Tahmini Okuma Süresi:
11 sa. 20 dk.
Sayfa Sayısı:
400
Basım Tarihi:
1 Aralık 2025
İlk Yayın Tarihi:
Kasım 2017
Yayınevi:
Ephesus Yayınları
ISBN:
9786256090866
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·400 syf.··
Beğendi
·
2025 196. kitabı
Ataerkil aile yapısında erkek çocuğa yüklenen rolün, yalnızca erkekler tarafından değil, çoğu zaman kadınlar tarafından da nasıl beslendiğini biliyoruz. Erkeklik, burada doğuştan gelen bir iktidar olmaktan çok; anneler, kayınvalideler ve “ailenin bekası” söylemiyle hareket eden kadınlar aracılığıyla beslenen, korunup kollanan bir mevzi hâline geliyor. Gururlu erkek figürü, tam da bu yüzden güçlüdür; çünkü arkasında onu ayakta tutan ve sorgulanamaz kılan bir kadınlar zinciri vardır. Bu bağlamda romanın en rahatsız edici ama aynı zamanda en güçlü tarafı, kadının kadına kurduğu tahakkümdür. Aileyi sözde bir arada tutmak adına her yolu mübah gören, Makyavelci bir ruha sahip kayınvalide figürü ve onun zoraki gelinle kurduğu çıkar ortaklığı; metnin en çürümüş, en acımasız yüzünü oluşturur. Burada erkek geri planda kalsa bile düzen işlemeye devam eder. Kaldı ki kadın, kendi ruhunu ve gücünü sahiplenmediği sürece, erkek zaten onun varlığını sahiplenmeyecektir; sadece onun üzerinden varlığını sürdürür. Berhan ile Mevsim arasındaki aşk ise yaşanamamış her aşk gibi uzun, esneyen ve zamanla varlığını koruyan bir enerji taşıyor. Tamamlanamayan duyguların, bitmiş gibi görünen ama aslında hiç bitmeyen ilişkilerin izini sürerken; romana bir kara tül gibi çöken kayınvalidenin acımasızlığını ve onun gölgesinde kaybolan hayatları da okuyoruz. Bu yüzden bu romanda aşk bile sadece aşk değil. Bir konağa “besleme” olarak verilen genç kızla, konak sahibinin oğlu arasındaki ilişki, Türk sinemasından aşina olduğumuz bir çerçeve sunsa da metin bu tanıdıklığın arkasına saklanmıyor. Asıl mesele, aşkın kendisinden çok, onun doğurduğu suskunluklar, bilinmezlikler ve kader diye dayatılan hayatlar. Görünürde melodram olan hikâye, alt metinde sınıfsal hiyerarşinin, gelenek zırhına büründürülerek
EmanetFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2025335 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 8. kitabı
Emanet Yazarın kalemiyle ilk kez bu kitap sayesinde tanışmıştım ve daha o zaman kalbimi bırakmıştım satırlarına. Yıllar önce okuduğumda.Ben bunu kesin tekrar okurum demiştim. Gerçekten de öyle oldu. Bu ay ikinci kez okudum. Ve ilk okuduğumda ne hissettiysem yine aynı yerden, aynı derinlikte hissettim. Baştan sona insanın içine işleyen bir hikâye… Elinizden bırakamıyorsunuz ama okurken de içiniz paramparça oluyor. Bitse bir türlü, bitmese bir türlü… Aylar geçse de etkisi kalıyor. En azından bende öyle oldu. Okurken kime üzüleceğimi şaşırdım ama en çok Mevsim’e ağladım. Öyle böyle değil… İçim söküldü resmen. Kavuşamayan bir aşk, evladından habersiz bir baba, tüm suçu babasına yükleyen bir evlat… Ah aileler… Sırf siz istiyorsunuz diye bir hayat kurulmaz ki. Bu hikâyede gerçekten kim mutlu oldu? Mihriye ve Şahnaz’a öyle kızdım ki… Yaptığınız onca şeye değdi mi? Sonunda siz de mutlu olamadınız. Keşke böyle olmasaydı. Keşke bunca acının içinde Mevsim biraz olsun gülebilseydi dedim durdum. Berhan… Sevdiği için elinden geleni yapan ama yine de kavuşamayan adam… Sen verdiğin sözü tuttun. Kimseyi ondan fazla sevemedin. Belki de en acısı buydu. Bunları yazarken bile gözlerim doluyor. Cihan… Annesinin biricik oğlu… Seni aslında en güvendiği insana emanet etmişti. Daha fazla yazarsam yine hüzünleneceğim. O yüzden burada bırakıyorum. Ama gerçekten söylüyorum, bu kitabı mutlaka okuyun. Kalbinize dokunacak.
EmanetFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2025335 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 1. kitabı
İnsan bazen henüz doğmadan kaderi yazılmıştır. Töreler, gelenekler, inançlar dahilinde yarım bırakılan hayatlar. Yarım kalan aşklar, tamamlanamayan insanlar ne kadar tanıdık değil mi? Dolayısıyla aklımıza hep coğrafya kaderdir ifadesi geliyor. Yaşadığımız sosyal ve kültürel çevrenin etkisi ile şekillendirildiğimiz bu hayatta, insan ne kadar yaşayabilir ya da ne kadar yaşadım diyebilir tartışılır ama hayatımızda ilgili kararları başkaları alacaksa ne anlamı var her şeyin. Yazarı ve kitabını çok severim. Yeni baskısı ile karşıma çıkınca çok mutlu oldum. Okuduğum dönemler geldi aklıma. Fakat bazı kitap kitapları yaşamın farklı zamanlarında yeniden okuyunca anlamında değişiyor. Belki değişmekten öte derinleşiyor. Bu kitap da benim için tam da böyle oldu. Berhan, Mevsim, Cemile, Cihan ve diğerleri… Geçmişte yaşanılan aşklar, pişmanlıklar, tercihler, sorumluluklar, aile bağları ve sırlar üzerinden yaşamları şekillendirilen insanları okurken, kendi eliyle oluşturmak istediği bahçenin nasıl darmadağın edildiğini de görüp üzüleceksiniz. Baba oğul ilişkileri ile ilgili de yazarın altını çizdiğiği oldukça önemli detaylar var. Köprünün iki ayağı şeklindeki bu ilişki, tek taraflı yıpranmasıyla giderek sallanmaya başlıyor değil mi yaşamda da? Bir taraf yıkıldığında, diğerinin de ayakta kalması çok zor. Kitabın içerisinde geleneksel aile yapısının o keskin dokusunu da yazar her yönüyle hissettiriyor. Deneyim ve otoritenin simgesi olan aile büyüklerinin, herkesin yaşamına dair kararları kolaylıkla alabildiği bir yaşam tarzı içerisinde, ne kadar çok insanın ruhunda yara açtıklarını göremiyorlar gerçek yaşamda da. Bazen sevgi bile başka sevgisizliklere yol açabiliyor…
EmanetFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2025335 okunma
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2025 383. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 13:50
Merhaba dostlar Yılı bitirmeye az kaldı .Ben bu yıl tanıştığım Fatma Erdek'in üçüncü kitabını da içtim geldim. Elimden bırakamadım çünkü kitabı . Yine flashback teknigiyle yazılmış bir kitap ve böyle kitapların hastasıyım. Bakan Berhan Daglıca 'nın gecirdigi bir kalp kriziyle başlıyoruz hikayeye .Yanında yedi yıldır beraber oldugu ama herkesten gizli iliski yaşadığı, yardımcısı Cemile var .Iliskileri gizli çünkü Berhan kağıt üstünde evli bir adam .Cemile 'den son istegi senelerdir görmediği oglunu bulması. Derin devlet lakabını sonuna kadar hakeden Cemile oglu Cihan'ı ,kmlerce uzakta, bir okyanusun ortasında bulup çağırır. Cihan da kendini İstanbul da hastane odasında bulur. Onlar hiç normal bir baba -oğul ilişkisi yaşayamamış.Cihan'ın oglu olduğunu sonradan öğrenmiş çünkü Berhan . Geçmişe döndüğümüzde anne sevgisini yaşayamamış bir çocuk Berhan. Annesi güç zehirlenmesi yaşayan bir kadın.O sevgiyi kahyanin karısı Döne de bulmuş küçük Berhan.Arkadaşı onların oglu Nizam olmuş .Ama annesi buna da karışmış tabiki . Ve eve gelen hizmetci Mevsim .Onu ilk gördüğünde aşık olmuş Berhan, oysa ki annesinin planları çok farklıymış. Zorla yaptırılan bir evlilik ve annesinin kopyası olacak kadar kötü kalpli Şahnaz. Berhan kendisine yazılan senaryoya uymaya zorlanmış ve cok huyuknacilar çekmiş. Ama artık tek isteğim oğluyla beraber olabilmek . Ve Cihan ...babasız, annesiz büyümüş zavallı bir yürek .Simdi babasına inanabilecek mi?Ona yürekten baba diyebilecek mi?Çocukluğundan gelen bir anı Yıldız. Onun hayatına ışık kalabilecek mi ? Geçmişin izlerinin insanı nasıl yönlendirdiğini anlatan harika bir kurgu ..Töre belasına bir kez daha sayıp söverek okudum kitabi... Kitapla kalın dostlar. .. EmanetEmanet Fatma ErdekFatma Erdek
EmanetFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2025335 okunma
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2025 629. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 21:35
"EMANET" "Hayat çok çabuk geçip gidiyor. İnan çok çabuk tükeniyor ömür. Sona geldiğinde, keşkesiz, belkisiz bir yaşam sürmüşsen, şanslısındır. Bunu yapabilmek için de cesur olman, risk alman gerekiyor. " Ne yazık ki aşkın hakkı, hukuku yoktu… Bu sözler, yaşamın en gizemli, en kaotik, en güçlü duygusunu anlatıyor sanki. Adaleti yok çünkü hiçbir zaman eşit paylaştırılmıyor. Şirazesi yok; bazen bütün hayatımızın sayfalarını yerinden oynatıp dağıtıyor. Biri için, bir kibrit çöpü misali anlık bir alev ve ardından karanlık. Diğeri için, bir ömür boyu süren, nefes alıp verdiğin bir hava… Kimi, kızıl bir damga vurup geçiyor, geride yakıcı bir iz bırakıyor. Kimiyse, son durağa yaklaşmış yorgun bir yolcuyu karşılayan, huzur estiren bir meltem oluyor. Berhan Dağlıca da hayatını, çocukluğuna ve gençliğine böyle bir damganın, böyle bir aşkın gölgesinde sürdürmüş bir siyasetçi. O kızıl ateş ya da o derin huzur, onun kimliğinin gizli katmanlarını oluşturmuş. Ancak hayat, beklenmedik dönemeçlerle dolu. Bazı hikâyeler vardır; bir kapıdan içeri girer girmez insanı yakalar ve geri bırakmaz. Bakan Berhan Dağlıca’nın makam odasında geçirdiği ani rahatsızlık ve ardından hastaneye kaldırılmasıyla başlıyor her şey. Bir ameliyathanede süren yaşam savaşı, aslında koca bir hayatın kapılarını aralıyor bize. O soğuk hastane koridorlarında beklerken Berhan’ın geçmişine, pişmanlıklarına ve yarım kalmış duygularına tanıklık ediyoruz. Berhan Dağlıca ameliyathanede yaşamla ölüm arasında gidip gelirken, hayatına hiç tam anlamıyla dahil edemediği oğlu Cihan geliyor hastaneye. Asla gerçek bir baba-oğul ilişkisi kuramamış iki adamın yolları, en kırılgan anda kesişiyor. Ve işin en çarpıcı noktası: Berhan’ın yardımcısı, hayatının yasak tarafı, can yoldaşı Cemile Hanım… Berhan’ın en büyük yarasını, en
Edebiyat
EmanetFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2025335 okunma
10/10
·400 syf.··
2025 94. kitabı
EMANET Fatma ERDEK Yazarımız Fatma Hanım’ın kaleme aldığı ve elimden bırakamadan soluksuz okuduğum kitabımız 𝗘𝗺𝗮𝗻𝗲𝘁, geçmişte yarım kalan bir aşkın, yıllar sonra hem baba hem de oğul üzerinden yeniden açılan bir yara gibi sızlamasını anlatıyor. Sadece ülke yönetiminde söz sahibi olan bir bakan değil aynı zamanda Dağlıca aşiretinin sözü dinlenen, saygı duyulan ağası olan Berhan Dağlıca, yıllar önce henüz çocuk denilecek yaşlarda Mevsim’e gönlüne kaptırmıştır. Berhan’ın annesi Mihriye Hanım hizmetli olarak yetiştirilmesi için kimsesiz Mevsim’i Dağlıca Konağı’na getirtmiş ama bir gün oğlunun büyük bir aşkla yanaşma dediği kıza tutulacağını düşünememiştir. Gelecekte aşiret ağası olacak Berhan’ın evleneceği kadının kim olduğuna kadar kaderi belirlenmiştir ama Mevsim’e duyduğu aşk içinde büyürken, karşı konulamaz duygular ile yaşayacaklarının önüne geçememişlerdir. Ama töreleri, korkuları, yanlış seçimleri ve üzerlerindeki baskılar sadece onları değil oğulları Cihan’ın da kaderini değiştirmiştir. Ailesi ile arasındaki bağları kopartıp hem sağ kolu hem de birlikteliği olan Cemile Hanım ile bir hayat kurmaya çalışan Berhan, yüreğindeki pişmanlıklarla Mevsim’i unutamadığı gibi oğlu Cihan’ın kendisini affetmemesinin acısıyla yaşamış ve bir gün kalp krizi geçirmiştir. Eğitimli ve başarılarla dolu kariyeriyle diplomat bir ailenin kızı olan Cemile Hanım, Berhan’ı çok sevdiği gibi ona öyle düşkündür ki eğer Berhan gözünü açacaksa karşısında ilk oğlu Cihan’ı görsün ister. Berhan’ın yüreğinde taşıdığı pişmanlıklar, Cihan’ın yalnızlığı; bir babanın suskunluğunun bir evlada nasıl miras kaldığı… Sadece Berhan ve Cihan değil onlara eşlik eden her bir karakterle birlikte yüreğinizde yerini alacak bir roman 𝗘𝗺𝗮𝗻𝗲𝘁. Onların acılarıyla biz okurlarında içi acırken mutluluklarına da ortak
EmanetFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2025335 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
Beğendi
·
2025 125. kitabı
. "Aşklar türlü türlü olurdu. Insan defalarca âşık olurdu. Ömür neler neler görürdü. Fakat hepsi gelip geçer, sadece ilk aşk, bir yara gibi kanardı insanın yüreğinde." "Aşk, insana hem yıkan hem de ayakta tutan bir şeydi." @fatmaerdek kaleminden #emanet geçtiğimiz günlerde Ephesus YayınlarıEphesus Yayınları tarafından gözden geçirilerek yeniden yayımlandı. Sanki daha önce okumamışcasına yazarın kalemine olan iştahımla kitabı elbette yeniden okudum. Üç gündür birlikte adımlıyoruz kitapla ve bugün kitabı kitaplığa bırakırken içimi yine buruk bir hüzün kapladı aşkın yaralayan notalarına karşı. Ya da kitabı değil Berhan'ı bırakmak zor geldi bilemedim. Gerçi Cemile'ye emanet ama olsundu :) İçimdeki annelik duygusuyla Cihan'ı da koruyup kollamak istedim elbette ama duygudan duyguya savrulmak iyi geldi. Bu hissi özlemişim... Masum ve mazlum Mevsimle, kudretli ve vakur Berhan'ın hikâyesi törenin insan yaşamlarına sirayet eden ezici gücünü anlatıyor okurlarına. Güçlü, varlıklı ama mutsuz yaşamların tesis edemediği huzur duygusunu da düşündürüyor. Bir yanda kısa sürede olsa tattığı aşk duygusuyla tüm yaşamı boyunca özlemle soluklanan bir adam diğer yanda bir kez bile sevgiyi ve mutluluğu tadamamış ömrünü gücün zehriyle geçirmiş bir kadın karakter. Insan düşünüyor hangisi daha az mutsuz diye... Mutlu demiyorum çünkü aileler gücün zehriyle yetiştiriyor çocuklarını. Adına töre dedikleri biat kültürüyle yetişen insanların mutsuz ettikleri insan sayısı azımsanamayacak kadar çoktur eminim. Bir de bu ailelerde büyüyen çocukları sayarsak gittikçe büyüyen bir mutsuzluk sarmalı çıkar önümüze. Yazar, keskin gözlem gücüyle özellikle kadınların kıskançlıkla ne kadar acımasız olabileceğini de gözler önüne sermiş. Çok çok severek okudum yine... Kaybettiğimiz şeyler başka bir surette geri dönüyor
EmanetFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2025335 okunma
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
"Bir renk karmaşasaydı hayat. Acının siyahı,mutluluğun beyazı, hüznün sarısı,sevginin yeşili,umudun mavisi... Ve insan duyguları gökkuşağına benziyordu. En soğuk ve en sıcak renkler birbirine yaslanıyor, birbirinden besleniyordu." Sizlere doğunun ve aşiretlerin, burada büyüyen gençlerin yaşadıkları , maalesef ki kaderlerini anlatan bir kitapla geldim. Kitap yazar @fatmaerdek hanımın #emanet isimli kitabı. Bu kitap yazardan okuduğum ikinci kitap ve iki kitap da bende bambaşka izler ve duygular bıraktı ve uzun bir süre etkilerinden çıkacağımı sanmıyorum. İsteseniz ben konusuna geçeyim. Berhan Dağlıca aşiret çocuğu olarak büyümüştür ve Bakan olmuştur, bir gün kalp krizi geçirir ve apar topar hastaneye kaldırılır ve yoğun bakıma alınır kapıda bir çok insan beklemektedir, can yoldaşı dediği Cemile Berhan Dağlıca'nın oğlu Cihan'ı bulur babasının durumunu anlatır ve Cihan tüm kızgınlık ve kırgınlıklarına rağmen apar topar hastaneye gelir. Bu andan sonra Berhan Dağlıca'nın geçmişi ve günümüzün arasında gidip geliyoruz bu güzel kitapda. Berhan Dağlıca'nın babası Rıza Bey çok iyi bir adamdır oğlunu sevmekte ve bunu belli etmektedir. Ama annesi Mihriye Hanım katı, despot sevgisiz bir kadındır. Bir gün konağa Mevsim adında kimsesiz bir kız getirilir ve zamanla Berhan Dağlıca ve Mevsim arasında bir aşk başlar ama devamı olmayacak bir aşk çünkü biri aşiret oğlu biri kimsesiz bir gariban . Ağa karısı buna asla izin vermez ve kızı başka yere gönderilir ama yüreklerinde ki aşkı silemez. Berhan Dağlıca'nın geçmişi ve geleceği ile yüzleşmesi, oğlu Cihan'la arasındaki olan kırgınlığı ve geçmişteki sırları birbir ortaya çıkar. Açıkçası annesine çok kızdım neden sevenler ayrılır ve gariban olanlar hep ötekileştirilir bir anlam veremiyorum . Sizce Berhan Dağlıca geçmişiyle olan
EmanetFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2025335 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2025 33. kitabı
Konağa besleme olarak getirilen Mevsim, Berhan Dağlıca’nın çocukluk aşkıydı. Aynı avluda büyüdüler; onlar büyürken sevgileri de birlikte filizlendi. Berhan, çocukça sevgisiyle Mevsim’i çok sevdi. Yaz, kış, sonbahar… Mevsimler hızla değişiyordu ama Berhan’ın kalbi tek bir mevsimde takılı kalmıştı: Mevsim’de. Bu aşka izin vermeyen kişi ise ağa karısı Mihriye’ydi. Rıza Bey’in karısı, konağın görünmeyen ama en sert otoritesi. Oğlunu ağalığa hazırladığını düşünürken Berhan’ı sevgisizliğin içinde büyüttü. Çünkü ona göre bir ağa, sevgiyle değil, sertlikle yetişmeliydi. Keskin bir bıçağın ağzı gibi olmalıydı; duygular törpülenmeli, merhamet zayıflık sayılmamalıydı. Mihriye, hanım ağa o günleri şekillendirdiğini sanıyordu belki ama attığı her adımın ileride birçok insanın kaderini etkileyeceğini biliyor muydu, emin değilim. Bunca olayın fitilini ateşleyen de buydu zaten. Mevsim’in çaresiz suskunluğu, Berhan’ın sevgisiz büyütülüşü, koparılan bir aşk… Hepsi yıllar sonra Cihan’ın öfkesinde, Nizam’ın vicdanında karşılık buldu. Dağlıca Konağı’ndan bir hastane odasına uzanan bu hikâye, sırlarla dolu bir geçmişe sürüklüyor okuru. Ve şunu fısıldıyor: Bazı aşklar bittiği için değil, yaşanamadığı için öldürür. Cihan geçmişle tam da bugünün ortasında kalan bir genç babasına hasta yatağında affedecek mi? Her şey olup biterken sessizce perdenin ardından izleyen bir kadın da vardı ki Cemile o neredeydi sahi o kendini bulabilecek miydi? "Çünkü bazen insan her şeyin bittiğine inanır. Kendini bağışlayamıyorsa, karşısındakinden de bunu bekleyemez. Böyle zamanlarda saklanmak, ardına sığınacak bir mazereti olmayanların demirlediği limandır. Özellikle vicdan muhakemesinde kendini suçlu bulanların yegâne kaçış yoludur bu." "Anlamıştı ki sonsuz vedalara hırçın tavırlar, aceleci ve kırıcı
EmanetFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2025335 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
Beğendi
·
2025 60. kitabı
Merhaba Müptelalar Emanet, yoğun bakımda yaşamla ölüm arasında kalan Berhan Dağlıca’nın geçmişiyle yüzleşmesiyle başlıyor ve bizi iki kuşağa yayılan derin bir trajedinin içine çekiyor. Berhan’ın gençliğinde Mevsim’le yaşadığı o imkânsız, tutkulu aşk, töreler, aile baskıları ve yanlış kararlar yüzünden yarım kalıyor. Ama bu yarım kalmışlık sadece onların hayatını değil, sonraki neslin kaderini de paramparça ediyor. Anne–baba–oğul üçgeninde dolaşan günahlar, pişmanlıklar ve suskunluklar, roman boyunca ağır ama çok tanıdık bir yük gibi hissediliyor. Kitapta beni en çok sarsan şey emanet kavramı oldu. Bir aşkın, bir hatanın, bir sırrın nesiller boyunca nasıl taşındığını yazar öyle sahici anlatmış ki, ister istemez o duyguların esiri oluyorsunuz. Bu sadece bir aşk hikâyesi değil, geçmişin bugüne, bugünün geleceğe bıraktığı ağır bir miras. Fatma Erdek’in kalemi zaten duygusal ve akıcı, ama bu romanda sanki yüreğini tamamen ortaya koymuş. Mevsim’in acısını iliklerime kadar hissettim, Berhan’ın sessiz ve ömürlük aşkı karşısında hayranlık duydum. Ağalık, töre ve kavuşamayan aşklar teması çok katmanlı, çok daha iç burkan bir hâl almış. Kitap kasvetli, evet itiraf ediyorum mutluluktan çok acı, pişmanlık ve hesaplaşma var. Ama bu kasvet yapay değil, hayatın kendisi kadar gerçek. Cemile karakterini özellikle sevdim. Gerçek sevginin, fedakârlığın ve dimdik durmanın ne demek olduğunu ondan öğreniyoruz. Ayakları yere basan, güçlü kadın karakterleri okumayı seviyorsanız, Cemile sizi de etkileyecektir. Bazı bölümlerde duygular o kadar yoğun ki okura nefes aldırmıyor. Buna rağmen kitabı elimden bırakamadım ve iki günde bitirdim. Dram seviyorsanız, aşkın en acı ve en sessiz hâlini görmek istiyorsanız mutlaka okuyun. Benim için yazarın en etkileyici kitaplarından biri oldu. Tavsiye
EmanetFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2025335 okunma

Yazar Hakkında

Fatma ErdekYazar · 6 kitap
Fatma Erdek 1969 yılında Erzurum'un Şenkaya ilçesinde doğdu. İlk, orta, lise ve yüksek okul eğitimini İzmir'de tamamladı. İzmir'de yaşıyor. 1995 yılında evlendi, 1999 yılında oğlu Ozan dünyaya geldi. 2005 yılında amatör olarak yazmaya başladı. Yazarlığın eğitiminin olamayacağını savunuyor. Herkesin bildiği kelimelerle farklı cümleler kurabilen, özellikle duygulara hitap edebilen yazarlara hayranlık duyuyor. İsimsiz Hikaye adlı ilk roman denemesinin ardından, Hayat Tadında, Kader Çizgisi, Hazan Sarı, Erken Rüya Zamanlar ve nihayet Melekler Zamanı'nı yazdı. Kalfalık döneminin son romanı olarak nitelendirdiği Melekler Zamanı, aynı zamanda ustalık döneminin ilk romanı oldu. 2012 yılının Ocak ayında basılan Melekler Zamanı kısa sürede çok satanlar arasına girmeyi başardı.