On iki yüz kasını basitçe hareket ettirerek, Makyavelci bebeğimiz bir gülümseyişiyle yetişkinleri etrafında pervane eder. Bebekler bize gülümsediğinde biz de onlara gülümseriz ve bu harika hissettirir Gülümseme, genellikle bu yüz ifadesiyle ilişkili olan beynin duygusal merkezlerindeki mutluluk hislerini tetikler. Birine bir kalemi yatay olarak ısırtarak bir gülümseme yaratmak bile onları mutlu ederken, kalemi emmek yüzlerinin düşmesine neden olur. İfadelerimizi taklit etmek bize farklı hissettirir, insanlar arasında duyguların neredeyse bulaşıcı hale gelebilmesinin nedenlerinden biri budur. Aslında etrafta birileri varken gülmeye meyilliyizdir. Bir çalışmada, bir bowling pistindeki oyuncuların iyi bir atıştan sonra arkadaşla- rına sırtları dönükse %4, arkadaşlarıyla yüz yüzelerse %42 oranında gülümsedikleri tespit edilmiştir. Bu çalışmanın da gösterdiği gibi bu ifade esasen diğerlerine yönelik bir işarettir.
Toprak herkesten çok askerin yardımcısıdır.
"Asker toprağa sarıldı, uzun uzun, deli gibi, onu kucakladı, ateş karşısında ecel terleri dökerek yüzünü, kollarını, bacaklarını onun içine soktu mu, o zaman toprak askerin biricik dostu ağabeysi, annesi olur; asker korkularını, feryadlarını toprağın sessizliğine esenliğine inler; toprak bu korkuları, bu feryadarı alır; askere yeniden, onu on saniyeliğine koşturacak bir dirilik verir, sonra askeri yine tutar, bazan bu tutuşu ebedi olur."
Bu konudaki bazı ilginç görüşlere rağmen kısa film, edebiyat alanındaki "hikâye" gibi özgün, az çok belirlenmiş bir tür değildir. Sinema sanatında türler daha çok konulu film, belge filmi, canlandırma filmi biçimlerinde ortaya çıkar. Kısa film-uzun film ayrımı daha çok teknik anlamda bir ayrımdır, filmin uzunluğunu belirler.
Sömürücü kurumların ayakta durabilmesi her zaman kısırdöngüyle ilişkilidir ve bu kurumların vatandaşlarını yoksullaştırma biçimi, yoğunluğu farklı düzeyde de olsa, birbirine benzerdir.
Eyvallah evlat, hırslı birisin. Belki kötü şeyler yaptın, ne yaptın bilmiyorum ama hissediyorum. Şu simyadan uzak dur, bugüne kadar kimseye fayda getirmemiştir o illet! Para hırsı bu dünyanın güzelliklerini örten kara bir perdedir! O hırsın peşine düşen kişiler, bir bebeğin ilk gülüşünü, bir ağacın boy atışını, bir yıldızın kayışını izlemeyi kaçırırlar. Hatta kendilerini bile unuturlar bir süre sonra. Kendine ama olan birisi tüm dünyaya sahip olsa ne olur ... "