Yezid b. Muaviye, Ali b. Hüseyin'i, Medine'ye gitmek istedikleri sırada, yanına çağırdı. Ona, "Allâh, Mercâne'nin oğluna lânet etsin! Vallâhi eğer, Hüseyin'le ben buluşsam, görüşseydim, benden ne isteseydi, onun arzusunu yerine getirir, ölümü, ondan uzaklaştırmak için, bütün gücümü harcar, hattâ gerekirse, bu yolda bazı çocuklarımı fedâ etmeyi bile göze alırdım. Ne çâre ki Allâh, gördüğün şeyi takdir etmiştir. Senin her neye ihtiyacın olursa, bana yaz, yerine getirilir!" dedi.
''Ağaç dalındaki, gövdeden ayrılma eğilimini fark ettin mi bilmem? Hep öteye öteye uzar. Gövdenin toprağa kök salmış rahatlığından bir kaçıştır bu. Özgürlüğe susamışlıktır. Buna ben 'ağaç dalı kompleksi' diyorum. Genç hastalığıdır.''
"İçimde bir tanrı uyanıyor;
Kıskanç, gaddar ve mutlak...
Dünyanın tüm kadınlarını birer kurban gibi topluyorum bu büyük yangına.
Onlar silindikçe ben, onların çalınmış hayatlarıyla doluyorum.
Eridikçe katılaşıyor, yok oldukça her yer oluyorum.
Bu öyle bir şehvet ki;
Hem katil, hem maktul, hem de mezarım."
_ölen narsisistin anısına_