Puan vermedi·416 syf.··
2026 226. kitabı
Peyami Safa, Türk edebiyatının psikolojik derinliği en yüksek ve felsefi anlamda en yetkin romanlarından biri olan bu eserinde, modernleşme sancıları çeken Cumhuriyet dönemi aydınlarının içsel çöküşünü ve mutlak yalnızlığını masaya yatırıyor. Doğu ile Batı, madde ile mana, inanç ile şüphe arasında sıkışıp kalmış olan Samim, Mefharet ve Selmin gibi karakterler üzerinden, insanın kendi iç dünyasındaki o bitmek bilmeyen yabancılaşmayı ve ahlaki yozlaşmayı çarpıcı bir dille çözümlüyor. Samim’in sığındığı ve kusursuz bir düzeni hayal ettiği ütopik dünyası "Simeranya" aracılığıyla yazar, materyalist dünyanın yarattığı manevi boşluğa karşı felsefi bir kaçış rotası çiziyor. İnsanın kalabalıklar içinde bile kendi ruhuna nasıl yabancılaşabileceğini, vicdan azaplarını ve nihayetinde hepimizin kendi yalnızlığımızın mahkumu olduğunu yüzümüze vuran, Türk romanının doruk noktalarından biri.
YalnızızPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202227,2bin okunma
8/10
·151 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
229 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 21:42
Şu ana kadar okuduğum en ilginç kurgulardan biriydi şüphesiz. Boşluğa düştüm. Kurgunun vermek istediği mesajlardan ziyade karakterlere odaklandım ben. İki çocuğun da zihinsel olarak farklı olması, bu yüzden yaşadıkları zorluklar, yol açtıkları zorluklar, ve gördükleri şiddetin beyin kimyalarını nasıl değiştirdiği.. Bilmiyorum beni çok sarstı. Psikolojik içeriği açısından hem beğendiğim hem de çok içimi burkan bir kurgu oldu. Unutamayacağım kitaplar arasında... Ah şibong..
Edebiyat & Roman
Özür DilerizLee Ki-ho · Othello Yayıncılık · 2022211 okunma
Reklam
Kaldı mı böyle dostluklar(mükemmel bir eser)(Spoiller var)
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 92. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 18:57
Yukarı Mahalle, Büyük Buhran yıllarında Kaliforniya'nın Monterey kentinde yaşayan yoksul ama neşeli insanların hayatını anlatır. Romanın merkezinde, savaş dönüşü eline iki ev kalan Danny bulunur. Danny, maddi açıdan zengin değildir; hatta çalışmaktan çok arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi seven bir adamdır. Ancak büyükbabasından kalan iki evi miras alınca çevresindeki insanlar için bir çekim merkezi hâline gelir... Danny'nin evlerinden biri zamanla evsiz, işsiz ve toplumun dışına itilmiş arkadaşlarının buluşma noktası olur. Pilon, Pablo, Jesus Maria, koca Portekizli joe ve Korsan gibi karakterler burada yaşamaya başlarlar. Bu insanlar çoğu zaman açlık, yoksulluk ve işsizlikle mücadele ederler; fakat dostlukları sayesinde hayata tutunurlar... Roman boyunca karakterler sürekli küçük maceralar yaşarlar: ➤Kira ödememek için çeşitli planlar yaparlar. ➤Şarap bulmak için komik yöntemlere başvururlar. ➤Birbirlerine yardım ederken bazen başlarını belaya sokarlar. ➤Yoksulluk içinde olsalar da paylaşmayı ve dayanışmayı sürdürürler... Romanın en etkileyici bölümlerinden biri Korsan adlı karakterin öyküsüdür. Korsan, köpekleriyle yaşayan saf ve iyi kalpli bir adamdır. Uzun süre para biriktirerek Aziz Francis'e adakta bulunmak ister. Arkadaşları başlangıçta onun parasını kullanmayı düşünseler de sonunda onun inancına saygı gösterirler. Bu bölümde, insanın içindeki iyilik ve samimiyet temasını öne çıkarır... Danny ve arkadaşları toplumun "başarılı" insanları değiişler Düzenli işleri, kariyerleri veya büyük hedefleri yoktur. Buna rağmen aralarında güçlü bir dostluk bağı vardır. John Steinbeck, onların yaşamını mizahi bir dille anlatırken aslında modern toplumun değerlerini sorgular. Roman, paranın değil dostluğun insanı mutlu edebileceği fikrini işler... Bir gece yaşanan trajik bir olay sonucunda Danny
Alıntı
Yukarı MahalleJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 20183,020 okunma
10/10
·200 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 22:35
Dünyanın Son Tren İstasyonu okurken gözlerimin dolduğu, bitirdiğimde ise uzun süre etkisinden çıkamadığım kitaplardan biri oldu. Hikâye aslında kayıplar üzerine kurulu olsa da bana en çok yarım kalan vedaların ne kadar ağır olabileceğini hissettirdi. Kitap boyunca karakterlerle birlikte ben de geçmişe dönmek, söylenemeyen sözleri söylemek, yarım kalan duyguları tamamlamak istedim. Her sayfada insanın içinde sakladığı özlemlere, pişmanlıklara ve “Keşke bir kez daha görebilseydim” dediği insanlara dokunuyor. Bazı bölümlerde kendimi tutmakta zorlandım. Çünkü kitap sadece karakterlerin hikâyesini anlatmıyor; bir şekilde okuyucunun da kalbine dokunuyor. Hepimizin hayatında zamansız kaybettiği, söyleyemediği sözler bıraktığı insanlar vardır. Bu kitap bana onları hatırlattı. Son sayfayı kapattığımda içimde derin bir hüzün vardı ama aynı zamanda kabullenmenin verdiği bir huzur da hissettim. Uzun zamandır bir kitap beni bu kadar duygulandırmamıştı. Bazen bir vedanın mümkün olmaması, insanın içinde yıllarca kapanmayan bir boşluk bırakıyor. Bu kitap o boşluğa çok güzel dokunmuş.
Alıntı
Dünyanın Son Tren İstasyonuTakeshi Murase · Olimpos Yayınları · 202634 okunma
9/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 15:53
# SPOİLER# Tam da boşluğa, karamsarlığa düşmüşken karşıma çıktı ve beni güzel bir hayatın, sonsuz olasılıkların, beklediğine inandırdı. Baş karakterimiz Nora, hayatı umutsuzluklarla dolu, potansiyelini gerçekleştirememiş birçok pişmanlığının üstüne tutunacak son dallarını da , kedisinin ölmesi, piyano dersi verdiği tek öğrencisinin dersi bırakması, kaybetmesi üzerine intihar etmeye karar verir. Çünkü yaşamak için sebebi kalmamıştır. Babasının istediği gibi yüzme konusunda yeteneğini geliştirmez, abisinin istediği müzik grubu hayalini devam ettirmemiş, sevgilisiyle evlenip pub açma hayalini de yarım bırakmıştır. "Herkesi yarıyolda bırakmış, hiçbir şeyi becerememiş biri ölmekten başka ne yapabilir? Başka olasılık var mı?" İşte Nora bu düşünceyle intihar ettikten sonra kendini bir kütüphanede bulur, Gece Yarısı Kütüphanesi. Kütüphaneci ise çocukken babası öldüğünde onu teselli eden Bayan Elm. Bayan Elm onu sonsuz hayat seçenekleri hakkında bilgilendirir. Yaptığımız her seçim bizi bambaşka hayata sürükler ve hepimizin bambaşka hayatları olabilirdi. Ve işte Nora bu hayatları seçebileceği bir eşiktedir artık. İstemeyerek de olsa tek tek dener bu seçenekleri. Ondan beklenen hayatları yaşamakla başlar. Babasının desteklediği yüzme kariyeri, abisini yüz üstü bırakmadığı müzik kariyeri ya da sevgilisini terk etmediği hayat... Hepsi başkalarının hayalidir ve istediği gibi mutlu hissetmez. Böyle sonsuz hayat seçeneği vardır ve birçoğunu dener. Buzul bilimcisi olup buzullarda kutup ayısıyla karşılaştığı hayattan tutun Şili'de depreme yakalandığı hayata kadar ve hatta onun gibi paralel hayatlar arasında gezen Hugo'yla karşılaştığı bir hayatı da dener. Ama hep içinde bir boşluk hissi, tam mutlu olamama durumu vardır ve sonsuz seçenekleri denedikçe artık kendini bir yere ait
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma
7/10
·160 syf.··
2026 10. kitabı
Todd McElroy, hepimizin içten içe hissettiği ama bir türlü yüksek sesle itiraf edemediği o suçluluk duygusuna parmak basıyor: "Boş durursam zamanı boşa harcamış olurum." McElroy’un anlatmak istediği şey, tembellik yapmak ya da hayattan tamamen elini eteğini çekmek değil. Yazarın "hiçbir şey yapmamak" derken kastettiği şey, zihni serbest bırakmak, anı sadece yaşamak ve sürekli bir üretim baskısı altında ezilmemek. Günümüzde kitap okurken bile "Ayda kaç kitap bitirdim?", film izlerken "Kültürleniyor muyum, listeme ekleyeyim", kahve içerken "Instagram'a ne koysam?" diye düşünmekten anın tadını kaçırıyoruz. İşte McElroy tam bu noktada devreye giriyor ve diyor ki: "Zihnin hiçbir şey üretmediği, sadece var olduğu anlar, aslında en çok beslendiği ve yenilendiği anlardır." Kitabın en güçlü tarafı, modern insanın üzerine kabus gibi çöken "hiçbir şey yapmama suçluluğunu" incelemesi. Yazar, boş durduğumuzda kendimizi neden suçlu hissettiğimizi tarihsel ve toplumsal nedenlerle açıklıyor. Kapitalist sistemin bizi sürekli tüketen ve üreten birer robota dönüştürmek istediğini, oysa insanın doğasının buna uygun olmadığını söylüyor. Boş bir güne uyanmanın ve o günü planlamadan, sadece rüzgarı izleyerek geçirmenin lüks değil, bir ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Kitap, insana kaybettiği "yavaşlama hakkını" geri veriyor. Yazar, zihin boşluğa düştüğünde, yani kelimenin tam anlamıyla "hiçbir şey yapmadığında", bilinçaltının çalışmaya başladığını ve en orijinal fikirlerin, hikayelerin, çözümlerin bu sessizlikte doğduğunu harika örneklerle anlatıyor. Zaman zaman tekrara düşse de, "daha çok çalış, başarabilirsin" diyen kişisel gelişim kitaplarının aksine, "zaten yeterince şey yapıyorsun, şimdi biraz da hiçbir şey yapma zamanı" diyen bir eser. Kendimize bu "sadece var olma" iznini vermek, bu
Hiçbir Şey Yapmadan Her Şeyi YapmakTodd McElroy · İdeal Kültür Yayıncılık · 20259 okunma
Reklam
Reklam