Tüm insanlığın ortak yer belirleme dili haline gelmiş enlem boylam haritasına göre Dünyanın Altın Oran noktası Mekke şehrindedir.
Kıtaların milyarlarca yıllık sürükleniş hareketi dahi tüm insanlık tarihi boyunca Mekke'yi altın oran noktasına sahip kılacak şekilde gerçekleşmektedir.
İşte o zaman bildimdi, anladımdı o sıra ne bir atlas kalır bende, ne ibrişim. Bu çuha, bu sicim elden çıkarsa acemiydim. "Gitmem," dedim, "sizin provalarınıza. Bön ve berbat buluyorum yaldızlı yaz gecelerinizi. Berbattır balkonda o güneşli sabahlar, biraz açılmak için açıldığınız kırların aniden karşılaştığınız ırmakların ürpertisi. Ahmakça böndür beni belimden bölmeye kalkan enlem, benden iki bakışık parça çıkarmaya çabalayan boylam da berbat." İpekli libas giymem, altın takınmam. Atımın eğerinde kaplan derisi yoktur. Çehreme iyi baksalardı yırtılırdı uykularının zarı. Uykuluydular sinerken bedenime kıraç dağlar, bitek vadilerle beraber ben tenimi yumarken uykularına tutundular.
Dilek Kartal – Çifte Açmaz
çok mu güzel diye orda çocuklar
değmesin diye mi nazar kem gözlerden
yıllardır kurşun döküp duruyorlar
tepelerinden
**
herkes o ilk acıyla ölmediğinde çok gücenir hayata
sonra unutur
ben o son dakika dediğinde
otuzbeş can, ilk canlı bağlantı, olay yeri, ilk resmi sayıklama
ohlar ahlara bir kez daha galip geldiğinde
allahım ne çok acı vardı
**
kucağımda iki avuç çaresizlik
kusursuz bir sessizlik fotoğrafı gibiydim
oysa sen susmak demiştin bir defasında
öldürmeye tam teşebbüstür
kendini dişlerine vura vura
**
o saçlarıma değen dönüşlü gök
kör eden ışık, o korkunç sayha
inip çıkan adamlar
günahkar perçemlerine asılarak birbirlerinin
bir köy dolusu kadın
taşları yoklaya yoklaya
taşları koklaya koklaya bir köy dolusu...
oğul öksüzü eller... çemberler... karanfiller...
bir köy dolusu kadın
:rüya
Burada sanki her şey, güneşin doğuşuna koşut olarak tersine yürüyordu. Zaman tersine akıyordu ve o her gün. bütün bir mevsim boyunca, zamanın gerisine doğru atıyordu adımlarını. Pasifik Okyanusu'nu geçerken saat farkını gösteren boylam çizgisini aştıklarında hep bu garip duyguya kapılırdı. Bir gidişte, yaşanmış olan günü yeniden yaşamak, bir dönüşte, bir bütün günü yaşamadan atlamak..