📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Samuel Self boşanma davası açtığı karısı Sarah'yı hafife almıştı. Norwichli kitapçı iyi bir planı olduğunu düşünüyordu. Sarah ve sevgilisi John Atmere'yi uygunsuz vaziyette yakalamıştı, dolayısıyla mahkeme muhtemelen nafaka ödemeden boşanmalarına izin verecekti. Kadının yıllardır evlerinde yaptıkları grup seksleri, kırbaçlama fantezilerini ve doğaçlama seks şovlarını ifşa ederek karşı atağa kalkma cesaretini gösterebileceği aklının ucundan geçmemişti. Ama kadın bunu yaptı ve yasal işlemler sona erdiğinde hem kendisi hem de Samuel mahvolmuştu. Bu ikisinin evlilikleri hiçbir zaman yolunda gitmemişti. 1701'deki düğünlerinde Samuel hâlâ bakirdi ve birkaç hafta içinde Sarah ona belsoğukluğu bulaştırdı. Bundan hemen sonra kadın, evli komşularının yatağına davetsiz girip üçlü ilişki teklifinde bulunmaya ve hediye olarak kadın hizmetkarının bir tutam kasık kılını sunmaya başladı. Samuel'in karısının gece geç vakitteki bu gezmelerinden haberdar olup olmadığı bilinmese de, 1706'da kendi yaptıkları da hiç masumane şeyler değildi. Hizmetçileri Atmere ile kiracılarının yardımıyla Self ailesinin evi bir seks âlemi mekânına dönüştü. Burada cinsel partnerler değiş tokuş edilip herkesin gözü önünde birbirlerini kırbaçlıyorlardı. Selflerin evindeki grup seksin en gözde sahnesi genellikle Samuel'in kiracılarından biri olan Jane Morris'in kırbaçlanma seanslarıydı. Mahkeme kayıtlarına göre Samuel "ahlaksız, azgın ve adi bir şekilde" Morris'i taciz ediyor, "kadının elbisesini çıkararak çıplak poposuna sopa... ve başka aletlerle utanmazca vuruyordu". Morris çoğu zaman evdeki başka insanlar tarafından yere yatırılıyor, Samuel de onu kırbaçlıyordu. Samuel her kırbaç darbesinde zevke geliyordu; öyle ki kırbacı yere attıktan sonra karısını tutup Atmere'ye onu kırbaçlaması için yalvarıyordu.
O bu dünyaya, bu önünde duran, gördüğü ve bildiği dünyaya inanmak istiyordu. Ama kibirli olmamalıydı, öteki, yani bilmediği dünya da orada duruyordu işte!