2/10
·280 syf.··
2026 76. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 15:16
Yazardan okuduğum ilk kitap ama muhtemel son kitap olacak. Okurken öyle zorlandım ki. Metinden çok dipnot var desem çok mu abartmış olurum ki? Onları okuyacağım diye olaylardan öyle koptum ki. Okumasam bu sefer de aklım kalıyor veya metni net anlamıyorum. Eski kelimeler çok. Özellikle de eski argo kelime çok. On iki kabadayı hikâyesini okuyacağım derken ben böyle şamata, hır gür, sokak ağzı falan beklemiştim. Dönem kitapları okumayı severim ama ne yazık ki bunu sevmedim. Yazarın anlatımı aşırı dağınık. Olaya kendinizi veremiyorsunuz bir türlü. Her şey kopuk kopuk gidiyor.
OnikilerSermet Muhtar Alus · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025115 okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
Kayıp Diyarlar Atlası: Rüya Kapanı Öyle bir kitap okudum ki içinde tarih var, macera var, masal var, ama hepsinden önemlisi yine çok sevdiğim Kaan Murat Yanık kalemi var. Daha ne olsun. Değerli yazarımız, müstear adı kullanıp Denizhan Yakupoğlu olarak karşımıza çıkıyor. Kayıp Diyarlar Atlası üç kitaplık bir seri ve Rüya Kapanı bu serinin ilk kitabı. Her ne kadar gençlik kitabı olarak geçse de bence yetişkinlerin de mutlaka okuması gereken bir eser. Kaan Murat Yanık’ın yeni bir kitabı çıkana kadar kaleminin eşsiz edebî tadını bu seriyle yeniden bulmuş olduğuma acayip mutluyum. Hadi kitap yorumuma başlayalım. Yolculuğumuza seyyah Temür Efendi ve çırağı Turşucuk Bahadır’la birlikte dere tepe demeden geziyoruz. “Sürmeli’nin kayısı kokan sokaklarından Ani’nin sarp geçitlerine”kadar uzanan bu serüvende Temür Efendi, elindeki defteriyle gördüğü her şeyi kaydediyor. Elbette yol boyunca başlarına gelmedik şey de kalmıyor. Kimi zaman mücadelelerle, kimi zaman ders niteliğindeki olaylarla karşılaşıyorlar. Temür Efendi’nin dikkat çeken bir özelliği de bir karar vermeden önce kısa bir uykuya dalması. Gördüğü rüyaları yorumlayarak karşısındaki durumun hayır mı şer mi olduğuna karar verip ve adımlarını buna göre atması. Yolculuk sırasında eşkiyalarla da karşılaşıyorlar, Avşar Bey’in kızı Prenses Laçin’le de… Genç ve güzel bir prenses olan Laçin, bir cadının büyüsü yüzünden yaşlı ve çirkin bir görünüme bürünüyor. Babasını üzmemek için saraydan kaçıp gizlenirken ve yolu seyyah Temür Efendi ve Turşucuk Bahadır’la kesişir. Böylece hikâye bambaşka, heyecan ve merak uyandıran bir hal almaya başlıyor. Son sayfaya kadar yolculuk boyunca kendimi yalnızca okuyan değil, olayların içinde yaşayan bir karakter gibi hissettim. Yani sayfalar aktıkça ben de onlarla birlikte yürüdüm, merak ettim,
Rüya KapanıDenizhan Yakupoğlu · Ketebe Genç Yayınları · 202559 okunma
Reklam
8/10
·176 syf.·
2024 72. kitabı
Adèle'in hikâyesi Gulyabaninin Bahçesi. Adèle, canım Milan Kundera'nın Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği kitabını okuduktan sonra ağırlık mı hafiflik mi sorusuna kafa yoruyor (hangimiz yormuyoruz ki?): "Çünkü ruhu bu kadar heyecanlandıran şey, bedenin onun iradesine karşı gelmesiydi; beden ihanet ediyor ve ruh sadece seyretmekle yetiniyordu." Fas asıllı Fransız yazar Leïla Slimani'nin ilk kitabı Gulyabaninin Bahçesi ve 'kadın edebiyatı' adına önemli bir yerde bence çünkü aynı konuyu hep erkek bakış açısıyla ya da baş rolde erkek varken okumaya alışkınız. Adèle, gazeteci ve 'alımlı, güzel' bir kadın. Richard ile evli, Richard doktor. Bir çocukları var: Lucien. Orta sınıf, çekirdek bir aile; bakıldığında 'toplumsal normlar' adına her şey yolunda. Çiftin ailelerini, arkadaşlarını ve iş çevresini de tanıma imkanı veriyor Slimani, böylelikle daha büyük çerçeveden bakabiliyoruz yaşananlara. Adèle, nemfomanyak. Kitapta da söylenildiği gibi "Tek istediği arzulanmak." Eşi dışında ismini bile hatırlamadığı erkeklerle beraber oluyor çünkü durduramıyor bu hissi, bu bir bağımlılık. Oğlu Lucien, eşi Richard, Adèle'in etrafındaki erkekler, Adèle ve Richard'ın annesinin arasında yaşananlardan Adèle'in hislerini anlamlandırmaya çalışıyoruz sayfalar boyu. Hisleri ve olmak istediği ya da olması gereken yer arasında sıkışan bir karakter aslında Adèle. Annelik, eş olma ve mesleğini bir çember gibi düşününce kendine çıkış yolu bulamayan biri. Annesi sevdiği için Richard ile evleniyor, toplum normlarını göz önünde bulundurup hamile kalıyor. Ama bağımlılığı her şeyin önüne geçiyor; tek arkadaşının sevgilisiyle beraber olacak kadar ileri gidiyor. İlişkileri yaşadığı sırada eşine yakalanma tedirginliği de yaşamıyor değil. Peki eşi Richard gerçekleri görebilecek mi? Farkına varırsa tepkisi ne
Gulyabaninin BahçesiLeila Slimani · Ayrıntı Yayınları · 2018193 okunma
Birbirinden Eşsiz İki Kadın
10/10
·176 syf.··
2026 27. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:14
Öncelikle ne kadar salak olduğuma değinmek istiyorum.Bu kitap normalde novella ve ben bunu gayet iyi biliyordum.İçinde iki hikaye var bunun.Her neyse şimdi ben de kutulu set vardı ve kutulu sette bu kitabı üçüncü kitap olarak koymuşlar.Ben herhalde 2,5 gibi bir şeydir diye bunu okumaya başladım.İlk hikayeyi okudum bitirdim.İkinci hikayeye geçtim ve bir anda dedim ki bu işte bir tuhaflık var.Koşa koşa yağmurun hesaba gittim tabi.Onun bu seri hakkında bir videosu vardı.İzlemeye başladım,bir baktım bu kitap en son okunacakmış.Görmeniz lazım evde küfürler uçuşuyor.(küfürden nefret ederim)Kriz geçirdim evde yani bu ne biçim aptallık?!?Şimdi bu yüzden bu iki hikaye arasında benim için bir ay mı ne var!Artık incelemeye geçebilirim sanırım anlattığıma göre.İki hikayeyi de ayrı ayrı anlatıcam. Kraliçe'nin Şarkısı Bu hikaye Cal'in annesi Coriane'i anlatıyor.Coriane Jacos Hanesi'nin vârisi.Ayrıca Julian ile de kardeş.Kendisinin çok trajik bir hikayesi var ve yavaş yavaş aklını kaybeden bir karakter.Aslında bildiğiniz gibi bunun sebebi kendisi değil Elara'ydı.Bu spoiler değil bu arada. Bu hikayede de işte bizim kızımızın kraliçedenemesinde Elara ile tanışmasından ölümüne kadar olan süre işlenmiş.Ayrıca Savaş Fırtınası nda geçen günlüğü de bu hikaye ile okuma şansı elde ediyorsunuz. Açıkçası ben bu hikayeyi çok sevdim.Zaten Coriane dehşet merak ettiğim bir karakterdi seri boyunca.Günlüğünü okumak da çok mükemmel bir şeydi.Yani gerçekten de bir kadının delirişine şahit oldum.Bir de Julian'ın içi bomboş bir kitap hediye etmesi.Gerçekten harikaydı.Zaten bu kitap Coriane'in günlüğü oluyor.Altıncı Tiberias da çok harika adammış.(Hepsinin ismi Tiberias olmasa keşke)Düşünceli bir insan olmasını da çok sevdim.Yani Coriane'iyi düşünmesi çok hoştu. Coriane'nin delirdiği biraz daha iyi
Zalim KrallıkVictoria Aveyard · Pegasus Yayınları · 2017904 okunma
Çıkış Yok'tan Octavio Paz'a: Araftaki Paradoks
Puan vermedi
Sartre'ın çıkış yok adlı oyununun meşhur repliği: “L’enfer, c’est les autres.” “Cehennem başkalarıdır." İnsan, kendini çoğu zaman başkalarının gözünden tanımlar, <bazen bir özne olmaktan çıkıp bir nesneye dönüşür> başkasının yargısı, beklentisi ve bakışı, benliğin etrafına görünmez duvarlar örer. Bu yüzden ilişki, yalnızca bir temas değil, aynı zamanda bir sınır deneyimidir kişiyi bazen sıkıştırır ve bu sosyal ilişki bazen özgürlüğü daraltan bir “cehennem” gibi hissedilir. Öyledir. Belki de mesele “başkası” değil, başkasının bizi nasıl gördüğüdür. Çünkü aynı bakış, hem kurucu hem yıkıcı olabilir. Bu noktada paradoks kaçınılmazdır: Cehennem başkalarıysa, cennet de başkalarıdır. Hayat, başkalarıyla kurduğumuz ilişkilerin içinde şekillenir; iyi ya da kötü diye adlandırdığımız her şey, bu temasın içinden doğar. İnsan, ilişkilerden bağımsız bir varlık değildir; onlarla birlikte biçim alır. Octavio Paz ise "ben'i" bambaşka bir yerden okur, bir şiirinde: Biziz ötekiler, ben kendimden başka biriyim, davranışlarım bana daha çok benziyor başkaları gibi davranırken, kendim olmak için başka biri olmalıyım, bırak kendini, başkalarında ara kimliğini, başkaları da yok eğer ben yoksam, başkalarıdır veren bana varlığımı, ben kendim değilim, ben diye bir şey yok, hep biz varız, yaşam başka biridir, cennet başka biridir, senin ve benim ötemde.
İnceleme
Gizli OturumJean-Paul Sartre · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1950584 okunma
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 19:31
Son, Ayşe Kulin 302 Sayfa, Everest Yayınları Elinize yapışacak bir kitap diyerek başlıyorum sözlerime. Öyle akıcı ve sürükleyici yazılmış ki ne oldu ha ne olacak diye diye bakmışsınız kitap bitivermiş. Bir de şöyle bir tarafı var kitabın; karakterler bir yerlerden tanıdık. Nerden mi? Yazarın müdavimi olanlar bileceklerdir muhakkak. Geçmişte tanıştığımız bazı Ayşe Kulin karakterleri tekrar karşımıza çıkıyor burada. Yolları kesişiyor aynı evrende bazı karakterlerin. Kimlerin mi? Şimdi konusunu özet geçerken anımsarsınız yüksek ihtimal. Ha hiçbir kitabını okumadıysanız bile yazarın sorun değil. Çünkü öyle bir yazılmış ki hikaye sırıtmıyor hiçbir karakter. Cuk diye oturmuş kurguya. Ayşe Kulin yine yapmış yapacağını diyebiliriz. Kitabın konusuna gelecek olursak kısaca şöyle; Derya, eşi Hakan ve kızı Ada ile Ege’de bir köyde organik bir yaşam sürmektedir. Hakan uzun zamandır işsiz olan, ülkede mimlenmiş bir mimardır. Ne yapsa iş bulamaz ve bu yüzden de yurt dışındaki işleri de kovalamaktadır. Bir zaman gelir ki Çin’den kabul alır ve oraya gitmeye karar verir. Derya’nın da kızlarıyla birlikte onunla gelmesini çok ister ama Derya bazı korkularından ötürü gitmek istemez ve Türkiye’de kalmaya karar verir. Hakan Çin’e giderken köydeki evi kapatırlar ve Derya kızıyla beraber babasının yanına yerleşir. Evdeki çalışanlarla arası pek iyi olmadığından ötürü gündüzleri bebeğiyle birlikte sık sık dışarı çıkar, denize gider. Plaja gittiği bir gün denize açıldığında talihsiz bir olay patlak verir. Hikaye çok başka bir yere evrilecektir artık. Bu kitabı okuyunuz efenim. Şiddetle tavsiyedir. Bana da zorla okutan arkadaşım Özlem’e de çok teşekkür ediyorum. Kocaman bir iyi ki okumuşum dedirtti :) Sizler de eksik kalmayın okuyun, rica ediyorum. Çok sevgiler 🩵 #alıntı ”Ben seni hiç
Edebiyat
SonAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20184,385 okunma
Reklam
Reklam