8/10
·632 syf.··
2026 21. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 20:41
Hitler dönemi ile ilgili araştırma yapanların muhakkak okuması gereken bir eser. Ancak o dönemi okumaya ilk olarak bu kitaptan başlayanların çok sıkılacağını söylemem lazım. Bormann,Göring,Hess,Himmler vb. kişilerin kim olduğunu bilmeden bu kitabı okumanız kitaptan alacağınız verimi çok düşürecektir. Bu kitabı Hitler dönemi ile ilgili olarak bir başlangıç değil,aksine tamamlayıcı bir kitap olarak görmek lazım. Döneme ilgisi olanlara Kısa Hitler İmparatorluğu Tarihi kitabı ile başlangıç yapmalarını tavsiye ederim. Kitabın içeriğine gelirsek eğer, gerçekten dönemle alakalı olarak ciddi bir hazine kaynağı olduğunu düşünüyorum. Kitapta muhakkak yazarın kendisini haklı çıkarmak için farklı anlattığı veya farklı yansıttığı hususlar olsada dönemini yansıtan güzel bir eser. Kitapla ilgili bir eleştirim yaklaşık 500 kadar dipnot olması ve bu dipnotların sayfa altında değilde kitabın en arkasında yer alması. Sürekli kitabın en sonuna gidip geri dönmeniz gerekmekte. Buna ek olarak kitapta çok fazla bilgiden ve kişiden bahsedildiği için sürekli elinizde telefon bahsedilen olay ve kişilerle ilgili olarak araştırma yapma durumunda olacağınızı göz önünde bulundurarak okumalısınız. Kitabı bitirmek için gerçekten uzun bir zaman gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti tarihini merak edenlerin ve o dönemi anlamak isteyenlerin; aynı/benzer dönemleri içeren Hitler,Mussolini,Stalin ve Enver Hoca vb kişileri ve yönetim biçimlerini bilmeden analiz ve yorum yapmaları hep eksik kalacaktır. Bu anlamda bu tarz dönem kitaplarını okumanın çok faydalı olduğunu düşünüyorum.
Tarih
Üçüncü Reich YıllarıAlbert Speer · Kronik Kitap · 20267 okunma
Üçüncü Reich Yılları İncelemesi
9/10
·632 syf.··
2026 8. kitabı
Adolf Hitler'in mimarı ve 1942-1945 yılları arasında Üçüncü Reich'ın Silahlanma ve Savaş Üretimi Bakanı olarak görev yapan Albert Speer'in 1969 yılında yayımlanan hatırat kitabı. Sahip olduğu mimarlık yetenekleri sayesinde genç yaşta Hitler'in gözdesi hâline gelen ve Yeni Şansölyelik binasının mimarlığını bizzat emanet ettiği Speer'in, yüksek potansiyelli genç bir mimarken kendisini bir anda İkinci Dünya Savaşı'nın Almanya açısından en kritik dönemlerinde Silahlanma ve Savaş Üretiminden sorumlu bakan olarak bulduğu süreci detaylıca anlatan kitapta Speer; ilk yıllarını, Hitler'le tanışmasıyla başlayan yükselişini, yükselişine ve bakan yapılmasına paralel olarak Hitler'in çevresindeki kişilerle (Bormann, Goebbels, Göring ve Himmler) girdiği güç mücadelelerini ve dönen entrikaları, NSDAP üst yönetimindeki isimlerin ruh hâllerini, ihtiraslarını ve karakterlerini, Führer'le birlikte tasarladıkları ve kazanılacak zafer sonrasında Berlin'i bambaşka bir çehreye sokacak olan Welthauptstadt Germania (Dünya Başkenti Germania) projesi gibi birçok projeyi, savaşın Almanya açısından kötüye gitmeye başladığı 1943 yılı ve yenilginin neredeyse kesinleştiği 1944 yılı itibarıyla Hitler'in giderek gerçeklikten kopan bir kişiye dönüşme sürecini ve nihayetinde Almanya'nın koşulsuz teslimiyetiyle birlikte içine düştüğü esir hayatını oldukça detaylı bir şekilde okuyucuya aktarıyor. Her ne kadar kitabın, Speer'in Nürnberg Mahkemelerinde çizdiği “İyi Nazi” profiline uygun şekilde yazıldığı hissedilse de, Üçüncü Reich'ın üst yönetiminde bilfiil görev almış ve Hitler'in yakın çevresinde bulunmuş birisinin hatıratını okumak son derece etkileyiciydi. Yalnızca bir milletin değil, bütün dünyanın kaderinin Hitler'in aldığı kararlara bağlı olarak şekillenmesi ve bir kişinin aldığı kararların
İnceleme
Üçüncü Reich YıllarıAlbert Speer · Kronik Kitap · 20267 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·652 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 00:00
Dikkat spoiler içerir. Fransa'da hayatına devam eden Günther'e bir haber gelir ve restorana gittiğinde burada Erich Mielke ile karşılaşır. Yanında eski yardımcısı Friedrich Korsch da vardır. Mielke ondan Maugham davasında yer alan Anna French'i öldürmesini ister. Çok itiraz etmeden kabul ettiği için onu asar ama öldürmez. Yolda bir Stasi ajanını bayıltıp trenden kaçar. Kaçarken de geçmiş hatıralar hafızasına geri gelir. 1939 yılında Heydrich onu Obersalzberg'e göndermiştir. Çünkü Hitler için hazırlanan ve Martin Bormann yönetimindeki çayevinde Karl Flex adında biri öldürülmüştür. Hem bu Cinayeti çözecek hem de Heydrich için Bormann aleyhine bir şeyler bulacaktır. Oraya gider. Sigara içme yasağı gibi yasaklar vardır. Flex insanlar tarafından tıpkı Bormann gibi sevilmeyen biridir. Pek çok vatandaşın evini zorla almıştır. Bormann da orada yapılan her işten yüzde on almaktadır. Hatta fahişe pazarlamaktan bile. Korsch ile olay yerine giden Günther amfetamin alarak uyumadan çalışmaya başlar. Doktor Brandt otopside bel soğukluğundan bahsetmez ama Günther fark eder. Kassel adlı yüzbaşı da soruşturmada ona yardımcı olur. Brandner adlı eski bir fotoğrafçı yakalanır. Kaltenbrunner'in yolladığı 2 SS ajanını da etkisiz hale getirmiştir. Fotoğrafçı masumdur ve onu kurtarmak için katili bulması gerekir. Kassel de fren hidroliği kesilerek öldürülmüştür kaza yaptırılarak. Sonunda Johann Diesbach'ın katil olduğu anlaşılır ama Zender yani Bormann'ın yaveri onu öldürür. Günther ise mağaralara kaçarak kurtulur. Bormann fotoğrafçı ve SS ajanlarını da söz vermesine rağmen öldürmüştür. Kardeşi Albert Bormann da Günther'in bulduğu delillerin kullanılamayacağını söyler. Ama kendisindeki delili Heydrich'e vereceğini söyler. Stasi'den kaçıp aynı mağaraya 17 yıl sonra gelen Günther Korsch
Prusya MavisiPhilip Kerr · Alfa Yayıncılık · 201830 okunma
8/10
·309 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 14:06
Merhaba arkadaşlar. Hayırlı cumalar ve güzel güneşli bir günde, mutlu bir gün geçirmenizi dilerim. 2018 ve 2021 sonrası yeniden –yine bir tane- Jack Higgins kitabıyla beraberdik. Bir sonraki ne zaman denk gelir bilemiyoruz ancak, biraz eserden bahsedelim. Seri, Sean Dillon serisine ait bir kitap ama bizim ülkemizde bir seri içine dahil edilmediğinden bizler de okumaya dahil etmedik bunu. Dünya genelinde ise sanırım 22 kitaplık bir seri olduğunu söyleyebiliriz. Sean Dillon, İrlanda asıllı, suikastçı ve bir paralı asker olarak karşımıza çıkıyor. Ira isimli terör örgütünün içerisinde olup babasının Belfast bölgesinde İngilizler ve IRA arasındaki çatışmada çapraz ateş içinde kalıp ölmesi sonucunda IRA içine katılıyor ve intikam almaya çalışıyor. İşin özünde ise kim iş için çok para veriyorsa onun için çalıştığını söylemek mümkün. Kitabın öyküsüne geldiğimizde ise gerçeklerle harmanlanmış bir kurgu görmekteyiz. Henry Baker adında bir dalgıç Karayipler’e dalışa gidiyor ve burada Almanlara ait ‘Unterseeboot’ denilen denizaltı enkazı buluyor. İçinde de bir evrak çantası. Evine döndüğünde bu çantayı açıp içindeki belgelere baksa da Almanca yazdıkları için bir şey anlamıyor. Ancak günlüklerde yazılan tarihlerde bir yanlışlık düşüncesi hakim çünkü belgelerin tarihlerine bakılırsa bu savaş denizaltısı aslında savaştan sonra göreve başlıyor. Bunu en iyi anlamak içinse aklına bir isim geliyor: Martin Bormann. Bu arada Martin Bormann gerçek hayatta var olan bir Alman komutanı. Yahudileri herkes bilir, aynı zamanda Slavların da yok edilmeleri gerektiğini savunan, Hitler’in sağ kolu diyebileceğimiz, onun yakın çevresi tarafından da kabul gören özel sekreter olup nüfuzlu ve güçlü biri olduğunu kısaca söyleyebiliriz. Bir sonraki noktada kitaba birkaç karakter daha giriş yapıyor. Ancak
Fırtına BurnuJack Higgins · İnkılap Kitabevi · 199422 okunma
9/10
·520 syf.··
2026 15. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 16:56
Nazi Almanyası'nın mimarı ve silahlanma bakanının yazdıkları o dönemi yansıtması bakımından önemlidir. Öncelikle bu kitap bütün bir dönemi anlamak açısından bir giriş kitabı değil bir gelişme ve sonuç kitabıdır. Dönem hakkında halihazırda bir bilgi birikiminiz yoksa bu kitabı okumayın çünkü olay örgüsü kafanızda birleşmeyebilir ve bazı isimler tanıdık gelmeyebilir. Birincil elden yazılmış bir kaynak olduğu için tarihe tanıklık ettiği kişiler ve bu kişiler hakkında fikirleri çok fazla yer barındırıyor. Speer düşüncelerinde zaman zaman kendiyle çelişmekte öncelikle başta kendi halinde bir mimar olduğunu söyleyip Nazi partisi ile bir bağlantısı olmadığını söylese de daha sonrasında Hitler'in büyüsüne kapılıp onun için yılmaz bir şekilde çalışıp çabaladığını görüyoruz. Bu da ikiyüzlü, sinsi bir karakter olduğunu gösteriyor. Diğer önde gelen Nazilerin hakimiyetini gördükçe daha da hırslanıp yükselmeye ve diğer bazılarıyla işbirliği yapıp bazılarının arkasından iş çevirmesi de rejimin ne kadar çürüdüğünü gözler önüne seriyor. Bazen sadık bir Speer görüyoruz bazen ise efendisini zehirli bir gaz ile öldürmeye çalışan birisini yani tutarlı belli başlı uzun vadeli bir düşüncesi yok. Sistemin önde gelenleri olan Göring,Bormann,Goebbels,Himmler,Hess hakkındaki düşüncelerini okumak ayriyeten zevkliydi özellikle savaşın son zamanlarında herkesin kendi başına hareket etme isteğini oldukça çarpıcı bir şekilde görüyoruz. Gemi batmaya başladığında herkes bir yana saçılıyor bunu Çöküş kitabında da okumuştum fakat burada direkt birincil elden bahsedilen olaylar bunu daha da pekiştiriyor. Doğru yaptığı şeylerden bir tanesi Hitler geri çekilirken çekilinen şehirlerin topyekun imhasını emretmesine rağmen yetkisini kullanarak bunu olabildiğince engelliyor. Kitapta toplama kampları
Tarih
Üçüncü Reich YıllarıAlbert Speer · Kronik Kitap · 20267 okunma
SS içinde bir Sovyet Casusu
8/10
·340 syf.··
2026 4. kitabı
1945 yılına gelindiğinde fanatikler haricinde Almanya’nın savaşı kaybettiği ve durumdan çıkış yolları aramanın gerekliliği gizliden gizliye de olsa giderek daha fazla konuşulur olmuştur. SS içinde bile Hitler’in gerçeklikle bağının koptuğuna inananlar bulunmaktadır. Bu sebeple işler daha kötüye gitmeden Batılı müttefikler ile anlaşarak savaşı durdurmanın tek çare olduğu düşünülmeye başlanır. Avrupa’nın ortalarına kadar gelmiş olan Sovyetler ’in daha fazla alan kazanması hem Batılı müttefikler hem de Almanya açısından felaket olarak düşünüldüğünden bu noktanın Batı ile barış için bir ortak sebep olarak öne sürülmesi kararlaştırılır. Ancak bu tip bir anlaşma Hitler tarafından vatana ihanet olarak kabul edildiğinden her şey çok gizli yürütülmelidir. Bununla birlikte Hitler’in çevresinde, üst yönetimde ve Nazi önderleri arasında ciddi hizipleşmeler ve düşmanlıklar bulunmaktadır. En tepedekilerden Himmler, Göring ve Bormann birbiri ile yıllardır rekabet halinde olup her biri kendi adamlarından oluşan bir teşkilata sahiptir ve birbirlerini ifşa etmek için fırsat kollamaktadırlar. Bu yüzden ortama büyük bir güvensizlik hâkimdir. Bu sebeple Hitler sonrasındaki konumunu düşünen Nazilerin planlarını diğerlerine fark ettirmeden yürütmesi gerekmektedir. Kahramanımız Stirlitz, görevi için ülkesinden ve ailesinden yıllar önce ayrılmak zorunda kalmış, becerisi ve kurnazlığı ile istihbarat birimi içinde önemli bir konuma gelmiş Sovyet casusudur. Yıllar içinde mükemmel bir sicil yaratmış ve sadık bir Nazi görüntüsüyle güven kazanmıştır. Bu sebeple birçok önemli olayın sorgusu da kendisine verilmiştir. Stirlitz, bir yandan açığa çıkmamaya çalışırken öte yandan da olayları ülkesi için en faydalı olacak şekilde yönlendirmekte ve yaşananları gizlice rapor etmektedir. Stirlitz’in son
1000Kitap
Baharın On Yedi AnıJulian Semenov · Yar Yayınları · 20246 okunma