Aşık Dertli
Asıl adı İbrahim olan Aşık Dertli, Bolu'ya sekiz ve Gerede'ye bir saat mesafedeki Çağa yeni adiyle Reşadiye nâhiyesinin Sahnalar köyünde, H. 1186 (M. 1772) yılında doğmuştur. Babası Kara Hüseyin oğullarından Ali Ağa isminde bir köylü, anası da yine ayni köyden Ayşe adlı bir kadındır. Etrafı ormanlarla çevrili dar bir vâdî kenarındaki Çağa, otuz yıl kadar önce kısmen yanmış olduğundan, birkısım halk, vâdî nihayetindeki Çağa gölü'nün cenup kenarında güzel ve temiz bir kasaba kurmuşlardır. Anadolu'nun bu sakin ve şirin köşesinde yetişen İbrahim, çocukluğunu sığır gütmekle geçirdi. Babası ölünce, sâhip olduğu tarlaları o sırada nahiyenin a'yânı olan Halil Ağa zorla elinden aldı. Zavallı İbrahim, bunun üzerine akrabasından Dört Dîvân'ın Deveciler köyünde oturan Hacı Ömer Ağa'nın babasının yanına sığındı; fakat orada da oturamayarak İstanbul'a gitmeğe mecbur oldu.
Sayfa 771 - Milli Kültür Yayınları 1962 Baskısı·Kitabı okudu
ABAZA HAŞAN PAŞA
Sultan IV. Mehmed Han devrinde Osmanlı tarihinin en büyük celali isyanını çıkaran asi reisi. Anadolu'da Türkmen boylarının ağası olan Haydaroğlu Mehmet'in çıkardığı isyanı bastırarak meşhur oldu, bunu üzerine Türkmen voyvodalığına tayin edildi. Ancak bir süre sonra görevden alınmasına kızarak isyan etti. Gerede ve Bolu arasındaki sahayı hükmü altına aldı ve bu sırada isyan etmiş olan ibşir Paşa ile birleşerek üzerine gönderilen Katırcıoğlu'nu yendi. Bunun üzerine isyanını önlemek gayesiyle yeniden Türkmen ağalığına tayin edildi. Abaza Haşan Paşa, İbşir Mustafa Paşanın sadrazamlığı sırasında ona müşavirlik görevinde bulundu. Ancak birtakım olaylara sebep olduğundan dolayı İbşir Mustafa Paşa idam edilince Abaza Haşan Paşa onun intikamını almak amacıyla tekrar isyan etti. Bunun üzerine Abaza Haşan Paşanın üzerine Anadolu serdarı Diyarbakır valisi Murteza Paşa gönderildiyse de, başanlı olmadı. Daha sonra kış bastırıp, ordunun iaşesini te'minde zorluk baş gösterince, Abaza Haşan Paşa da ordusunu dağıttı. Bu esnada Murteza Paşa ile Halep valisi Tutsak Ali Paşanın tekliflerine kanarak Haleb'e gelen Abaza Haşan Paşa üzerine bir gece baskını yapıldı. Suç ortaklan ile birlikte gerekli cezayı gördü.(1658).
1000Kitap
Reklam
KİTABIN ÖZETİ
İşgal kuvvetleri bir yandan Meclisi Mebusan’ı dağıtırken, Vahdettin’in iradesiyle tekrar sadrazam olan Damat Ferit, kabinesine şeyhülislam olarak aldığı Dürrizade Abdullah Efendi’ye “Kuvayı Milliyecilerin eşkıya olduklarına dair fetva çıkartmış bunu çoğaltarak her tarafta dağıtmıştır. Anadolu’ya da on binlerce fetva sureti gelmişti (26). Anzavur Ahmet’i Marmara’nın güneyine sevk etmiş bulunuyordu. Bununla milli kuvvetler cephesinin kuzeyden ve arkadan tehdit altına girme tehlikesi baş gösteriyordu (26). Yine bu sıralarda İstanbul’da Mirliva Süleyman Şefik Paşa’nın kumandasında Halife Ordusu (Kuvayı İnzibatiye) kurularak İzmit’e gönderilmiş (26). Anadolu’ya dağıtılan provakatörlerin yer yer isyanlar çıkarmayı başardıkları görülüyordu ve bu ayaklanmalar kısa zamanda büyüyüp yayılmışlardı (27). İzmit, Adapazarı, Gerede, Düzce, Mudurnu ve Bolu isyanlarla sarsılıyordu. Suriye sınırında aşiret reisi İbrahim Paşazade ayaklanmıştı. Fakat bu isyan Viranşehir Kaymakamı Hüseyin Bey tarafından genişlemesine izin verilmeden bastırıldı (27). Çapanoğlulları Yozgat’ta ayaklanmış ve burayı ele geçirmişlerdi (47). Heyet-i Ümümiye’ye arz edilmek üzere Büyük Millet Meclisine Bu durum içinde milletin savaş devamı imkanı kamıyor. Bir seneden beri toplantı halinde bulunduğunuz halde, bu müddet zarfında en büyük icraatiniz kendi maaşlarınızı üç dört yüz lirya çıkarmak olmuştur. Devletin selametini müzakere için Ankara’ya kadar gelen İstanbul heyetinin Tevfik edilmesimesi tarihte görülmemiş bir hadisedir. Memleketin lehine olarak galip devletler arasında oluşan ayrılığın böyle şeyler birliğe ve beraberliğe dönmesine hizmet edebilir. Herhalde aylardan beri ordu arasına sokulan fitneden haberdar edildiğinizi halde bir gizli celseyle bunları gidermeye ve mani olmaya cüret edemediniz. Her biriniz
Fetva
Türk İstiklâl Savaşı boyunca Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde patlak veren ayaklanmaların, özellikle Konya ve Güney Marmara'daki isyanların en önemli sebebi Damat Ferit ve İngiliz Muhipleri Cemiyeti ile işbirlikçi basının Kuva-yı Milliye aleyhindeki propagandalarıdır. İddia edilebilir ki, eğer bu propagandalar yapılmasaydı Konya'lı Zeynelabidin, Biga'lı Gâvur İmam, Diviť'li Eş-ref, Düzce'li Ahmet ve Bolu-Gerede olaylarının faillerinden olan Kör Ali Hoca ve bunların çevrelerindeki hocalar Kuva-yı Milliye'ye karşı tertiplenen ayaklanmaların içinde bulunmazlardı. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının, yalnız hilafet ve saltanata değil, şeriata da karşı olduğunu sürekli olarak pompalayan bu propagandalar, Şeyhülislâm Dürrizâde Seyit Abdullah Efendi'nin, aslında bir ihanet vesikası olan meşhur fetvası ile de teyit edilince, Türk çocukları düşmanı bırakıp birbirleriyle vuruşmaya başlamışlardı ki, ayaklanmaları bastırmak için bazen cepheden asker çekildiği bile olmuştur. Esas itibariyle "Türk milliyetçilerini öldürmenin bütün Müslümanlar için farz olduğuna" hükmedilen bu fetvaya göre Kuva-yı Milliye reisleri ve mensupları birer eşkıya mertebesindedir! Kim bu eşkıyalarla çarpışmaktan kaçınır veya firar ederse büyük günaha girecek, ahirette azap çekecektir! Kuva-yı Milliye mensuplarını katledenler gazi, bu eşkıyalar tarafından katlolulanlar şehit sayılacak ve şefaata nail olacaklardır. 5 Nisan 1920'de yayınlanıp bütün Anadolu'da dağıtılan ve altında Şeyhülislâm Dürrizâde Esseyit Abdullah imzası bulunan Fetva-yı Şerife, kısmen Türkçeleştirilmiş olarak aynen şöyledir: "Dünya nizamının sebebi olan İslâm halifesi (Yüce Tanrı onun hilafetini kıyamet gününe kadar sürdürsün) hazretlerinin idaresi altında bulunan İslâm beldelerinde bazı kötü şahıslar aralarında birleşip ve kendilerine
Sayfa 292 - Bilgeoğuz Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Kürt Ayaklanmaları
Prof. Arnold Toynbee'nin dediği gibi "İngilizler Musul'u işgal ettikleri andan itibaren Kürt milliyetçiliğini teşvik etmeye başlamışlardır." Bölmek ve hükmetmek, onların tarih boyunca uyguladıkları ve sâdık kaldıkları yegâne dış siyaset düsturudur. Mr. Ryan, 25 Aralık 1919 tarihli raporunda Türkiye'ye yerleşmek için ne yapılması lazım geldiğini şöyle özetler: "... Bizim şimdiki gayemiz bölmek, arkadaş gibi davranıp kazanmak ve sonra hükmetmek olmalıdır!" Albay Stokos, etnik ayrımcılığın yanı sıra mezhep kavgasının da kışkırtılmasını istemiştir. 6 Kasım 1920'de Lord Curzon'a söyle yazır: "... Sünniler ile Şiiler arasında zıtlık büyüktür, biz bu zıtlığı daha da geliştirebiliriz!" Etnik çatışma ve mezhep kavgalarının amacı Türkiye'ye hükmetmektir! Mustafa Kemal bertaraf edilmeden Türkiye'ye hükmedilemeyeceğine göre; öyleyse kitleler Kuva-yı Milliye'yi ezmek için ayaklandırılmalıdır! Mr. Ryan'ın 23 Eylül 1920 tarihli raporundan da anlaşılacağı gibi ayaklanmalar Kuva-yı Milliye'yi ezmek için çıkarılmaktadır! Bu mesele hakkında Damat Feriťin ağzını arayan Yüksek Komiser Robeck, 16 Mart 1920'de Lord Curzon'a yolladığı raporda izlenimlerini söyle özetleyecektir: "... Damat Ferit Paşa ve Seyit Abdülkadir ile görüştüm. Ferit Paşa Diyarbakır, Harput ve Muş bölgelerindeki Kürtleri Türk millî hareketine karşı kulanmak istiyor, bana (bunun) İngiliz politikasına uygun düşüp, düşmediğini soruyor. Seyit Abdülkadir ise milliyetçilere karşı harekete geçmeye hazır. Ancak bağımsız veya İngiliz mandası altında bir Kürdistan'ı garanti etmedikçe Ferit Paşa ile birleşmek istemiyor!" Damat Ferit'in bu görüşmeden sonra en az iki kez daha Kürt-leri ayaklandırmak için Yüksek Komiser Robeckle görüştüğünü biliyoruz. 17 Nisan 1920 ve 20 Temmuz 1920'de yapılan görüşmeler, Amiral Robeck tarafından 28
Sayfa 244 - Bilgeoğuz Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Ödüllendirilenler
Zât-ı Şâhâne'nin ödüllendireceği kimselerin millî mücadele aleyhtarı olmasına özel bir dikkat sarfettiği anlaşılmaktadır. İngiliz emelleri uğruna yüzlerce vatan evlâdının kanına giren Anzavur'u mir-i miranlık rütbesi ve paşalık pâyesi ve rerek ödüllendiren odur. Düzce, Adapazarı, Edirne, Çorum, Bolu ve Gerede ayaklanmalarını teşvik ve tahrik eden onaltı kişiyi 5. rütbeden Me cidiye nişanı vererek ödüllendiren odur! Kürtçü Malatya Mutasarrıfı ile elbirliği edip Sivas Kongresi'ni basmaya yeltenen İçişleri Bakanı Adil Bey'i ödüllendiren odur. Müslümanları, bir namus ve haysiyet mücadelesi vermekte olan Mustafa Kemal Paşa ve Kuva-yı Milliye mensuplarını katletmeye dâvet eden Şeyhülislâm Mustafa Sabriyi ikinci rütbeden Osmanlı nişanı ile ödüllendiren odur! Mustafa Kemalľi öldürmek için Mustafa Sagir'i görevlendiren İngiliz casusu Rahip Frew'in şerefsiz göğsüne nişan takarak ödüllendiren odur! Bir mahkûm için iki ayrı mazbata düzenlemek suçundan yedi ay hapse mahkûm edilen Kürt Nemrut Mustafa Paşa'nın cezasını affeden odur! Hatırlamalıyız ki, Zât-ı Şâhâne, bu vatan haini mahkeme başkanının Mustafa Kemal, Ali Fuat ve Fevzi Paşa'lar hakkında verdiği idam kararlarını da Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey hakkında Mustafa Nazım Paşa Divanının verdiği idam kararlarını da vakit geçirmeden onaylamıştır. Ama o cani ruhlu Nemrut Mustafa'yı affetmiştir. Millî mücadele aleyhinde en alçakça ve düşmanca yayını yapan Mihran Nakkaşyan'ın Sabah Gazetesini bir yıllık abone bedeli olan 4.400 lirayı peşin vererek destekleyen odur. Yine millî mücadele aleyhtarı olan Refik Halit'in Aydede Gazetesi'ne 200 lira gönderen odur. Bir bahane bulup milli mücadelenin en amansız düşmanlarından Peyam-ı Sabah Gazetesi'ni Tunç Hilal-i Ahmer madalyasıyla ödüllendiren odur. Bu liste uzatılabilir. Fakat görülüyor
Sayfa 80 - Bilgeoğuz Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
Reklam