Dalgalar: İnsan Seslerinden Kurulu Bir Deniz
8/10
·256 syf.·
2026 179. kitabı
İzmir'in kuzey kıyılarında, Çandarlı'nın Denizköy sahilinde öğleden sonranın ağır ışığı denizin üzerine serilmişti. Karşıda uzanan kıyı çizgisi, acele etmeyi unutmuş insanların bıraktığı bir sessizlik gibi duruyordu. Kıyıda birkaç tekne, güneşten solmuş iskeleler, rüzgarın yıllardır aynı sabırla aşındırdığı taşlar vardı. Denizköy'ün çevresindeki tepeler, Ege'nin o kendine özgü dinginliğiyle suya bakıyor, su da gökyüzünü hiç bozmadan taşıyordu. Bugün inceleme masam yoktu. Bir kütüphanenin rafları, bir çalışma odasının duvarları ya da bir kahve fincanı da yoktu. Elimde yalnızca Dalgalar vardı. Kitabı incelemek için en uygun yere gelmiştim. Birkaç adım ilerledim ve fazla derin olmayan kıyı suyunun içine girdim. Su önce dizlerime, sonra belime ulaştı. Ardından eğilip denizin dibine oturdum. İki dakika sürecek bir inceleme için bundan daha doğru bir yer bulmak mümkün değildi. Çünkü elimdeki kitap yalnızca insanların hikayesini anlatmıyordu. Akışı, ritmi, tekrarları ve geri dönüşleriyle bizzat bir deniz gibi davranıyordu. Dipteki kum ince ve açıktı. Aralarda deniz çayırları hafifçe salınıyor, güneş ışıkları suyun yüzeyinden kırılarak zemine gümüş çizgiler halinde düşüyordu. Her dalga geçtiğinde ışık desenleri değişiyor, sanki görünmez bir el denizin tabanına yeni şekiller çiziyordu. Tam o sırada Ravi göründü. Bir şeyler söylemek istiyordu. Arkasından Hiç geldi. Münzevi de kıyının biraz ilerisinde bekliyordu. Ama bugün süre yalnızca iki dakikaydı. Elimi kaldırıp onları geldikleri gibi geri gönderdim. Bu kez konuşmayacaktık. Bu kez yalnız kalacaktım. Onlar kıyıya doğru uzaklaşırken etrafımda küçük bir hareketlilik başladı. Birkaç gümüş balığı önümden geçti. Ardından kupesler geldi. Biraz daha ileride mırmırlar kumun üzerinde dolaşıyordu. Bazen yanımdan geçiyor,
DalgalarVirginia Woolf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20193,961 okunma
İnceleme yazısı Can'ım Tenimden Ayrıldı- Ebru Asya
10/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Ares Kitap tarafından ikinci baskısı yayımlanan “Can’ım Tenimden Ayrıldı,” adlı eser, iki yüz sayfadan oluşmaktadır. Yazar ve şair, Ali Haydar Koyun’un altıncı kitabıdır. Kitapta kırk beş anlatı vardır. Metinler genel yapı itibariyle birkaç sayfadan oluşmuştur. Her bölümün başlangıç sayfasında okuru anlatıya hazırlayan lirik geçişler bulunur. Bu geçişler anlatının duygusal eşiğini belirlerken aynı zamanda epigraf işlevi görür. Kitabın içeriğine dair bölümde yazar, eseri kaleme alma gerekçesini açıklamaktadır. Geride yazılı bir eser bırakmamış olsa da can dostum dediği Yücel Doğanşahin’in yazılmaya değer bir hayat sürdüğünü vurgular. Bu kitabı yirmi altı yıllık hatıraların vefa nişanesi olarak okura sunar. Bir kayıp üzerinden duygu paylaşımının yapıldığı metinlerde yazar, süslü anlatımlardan kaçınmıştır. Okurla sohbet ediyormuş gibi kurduğu içten dil sayesinde kitabı herkesin kolayca anlayabileceği ve içselleştirebileceği bir zemine taşımıştır. Ancak bu sadelik anlatımın şiirsel yönünü gölgede bırakmamıştır. Bazı cümleler şiirsel mısralar inceliğinde sayfalara süzülmüştür. Yalınlık içinde derinlik barındıran bu üslup, esere duygusal bir zarafet kazandırmıştır. Yürüme engelli Yücel Doğanşahin’in hayatına adanan Can’ım Tenimden Ayrıldı adlı eser biyografik ve tanıklık temelli bir kitaptır. İçerikte; anılar, mektuplar, günlükler, dost duygular adı altında yapılan yorumlar ve taziye mesajları yer almaktadır. Acı, burukluk, boşluk, çaresizlik, dostluk, düşler, fedakârlık, karanlık, ölüm, özlem, sancı, sevgi, sonbahar, vicdan, yara, yas gibi temalar işlenerek, yer yer Ali Tura, Ahmet Arif, Benjamin Franklin, Cemal Süreya, Charles Bukowski, Konfüçyus, Mevlâna, Osho, Paul Carson, Publilius Cyrus, Şükrü Erbaş, Tuncel Kurtiz, Yusuf Hayaloğlu gibi yazar- şair ve düşünürlerden
Can'ım Tenimden AyrıldıAli Haydar Koyun · Ares Kitap · 20222 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·200 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 22:35
Dünyanın Son Tren İstasyonu okurken gözlerimin dolduğu, bitirdiğimde ise uzun süre etkisinden çıkamadığım kitaplardan biri oldu. Hikâye aslında kayıplar üzerine kurulu olsa da bana en çok yarım kalan vedaların ne kadar ağır olabileceğini hissettirdi. Kitap boyunca karakterlerle birlikte ben de geçmişe dönmek, söylenemeyen sözleri söylemek, yarım kalan duyguları tamamlamak istedim. Her sayfada insanın içinde sakladığı özlemlere, pişmanlıklara ve “Keşke bir kez daha görebilseydim” dediği insanlara dokunuyor. Bazı bölümlerde kendimi tutmakta zorlandım. Çünkü kitap sadece karakterlerin hikâyesini anlatmıyor; bir şekilde okuyucunun da kalbine dokunuyor. Hepimizin hayatında zamansız kaybettiği, söyleyemediği sözler bıraktığı insanlar vardır. Bu kitap bana onları hatırlattı. Son sayfayı kapattığımda içimde derin bir hüzün vardı ama aynı zamanda kabullenmenin verdiği bir huzur da hissettim. Uzun zamandır bir kitap beni bu kadar duygulandırmamıştı. Bazen bir vedanın mümkün olmaması, insanın içinde yıllarca kapanmayan bir boşluk bırakıyor. Bu kitap o boşluğa çok güzel dokunmuş.
Alıntı
Dünyanın Son Tren İstasyonuTakeshi Murase · Olimpos Yayınları · 202634 okunma
10/10
·152 syf.··
2026 104. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 21:57
Çok cesur bir yazarmış Rachel Cusk, okuduğum bu ilk kitabı bunu net bir şekilde gösterdi. ‘Çerçeve’ deneysel bir metin ve bir üçlemenin ilk kitabı. Mesleği yaratıcı yazarlık konusunda eğitimler vermek olan bir kadının, yani ana karakterimizin, Atina’ya yaptığı seyahat sırasında tanıştığı koltuk ‘komşu’su de dahil olmak üzere, çeşitli kişilerle yaptığı sohbetlerde, bu kişilerin kendi hayatlarına ilişkin anlattıklarını, tarafsız ve yorumsuz bir şekilde aktaran bir metin. Dümdüz bir anlatım, yoğun paragraflar ve kitabın neredeyse her bir satırında bir hüzün yayılıyor, en azından ben öyle hissettim. Ana temalar tahmin edebileceğimiz gibi, annelik, kadın, yalnızlık, evlilik, boşanma… yalnızlık ve içine düşülmüş olan boşluk duygusu, tüm kitapta çok yoğun hissettirdi bana. Okuması son derece zor bir metin, kısacık olmasına karşın çok yoğun ve durarak, düşünerek, yazılmış olanları kendi içinizde tartışarak, düşündükleriniz konusunda argümanlar üreterek süren ve yavaş okumaya yönlendiren bir metin. Ama müthiş bir edebi lezzet..
ÇerçeveRachel Cusk · Yapı Kredi Yayınları · 2016386 okunma
2/10
·168 syf.··
2026 63. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 21:01
Normalde kitaplara bu kadar düşük puanları, genelde beni rahatsız eden söylemler olduğunda veririm. Beğenmediklerime vermem. Sonuçta emek verilmiş yazılmış falan filan diye düşünürüm ama o kadar sıkıcı bi kitaptı ki yazarın kitaplığımda Miras adında okunmayı bekleyen bi kitabı var ve şuan keşke önce onu okusaydım diyorum. Geldim gittim yaptım ettim dili o kadar basit ki kitabın tamam bende çok edebiyat arayan, ağır kitaplardan başka okumam triplerinde değilim ama valla benim ergenliğimde yazdığım günlüğüm daha sürükleyicidir öyle söyleyeyim :) Kapak 10 numara ki bende kapağını beğendiğim için almıştım :( ama hikayeyi okurken canınızdan can gidiyor o kadar sıkıcı. Farkındaysanız kitabı anlatmıyorum bile öyle sıkıcı :) Almayın aldırmayın yazık edersiniz :) Milletin yaptığı gibi çok derinlikli, bilgili bi okuyucu imajı bırakmak için ayrıca size buraya yapay zekaya yazdırdığım incelemeyi de bırakayım da waoww ne kadar birikime sahip bi okuyucu deyin bana "Vigdis Hjorth'un Postane Günlükleri, ilk bakışta yalnız bir kadının gündelik hayatını anlatan sade bir roman gibi görünse de, aslında modern insanın yabancılaşmasını, tükenmişliğini ve anlam arayışını merkezine alan güçlü bir varoluş hikâyesidir. Romanın başkahramanı Ellinor, hayatın rutinleri arasında sıkışmış, yaptığı işten ve hatta kullandığı kelimelerden bile uzaklaşmış bir kadındır. Onun iç dünyasını takip ederken okur da kendi yaşamındaki tekrarları ve sorgulamaları düşünmeye başlar. (Bu kitabı neden aldığımı sorgulamaktan başka bişey yapmadım halbuki) Hjorth'un en dikkat çekici yönü, büyük olaylar oluşturmadan insan ruhunun çatlaklarını göstermesidir. Roman boyunca dramatik bir olay örgüsünden çok, karakterin zihinsel ve duygusal dönüşümü ön plandadır. Bu nedenle kitap aksiyon arayan okurlara yavaş
1000Kitap
Postane GünlükleriVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20231,040 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 35. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 17:55
Hepimiz yaralarımız kadar değil miyiz bu dünyada, dışımız gülerken bilemeyiz ki içimizde ne fırtınalar kopar. İnsanoğlu hep buruktur, hep bi yaralı tarafı vardır, istediklerimiz ve elde ettiklerimiz kadarız. Belki de şu koca dünyada çoğu insanın en büyük yarası ailedir. Herkes yapamadığı şeylerin acısını diğerinden çıkarır, acımızın yükünü etrafımızdakine yükleriz hep. Susarız bir ömür, ama hırçınlığımız anlatır sustuklarımızı. Biz yaralarımızı sakladıkça iyi bişey yaptık sanarız ama o yaraları sakladıkça daha çok zarar veriririz birbirimize, tamamlanamayan bir boşluk yaratırız. Bu kitapta tam olarak bunu anlatıyor bize. Bir ailenin olamayış hikayesini okuyoruz. Babanın günahını, çocuklarına ödeten bi anne, birbirinden uzak olan çocuklar, kendi iç dünyasında yaşayan gelinler. Birbirlerine söyleyemedikleri yaraları, biz onların iç sesi olarak okuyoruz. Birbirlerine anlatamadıklarını okuyoruz. Karakterlerin iç çatışmalarını, yaralarını, acılarını, içinde tuttuklarını okuyoruz. Benim için çok güzel bir okuma serüveni oldu çokça merak ettiğim bir kitaptı. Ne yalan söyleyeyim altı harfli bir tatlı kadar beğenmedim ama çok güzeldi yinede. Sonunda bi çiftin de mutlu olmasına çok sevindim belki de mutluluğu en çok hakeden onlardı zaten. Aile olmak demek gerektiğinde yaralarıda beraber sarmak demektir. Yaralayan değilde, yaralarınızı saran bir aileniz olması dileği ile...
Edebiyat
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,3bin okunma