Kapı sınırları belirleyen surlar gibiydi aralarında , çelikten örülmüş bloklar gibi sapa sağlam görevini yerine getiriyordu. Biliyorlardı ki kapı buzdan yapılmıştı ve artık kalplerinin sıcaklıklarında erimeye başlamıştı. Yukardan aşağı önce suretler çıktı meydana ve sonra yek vücut olmamak için inatlaşan iki insan suretinde keçi!
Keçilerin biri mavi diğeri kırmızı , hangisi daha güçlü poz verirse kazanan o olacaktı. Duruşlar dikdi. Gözler pekdi. Anlar gergindi. Canlar solda inenleri uğurlamış devam et diyenlerdendi. Zanlar ağırdı. Kalpler dört kapakçığını hizmete sunmuş debisini yükseltmişti.
Gözler boş baktı oysa bunca kelime oyunu boşa çıkabilirdi, gözlerde his olmalıydı ama olmadı artık gözler boş bakar olmuştu! Olmamalıydı ama olmuştu, inat edilmemeliydi. Zorlama tambur halatı çekmezdi fakat halat belki kendi gelirdi. Yine kameralar gözlere yakın çekim yaptı. Boştu umursuzdu vazgeçikdi amanneysedi dertliydi hatta vesaireydi inanmazsınız yemin dahi yazabilirim o gözlerde aşk bayrak çekmişti iflasını vermişti kavgabitmişyarabantlarısarılmıştı. Arafoloji terimini öğretmek ne zordu bu zamanlar arada kalmak beklemekdi sabretmekdi sonunu kabul etmekdi sabırla beklenen tüm mektupların cevaplarında kuş pulu olması dilekleri sunulmuştu.