book blogerr

book blogerr
@book_blogerr
Puan vermedi·176 syf.··
2025 34. kitabı
Daha önce birkaç mitoloji kitabı okumuş biri olarak bu kitaba yaklaşmam tamamen merakla oldu. Sayfalarını yeniden karıştırdığımda fark ettim ki karşıma çıkan pek çok mitolojik karakter bana hiç de yabancı değil. Daha önce okuduğum efsanelerden, hikâyelerden tanıdığım isimlerle yeniden karşılaşmak garip ama güzel bir tanıdıklık hissi yarattı. Kitap A’dan Z’ye ilerleyen yapısıyla tanrıları, kahramanları, devleri, perileri ve pek çok mitolojik figürü tek bir medeniyetle sınırlamadan ele alıyor. Karakterleri sadece “kim olduklarıyla” değil; ayırt edici özellikleri ve birbirleriyle olan ilişkileri üzerinden sunması, mitolojiyi parça parça değil, bir bütün hâlinde düşünmeyi sağlıyor. Bir isme bakarken kendinizi başka bir karaktere, oradan başka bir anlatıya geçerken buluyorsunuz. Bu kitabı okurken gerçekten keyif mi aldım, yoksa okuma sürecinden duyduğum haz mı ağır bastı, buna tam karar veremedim. Sanırım bunun sebebi mitolojiye tamamen yabancı olmamam. Tanıdık isimler, anlatılanları zihnimde daha rahat oturtmama yardımcı oldu ve kitap benim için yorucu olmaktan çıktı. Aksine, dönüp dönüp bakmak isteyeceğim bir rehbere dönüştü. Asıl kıymetli tarafı da burada başlıyor. Bu kitap tek başına okunup rafa kaldırılacak bir kitap değil; başka mitoloji okumalarınızda kesinlikle kaynak olacak bir eser. Mitoloji kitapları okurken, özellikle yeni başlayanlar için, karakterler ve ilişkiler üst üste geldikçe metinden kopmak, hatta kitabı bir kenara bırakmak çok kolay olabiliyor. Bu kitap yanınızdayken böyle bir kopuş yaşanmıyor. Aksine, okuduğunuz diğer mitoloji kitaplarını çok daha rahat takip etmenizi sağlıyor. Günlük hayatta da fark etmeden mitolojik karakterlerle karşılaşıyoruz. Okuduğumuz kitaplarda, izlediğimiz filmlerde ya da özellikle öğrenci olanlar için felsefe derslerinde
1000 Mitolojik KarakterEdward S. Ellis · Maya Kitap · 202343 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

book blogerr

, bir kitap okudu
Puan vermedi·400 syf.··
2025 33. kitabı
Fatma Erdek
8.9/10 · 335 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2025 33. kitabı
Konağa besleme olarak getirilen Mevsim, Berhan Dağlıca’nın çocukluk aşkıydı. Aynı avluda büyüdüler; onlar büyürken sevgileri de birlikte filizlendi. Berhan, çocukça sevgisiyle Mevsim’i çok sevdi. Yaz, kış, sonbahar… Mevsimler hızla değişiyordu ama Berhan’ın kalbi tek bir mevsimde takılı kalmıştı: Mevsim’de. Bu aşka izin vermeyen kişi ise ağa karısı Mihriye’ydi. Rıza Bey’in karısı, konağın görünmeyen ama en sert otoritesi. Oğlunu ağalığa hazırladığını düşünürken Berhan’ı sevgisizliğin içinde büyüttü. Çünkü ona göre bir ağa, sevgiyle değil, sertlikle yetişmeliydi. Keskin bir bıçağın ağzı gibi olmalıydı; duygular törpülenmeli, merhamet zayıflık sayılmamalıydı. Mihriye, hanım ağa o günleri şekillendirdiğini sanıyordu belki ama attığı her adımın ileride birçok insanın kaderini etkileyeceğini biliyor muydu, emin değilim. Bunca olayın fitilini ateşleyen de buydu zaten. Mevsim’in çaresiz suskunluğu, Berhan’ın sevgisiz büyütülüşü, koparılan bir aşk… Hepsi yıllar sonra Cihan’ın öfkesinde, Nizam’ın vicdanında karşılık buldu. Dağlıca Konağı’ndan bir hastane odasına uzanan bu hikâye, sırlarla dolu bir geçmişe sürüklüyor okuru. Ve şunu fısıldıyor: Bazı aşklar bittiği için değil, yaşanamadığı için öldürür. Cihan geçmişle tam da bugünün ortasında kalan bir genç babasına hasta yatağında affedecek mi? Her şey olup biterken sessizce perdenin ardından izleyen bir kadın da vardı ki Cemile o neredeydi sahi o kendini bulabilecek miydi? "Çünkü bazen insan her şeyin bittiğine inanır. Kendini bağışlayamıyorsa, karşısındakinden de bunu bekleyemez. Böyle zamanlarda saklanmak, ardına sığınacak bir mazereti olmayanların demirlediği limandır. Özellikle vicdan muhakemesinde kendini suçlu bulanların yegâne kaçış yoludur bu." "Anlamıştı ki sonsuz vedalara hırçın tavırlar, aceleci ve kırıcı
EmanetFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2025335 okunma
10/10
·496 syf.··
2025 32. kitabı
Yaralı, kuşatılmış, yalnız bırakılmış ama teslim olmamış bir vatan… Kitabı okurken karakterler geri çekiliyor, Kıbrıs’ın kendisi konuşuyor. Burada Kıbrıs bir ada değil; Türklüğün sınandığı bir cephe. Sömürgecilik yalnız silahla değil; kimliksizleştirme, dinle uyutma, hafızayı silme ve dili unutturma yoluyla ilerliyor. Çünkü bir vatan işgal edilmeden önce unutturulur. Okullardan Atatürk’ün silinmesi, İstiklal Marşı’nın yasaklanması, Türk mekteplerinin kapatılması tesadüf değil; amaç Türk’ü Türk yapan her şeyi hayattan söküp atmaktır. Yunan milliyetçiliği nefreti açıktan işlerken, İngiliz aklı daha sinsi oynar; milliyetçiliği bastırır, yerine sorgulamayan bir din anlayışı koyar.Din vatanın önüne geçtiği anda vatan kaybedilir. Kıbrıs meselesi sandığımızdan çok daha eski ve çok daha derin. Yazarın dinler tarihine dair verdiği bilgiler, adanın neden hiçbir zaman sadece bir toprak parçası olmadığını açıkça hissettiriyor. Bugün süren mücadelelerin köklerinin kutsal kabul edilen mekânlara ve ortak miras fikrine dayandığını görmek, metni okur gözünde daha da anlamlı kılıyor. Kahramanlık burada silahla değil, bedel ödemeyi göze almakla tanımlanır. Bayrağı sınıfa koymak, Türkçe öğretmek, “Hukuksuzluğa bugün susarsak yarın adalet isteyemeyiz” demek kahramanlıktır. Çünkü bu topraklarda doğruyu savunmak; sürgünü, işsizliği, hatta ölümü göze almaktır.Asıl ihanet korkmak değil, korkuya alışmaktır. Kıbrıs Türkü yalnız bırakılmış olabilir; Türkiye uzaktır, dünya suskundur ama vatan, kendi evlatları tarafından terk edilmediği sürece düşmez. Okurken kendime defalarca sordum: Ben olsam susar mıydım? Bugünün görece sakin günlerinden bakınca “susmazdım” demek cesurca görünebilir ama insan bilir; vatan tehdit altına girdiğinde damarlarımızda akan o kan sessiz kalmaya izin vermez. Satılan
BelkiSema Soykan · Doğan Kitap · 2025595 okunma