Sonra diyecekler ki:
“Çok değiştin…” Evet, değiştim. Çünkü geldiğim noktada değişmemek, değişmekten daha zor hale geldi. Artık aynı yerden bakmıyorum; dolayısıyla aynı yerden konuşmam da mümkün değil. İnsan görüş açısını değiştirdiğinde sadece cümleleri değil, anlamları da değişir. Ben insanları değiştirmeye çalışmadım. Önce bilincimi değiştirmeyi hedefledim. Bilinç değişince bakış değişti, bakış değişince seçimler, seçimler değişince de hayat. Kısacası; Ben aynı kişi değilim. Ama ilk kez kendime bu kadar yakınım. (a.ka)
Psikoloji
Rezil ve Yalnız
Mukayyet ol bana, sabır tükendi İçim dışım sürekli kışla grisi Kimse değilsin, zehir zemberek zebercet öfkesinde cinnet Herkes ayrı cehennem, herkes aynı kıyamet Gösterim yasak, hafızamda tuzaklar Çığ düşerdi aklıma hatırladıkça Silindi yüzler, kaldı sesler Gözlerinde keder gizlenen bütün köpekler Ordayım ben ayaklar altı günler Güldüren bir trajediydim, yavaşça ürküten Açıldı perde, uzun tirat, kayıp suflör Belirsiz her yön Sahiden vuruldu dublör Kolla kendini şehrin kayıp şairi Okunmayacak esamen, yazılmayacak tarihin Kimdi kim bilir kılıçlı gösteri Sihirbaz bir akşam harbiden kendini kesti Rezil ve yalnız, gözlerim kapandı ben Utancın halkasından bir zırh kuşandım Gözlerimde gümüş pullu limanlar bağlı Lodoslarda kaybolup soluksuz kaldım Rezil ve yalnız, gözlerim kapandı ben Utancın halkasından bir zırh kuşandım Gözlerimde gümüş pullu limanlar bağlı Lodoslarda kaybolup soluksuz kaldım Terli yorgun ve sarhoş atlar Gözlerimden her akşam bi' yalnız atlar Kayıp mayıslar Bu sen değilsin, karlı bir akşam bıçak yedin Hafızan silindi, tüm gülümsemen değişti
Reklam
Yakında mezun oluyoruz biz bu zamana kadar sınıf gezintisi yapmadık. Ben nasıl ortama düştüm abi
Şiddet bir semptomdur. Hastalık ise çeşitli biçimlerde güç­süzlük, önemsizlik, adaletsizliktir; kısacası, ben aşağıyım ve bu dünyada yurtsuzum, inanadır. Hastalığa, uygun bir kı­saltma olarak acizlik diyorum; şiddetin de tetiklenmesi için bir vaat, kişinin acı çekmesi veya ölümü dışında koşulların iyileştirilemeyeceği umuduyla birleşmiş bir çaresizlik gerektirdiğinin tümüyle farkındayım. Güç ve Masumiyet -Rollo May
Ha sorarsanız evet duygularımı çok yoğun yaşıyorum. Bu kötü bir şey mi bence hayır. Ama bu aşk dedikleri şey belki kendime duyduğum sempati belki gün batımına yüklediğim anlam, denizin dalgalarında hırçınlığımı görebilirim mesela, doğada kendimden çok şey bulabilirim. Bütün gün aynı şiiri dinleyebilirim, hatta bir insana aşık olmasam bile duygusal bir şarkıya ağlayabilirim, kahve içmekten çok kahve kokusunu severim mesela ben bunları niye anlatıyorum bilemem yazmak istiyorum konu bütünlüğüne gerek var mı acaba bence hayır çünkü bunu ben yazıyorum bunları hissediyorum, bu benim yazım. Aslında bu yazıyı yazmamın sebebinden biri de duygularım sakinleştiği zaman aynı heyecanı yazdığım satırlardan hissetmek istemem. Ha bir de şunu eklemek isterim bir gün karakış bile yaşarsam baharın geleceğini bilirim. İyi günler :⁠-⁠)
Sevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de. Ben iyi değilim Bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. Gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi. Hiç olmazsa arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi de geri dönmek istiyorum, ya da dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. Kendime, söyleyecek söz bırakmadım. Kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. Aslında bakılırsa, bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiçbir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. Sen, aşk ve her şeyin olduğu günlerde böyle kararlar alınamazdı. Yaşamış birinin ölü yargılarıydı bu kararlar.. Oğuz Atay Tehlikeli Oyunlar
Reklam
Reklam