“Acaba bu son mu?” diye düşündü. Son… Kurtuluş… Her şeyin bitmesi ve perdenin inmesi. O büyük ve ferahlatıcı boşanma. Bütün kafasındakilere, hepsine birden “paydos!” demek, kapıları açmak ve yol vermek, son zerresine kadar her hatırayı, her hayali, her tasavvuru koymak ve herhangi bir nesne, cansız ve şuursuz bir mevcut olmak, bu güneşin altında parlak bir yılan sırtı gibi, bir ucu dikilen sokağa, güneşin yer yer bir cüzam gibi kemirdiği duvarlara, evlere katılmak, varlığın çemberinden çıkmak, bütün tenakuzlarından kurtulmak…
Ey Muhammed! Sana ay halinde kadınlarla
cinsel ilişkide bulunmanın helal mı haram mı olduğunu soruyorlar. Onlara de ki:
O, pis bir şeydir. Bu halde kadınlarla cinsel ilişkide bulunmak eşler için bir eziyettir. Öyle ise, hayız halinde kadınlarla cinsel ilişkiden uzak durunuz. Hayız kanları kesilip de boy abdesti alıncaya kadar onlarla cinsel ilişkiye yaklaşmayınız. Bundan maksat, bu halde iken onlarla cinsel ilişkide bulunmamaktır. Yoksa kadınları hayızlı iken Yahudilerin yaptığı giöi yaklaşmamak, onlarla oturup kalkmamak ve birlikte yiyip içmemek değildir. Onlar boy abdesti alıp temizlendiklerinde Allah'ın sizin için helal
kıldığı taraftan, yani arkadan değil, çocuk üreme yolu olan ön taraftan onlarla cinsel ilişkide bulunabilirsiniz. Allah günahlarından tevbe edenleri, fuhuş ve pisliklerden uzak duranları sever.
Neden ayrıldınız? Anlaşamadık. Neden boşandınız? Anlaşamadık. Anlaşamamak çok anlaşılır bir nedendi ayrılmak için ama kimseye bu kadar açıklama yeterli gelmiyordu. Daha geçerli sebepler istiyordu toplum bizden. Hiç değilse şiddetli bir geçimsizlik istiyordu. Oysa şiddetsiz, sessiz bir geçimsizlik de az şey değil ki. Aynı evi paylaşan, hiç konuşmadan, kavga etmeden, birbirine dokunmadan seneler geçiren insanların geçimi de geçimsizlik değil mi? Çiçeği ha bir günde koparıp atmışsın kökünden, ha yavaş yavaş solmasına izin vermişsin.