Fakat ruhunun derinlerinde bir sancı saklıydı: Olduğundan farklı olma arzusu. Bu, bir insanın kaderden yiyebileceği en büyük silledir.
Sayfa 72·Kitabı okuyor
On iki yüz kasını basitçe hareket ettirerek, Makyavelci bebeğimiz bir gülümseyişiyle yetişkinleri etrafında pervane eder. Bebekler bize gülümsediğinde biz de onlara gülümseriz ve bu harika hissettirir Gülümseme, genellikle bu yüz ifadesiyle ilişkili olan beynin duygusal merkezlerindeki mutluluk hislerini tetikler. Birine bir kalemi yatay olarak ısırtarak bir gülümseme yaratmak bile onları mutlu ederken, kalemi emmek yüzlerinin düşmesine neden olur. İfadelerimizi taklit etmek bize farklı hissettirir, insanlar arasında duyguların neredeyse bulaşıcı hale gelebilmesinin nedenlerinden biri budur. Aslında etrafta birileri varken gülmeye meyilliyizdir. Bir çalışmada, bir bowling pistindeki oyuncuların iyi bir atıştan sonra arkadaşla- rına sırtları dönükse %4, arkadaşlarıyla yüz yüzelerse %42 oranında gülümsedikleri tespit edilmiştir. Bu çalışmanın da gösterdiği gibi bu ifade esasen diğerlerine yönelik bir işarettir.
Sayfa 62·Kitabı okuyor
Reklam
Toprak herkesten çok askerin yardımcısıdır. "Asker toprağa sarıldı, uzun uzun, deli gibi, onu kucakladı, ateş karşısında ecel terleri dökerek yüzünü, kollarını, bacaklarını onun içine soktu mu, o zaman toprak askerin biricik dostu ağa­beysi, annesi olur; asker korkularını, feryadlarını toprağın sessizli­ğine esenliğine inler; toprak bu korkuları, bu feryadarı alır; askere yeniden, onu on saniyeliğine koşturacak bir dirilik verir, sonra askeri yine tutar, bazan bu tutuşu ebedi olur."
Sayfa 59·Kitabı okuyor
Bu konudaki bazı ilginç görüşlere rağmen kısa film, edebiyat alanındaki "hikâye" gibi özgün, az çok belirlenmiş bir tür değildir. Sinema sanatında türler daha çok konulu film, belge filmi, canlandırma filmi biçimlerinde ortaya çıkar. Kısa film-uzun film ayrımı daha çok teknik anlamda bir ayrımdır, filmin uzunluğunu belirler.
Sayfa 270·Kitabı okuyor
Alıntı
Yönetilebilir planlı yoksulluk
Sömürücü kurumların ayakta durabilmesi her zaman kısırdöngüyle ilişkilidir ve bu kurumların vatandaşlarını yoksullaştırma biçimi, yoğunluğu farklı düzeyde de olsa, birbirine benzerdir.
Sayfa 372 - Doğan Yayınları·Kitabı okuyor
Doğru söze ne denir.
Eyvallah evlat, hırslı birisin. Belki kötü şeyler yaptın, ne yaptın bilmiyorum ama hissediyorum. Şu simyadan uzak dur, bugüne kadar kimseye fayda getirmemiştir o illet! Para hırsı bu dünyanın güzelliklerini örten kara bir perdedir! O hırsın peşine düşen kişiler, bir bebeğin ilk gülüşünü, bir ağa­cın boy atışını, bir yıldızın kayışını izlemeyi kaçırırlar. Hatta kendilerini bile unuturlar bir süre sonra. Kendine ama olan birisi tüm dünyaya sahip olsa ne olur ... "
Reklam
Reklam