İlk psikolojik romanımız Eylül, 1900 yılında Servet-i Fünûn dergisinde yayımlanmaya başlamış, 1901’de ise kitaplaşmıştır. Romanda Servet-i Fünûn dönemi romanlarında sıklıkla gördüğümüz üçlü aşkı görüyoruz. Süreyya, Suat ve Necip arasındaki aşk üçgenini ve yasak bir aşkı konu alıyor. Olaylar romanın başında yavaş ilerliyor romanın sonlarına doğru hızlandığını görüyoruz. Kişilerin ruh halleri uzun betimlemeler ile başarılı bir şekilde veriliyor. Sürekli olarak değişen kahramanların iç dünyasını yazar başarılı bir şekilde yansıtıyor.
Eserin yayımlanmasının ardından hakkında pek çok övgü yazısı yazılan Mehmet Rauf ve eseri için – Eylül romanını da ithaf ettiği ve “üstadım” dediği- Halit Ziya Uşaklıgil de şu satırları kaleme alıyor:
"Mehmet Rauf bir iki romanıyla, birkaç öyküsüyle, tek tük “mensur şiirler”iyle Edebiyat-ı Cedide’nin en çok dikkati çeken ve bunun için de en çok saldırıya uğrayan elemanıydı. Onun duygularında öyle derin ve ince şeyler vardı ki her eserin üst zarında dolaşan ve sözden, cümleden daha iç katlara inebilmek gücünden yoksun düşünceler, kendisinin biraz karışık cümlelerinde takılıp kalırlar ve bu yeni, yeni olduğu kadar garip dilin altında ne olabileceğini merak etmezlerdi.
Oyna onun ta illk denemelerinden başlayarak bütün yazdıklarının arasından Eylül yazarının belirmeye başlayan sanatı görülüyordu. Bunu aramızda görmekten uzak kalmadık, öyle ki Eylül romanı yayınlanınca sadece hayran olduk. "
Mehmet Rauf bu eserini Halit Ziya Uşaklıgil’e “İlk eserim son üstadıma” ifadesiyle ithaf etmiştir. Okuduktan sonra pişman olmayacağınız bir eserdir, herkese keyifli okumalar.