Aynı evde toplanan bir aile, eski kırgınlıklar ve beklenmeyen bir ölüm…
Agatha Christie, bu eserinde sadece bir cinayetin izini değil, bir ailenin içindeki görünmeyen mesafeleri de adım adım aralıyor. Her karakterin yüzünde bir ifade, ama ardında sakladığı bambaşka bir gerçek var. Bazen bir arada olmak, gerçekten yakın olmak anlamına gelmiyor, bunu görüyoruz.
Sayfalar ilerledikçe evin içindeki o sahte huzur ve yakınlık yavaş yavaş çözülüyor. Yerini, sessiz ama rahatsız edici bir şüphe alıyor. Poirot’nun her zamanki sakinliği ise bu karmaşanın içinde tek değişmeyen şey gibi.
Kitabın sonuna geldiğimde, çözülen şey sadece cinayet değildi. Aynı zamanda insanların ne kadar iyi saklayabildiği, ne kadar derine gömebildiği duyguların da bir itirafıydı bu.
Bazı hikâyeler bittiğinde katili öğrenirsiniz.
Bazıları bittiğinde ise insan doğasına biraz daha yaklaşmış olursunuz. Noelde Cinayet, tam da böyle bir kitaptı.
Poirot’nun sakinliği ve olayları çözme şekli ise her zamanki gibi etkileyiciydi. Final şaşırtıcı ama aynı zamanda her şeyin en başından beri mümkün olduğunu fark ettiren türdendi. Ne de olsa; bazı ailelerin en büyük sırrı, birbirlerine ne kadar yabancı olduklarıydı.
Kitapla ve sevgiyle kalın...
Bazı kitaplar vardır, tam da yılın o zamanında okunmak ister. Bir Noel Şarkısı benim için öyleydi. Ancak okurken fark ettim ki, sadece noel zamanı ile sınırlı olmayan bir yapıt. Daha çok insanın kendine dönüp bakması için yazılmış kısa ama yoğun bir metin.
Dickens bu hikâyede bize büyük olaylar anlatmıyor aslında. Daha çok küçük ama çok tanıdık duygularla ilerliyor: pişmanlık, yalnızlık, geç kalmışlık hissi…
Scrooge karakteri ilk başta mesafeli duruyor. Sert, soğuk ve kapalı. Ama sayfalar ilerledikçe onun kötülükten çok yorgunluk taşıdığını fark ediyorsun.
Geçmiş, şimdi ve gelecek bölümleri, kitabın en çarpıcı yeri. Scrooge'a görünen hayaletler üzerinden bu bölümler ilerlerken hem tebessüm ettiriyor hem de düşündürüyor. Özellikle geçmişe dönüşler, insana sessizce şunu hatırlatıyor: “Ne zaman böyle olduk?”
Kitabın en sevdiğim yanı, umudu çok sakin bir yerden anlatması. Büyük dönüşler, ani mucizeler yok. Küçük bir fark edişin bile bir insanı değiştirebileceğini söylüyor. Başkasını gerçekten görmek, biraz yumuşamak, biraz durmak gibi…
Charles Dickens ile tanışmak için gerçekten harika bir yapıttı. Kısa sayfa sayısı ve içine çeken konusuyla bir solukta okuyabileceğinizi söyleyebilirim.
Kitapla ve sevgiyle kalın...