Bora Şahin

Ana, çocuk bakıcılığı eğitimi görmediği halde dadılık, aşçılık eğitimi almadığı halde aşçılık, hizmetçilik eğitimi görmediği halde hizmetçilik eder, bütün bu görevleri tek başına yüklenir; yüklendiği görevlerin hepsinin de ister istemez kötü bir biçimde yerine getirir; her zaman yorgundur ve çocukları onun için bir mutluluk kaynağı olacaklarına birer baş belasıdırlar. Koca işten döndüğü zaman boş vakte sahiptir, ama kadının hiçbir boş vakti yoktur. böylece, sonunda kadın adeta kaçınılmaz bir biçimde sinirli, dar kafalı, yüreğinde kıskançlık taşıyan bir insan haline gelir.
Sayfa 45
Alıntı
Reklam

Bora Şahin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·192 syf.·
2025 5. kitabı
Ahmet Altan
8.5/10 · 551 okunma

Bora Şahin

, bir kitap okudu
10/10
·160 syf.··
2025 1. kitabı
Selahattin Demirtaş
9.1/10 · 873 okunma
10/10
·160 syf.··
2025 1. kitabı
“Sokakta kimse kimsenin sahibi değildir.” Bu cümle, yalnızca ana karakterin değil, romanın tamamının ruhunu özetliyor. Selahattin Demirtaş, cezaevinde kaleme aldığı Jamal’da, hikâyeyi sokakta kuruyor. Sokağın içine, görünmeyen hayatların, terk edilmiş duyguların kıyısına okuru davet ediyor. Romanın merkezinde, genç yaşta hayatını sokakta yeniden kuran bir adam yer alıyor. Ancak bu hikâye, bireysel bir hayatta kalma çabasının ötesine geçerek toplumsal bir yüzleşmeye dönüşüyor. Demirtaş, edebiyatla kurduğu ilişkiyi başından beri politik kimliğinin ötesine taşıyor. Seher, Devran, Leylan, Efsun, Arafta Düet ve DAD ile şekillenen edebi çizgisi, Jamal ile birlikte daha da derinleşiyor. Önceki eserlerinde de sesi bastırılmış, kenara itilmiş, unutulmuş karakterlere söz vermişti Demirtaş. Bu kez hikâyeyi doğrudan sokaktan anlatıyor. Roman, aile içi travmalardan, kimlik değişiminden, sokakta tutunma çabasından, seks işçiliğinden, sınıf geçişlerinden ve aşkın çeşitli görünümlerinden besleniyor. Ancak Jamal, yalnızca bu kavramlara yaslanmıyor. Aidiyetle özgürlük arasındaki ince çizgiyi sorguluyor, mülkiyet kavramını tersyüz ediyor. “İnsanın doğuştan gelen iki korkusu vardır” diyen karakter, düşme ve yüksek ses dışında tüm korkularını reddediyor; özgürlüğü sokakta buluyor. Demirtaş, dört duvar arasında kaleme aldığı bu romanla dışarının sesini içeriye taşımıyor; içeriden bakarak dış dünyanın gölgelerine ulaşmaya çalışıyor. Jamal, yalnızca bir cezaevi romanı değil; yazar, mahkûmiyetin duygusunu karakterlerin içine işliyor. Dilini yalın ama yoğun kuruyor. Mizahla hüznü ustaca iç içe geçiriyor; okur, en ağır sahnede bir suaygırının üzüldüğünde kırmızı terlemesini öğrenip gülümsüyor. Bir başka yerde “taburcu olmak” fiilinin askeriyeden geldiğini duyup şaşırıyor. Demirtaş,
Edebiyat
JamalSelahattin Demirtaş · Dipnot Yayınları · 2025873 okunma
Reklam