Türk İstiklâl Savaşı boyunca Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde patlak veren ayaklanmaların, özellikle Konya ve Güney Marmara'daki isyanların en önemli sebebi Damat Ferit ve İngiliz Muhipleri Cemiyeti ile işbirlikçi basının Kuva-yı Milliye aleyhindeki propagandalarıdır. İddia edilebilir ki, eğer bu propagandalar yapılmasaydı Konya'lı Zeynelabidin, Biga'lı Gâvur İmam, Diviť'li Eş-ref, Düzce'li Ahmet ve Bolu-Gerede olaylarının faillerinden olan Kör Ali Hoca ve bunların çevrelerindeki hocalar Kuva-yı Milliye'ye karşı tertiplenen ayaklanmaların içinde bulunmazlardı. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının, yalnız hilafet ve saltanata değil, şeriata da karşı olduğunu sürekli olarak pompalayan bu propagandalar, Şeyhülislâm Dürrizâde Seyit Abdullah Efendi'nin, aslında bir ihanet vesikası olan meşhur fetvası ile de teyit edilince, Türk çocukları düşmanı bırakıp birbirleriyle vuruşmaya başlamışlardı ki, ayaklanmaları bastırmak için bazen cepheden asker çekildiği bile olmuştur. Esas itibariyle "Türk milliyetçilerini öldürmenin bütün Müslümanlar için farz olduğuna" hükmedilen bu fetvaya göre Kuva-yı Milliye reisleri ve mensupları birer eşkıya mertebesindedir! Kim bu eşkıyalarla çarpışmaktan kaçınır veya firar ederse büyük günaha girecek, ahirette azap çekecektir! Kuva-yı Milliye mensuplarını katledenler gazi, bu eşkıyalar tarafından katlolulanlar şehit sayılacak ve şefaata nail olacaklardır. 5 Nisan 1920'de yayınlanıp bütün Anadolu'da dağıtılan ve altında Şeyhülislâm Dürrizâde Esseyit Abdullah imzası bulunan Fetva-yı Şerife, kısmen Türkçeleştirilmiş olarak aynen şöyledir:
"Dünya nizamının sebebi olan İslâm halifesi (Yüce Tanrı onun hilafetini kıyamet gününe kadar sürdürsün) hazretlerinin idaresi altında bulunan İslâm beldelerinde bazı kötü şahıslar aralarında birleşip ve kendilerine