Salavat
Allahım mazhariyet ver salat ve selama, Nur Efendimize ve nur Ashabı Kirama, Söylenmiş, söylenen, söylenecek kelam kadar, Kelamlardaki enlem, boylam ve anlam kadar!
Din
İnsan bir ad, bir sözcük istiyor. Haykırmak istiyor. Çözümü bulduğunu, bunalımının kaynağına indiğini haykırmak istiyor. Bu abuk subuk karmaşık laf yığınından sıçrayıp çıkmak, bu sözcük bataklığından kaçıp kurtulmak istiyor insan. Ama artık bir sıçrama taşı da yok, tutunacak bir dal da. Hayal gücünün dibini boylam aktan başka bir yol yok. Bir başlangıç noktası yakalamak istiyor insan. Ama bütün noktalar çok uzaklarda, çok bulanık... Geroges Perec
Reklam
İşte o zaman bildimdi anladımdı o sıra ne bir atlas kalır bende, ne ibrişim bu çuha, bu sicim elden çıkarsa acemiydim gitmem dedim sizin provalarınıza bön ve berbat buluyorum yaldızlı yaz gecelerinizi berbattır balkonda o güneşli sabahlar biraz açılmak için açıldığınız kırların aniden karşılaştığınız ırmakların ürpertisi ahmakça böndür beni belimden bölmeye kalkan enlem benden iki bakışık parça çıkarmaya çabalayan boylam da berbat ipekli libas giymem, altın takınmam atımın eğerinde kaplan derisi yoktur çehreme iyi baksalardı yırtılırdı uykularının zarı uykuluydular sinerken bedenime kıraç dağlar bitek vadilerle beraber ben tenimi yumarken uykularına tutundular… İsmet Özel- Of Not Being A Jew
Şiir
dünyanın yuvarlak oluşunun (yaşayarak) farkına varmamın mazisi çok kısa... dönüyor, dönüyor... nice saat dilimleri geçiyor... orada ayrı, burada ayrı... ben geceye giderken, orada bir yerlerde akşam, bir yerlerde sabah..güneşle birlikte hareket ederek 24 saatini bir an olarak yaşamak mümkün mü, göz kırpmadan geze geze..enlem miydi, boylam mıydı her neyse seke seke..cehaletle kurulan hayal gibisi yok; masaldan farksız uç uçabildiğin kadar!
Of Not Being A Jew
İniyorum kulelerinden katil iniyorum maktul minarelerden taraçadan, bahçeden ilk tanıyı bulanların indikleri her yerden ilk tanıyı bulandıran bir vaşakla birlikte değdikçe ayaklarım merdiven alçalıyor açılıyor leşlerin, atmıkların cesurane canlıların korka korka uzandıkları zemin ağzımda kef iki gözIerimde mil iniyorum kulelerinden katil. Körüm, o halde karanlık niye benden kaçıyor? Sağırım, nasıl oluyor da uğultum uzaktan beni çağırmaktadır? Göklerin çökeltisinden başkaca soy toprağın tortusundan gayrı hısım bilmeksizin iniyorum kirli eteklerine beni emziren kaltak şehrin iniyorum ama indirilmedim iniyorum çalıntı tahtımı terk ederek arada bir çehremi dalgalandıran karaltı vurulmuş arkadaşlarımdan yansıyor olsa gerek iniyorum onlardan artakalan yükü indirmek için indiğim yerde beni bir bekleyen yok indiğim yerde biçilmiş ot gibiyim puslu, çapraşık, koklanmamış ihmalkâr gözle okunmuş bir kitap bîtab bir gözle okunmayı tercih ederdim yoğrulmuş olan benle bir daha yoğrulsaydı
Şiir
Biruni'nin Bilimsel Dehası
"Dünyanın enlemi boyunca çizilen bir çizgi düz de içbükey de olamaz. Çünkü kuzeye giden gözlemciye, yıldızlar az görüneceği yerde aksine artmaktadır. Bu, meridyenin dışbükey olduğunu göstermektedir. Bu enlem için de geçerlidir, boylam için de. O halde Dünya yuvarlaktır." — Biruni 🔬 Bilimsel yöntemleriyle asırlar öncesinden dünyamızın şekline ışık tutan bu büyük bilim insanını saygıyla anıyorum! 🙌
Bilim
Reklam
Reklam