraslarımız ateşini yitirdikçe, hayal güçlerimiz ve duygularımız köreldikçe aklımız daha rahat işler hale gelir, bir zamanlar aklımızı çelen imgeler, arzular ve heveslerden arındıkça Tanrı, gizlendiği bulutların arkasından görünür, ruhumuz bütün aydınlıkların kaynağı olan bu varlığı hisseder, görür ve ona yönelir, bu yöneliş doğal ve kaçınılmazdır; duygular dünyasına canlılığını ve cazibesini veren her şeyi artık yitirmekte olduğumuz için, o muazzam varoluş artık içsel ya da dışsal etkilerle desteklenmediği için, kalıcı bir şeye, bizi asla yanıltmayacak bir şeye tutunma ihtiyacı hissederiz; bir gerçekliğe, mutlak ve ebedi bir gerçeğe tutunmak isteriz. Evet, kaçınılmaz bir biçimde Tanrı'ya yöneliriz; bu dini duygu, doğası gereği öyle saftır ve bunu yaşayan ruha öyle bir mutluluk verir ki, diğer bütün yitirdiklerimizi telafi eder.”
Sayfa 231 - İthaki·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Vahşi sözünü kesti. “Ama Tanrı'nın varlığını hissetmek doğal değil midir?” Denetçi alaycı bir biçimde, “İnsanın pantolonunun fermuarını çekmesi doğal mıdır diye de sorabilirdiniz,” dedi. “O eski adamlardan adı Bradley olan bir diğerini hatırlatıyorsun bana. Felsefeyi, insanın içgüdüsel olarak inandığı şeyler için, kötü nedenler bulmak olarak tanımlamış. İnsan herhangi bir şeye içgüdüsel olarak inanırmış gibi! İnsan bir şeylere inanır, çünkü onlara inanmaya şartlandırılmıştır. İnsanın kötü nedenlerle inandığı şeyler için başka kötü nedenler bulmak, işte felsefe budur. İnsanlar Tanrı'ya inanırlar çünkü öyle şartlandırılmışlardır.”
Sayfa 233 - İthaki·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce