• Merhaba dostlar;

    Bursa okuma grubu olarak şubat ayında 22.kez buluştuk.

    https://i.hizliresim.com/16p2EG.jpg
    https://i.hizliresim.com/v6aQPp.jpg

    Haydi toplanın da İsmail Güzelsoy eşliğinde gerçekleşen buluşmada neler olmuş göz atalım hep birlikte. Bu yazıyı okuyan sen; dilersen https://youtu.be/x_Ut87lWvvo bu şarkı eşliğinde de okumaya devam edebilirsin.

    Tarih 5 Şubat, 18:00 civarını gösterirken grup ilginç bir heyecan içinde ufak ufak toplanmaya başlamıştı. İlk kez, okuduğumuz bir kitabı kitabın yazarı eşliğinde değerlendirecektik. Yazara neler sorabiliriz?, nelerden bahsedebiliriz?, kitap nasıldı?, yazar da bizi beğenecek mi? gibi kendi aramızda ufak değerlendirmeler yaparken saat 18:30 civarı yazar Gerçek Kafe'de boy gösterdi. Normalde kendisinin Aydın'da bir programı vardı, Bursa'daki ufak işlerini halledip o arada bizim toplantıya katılıp oraya geçecekti. Fakat programındaki yoğunluk sebebiyle Aydın'ı iptal etmiş. Dediği "Buraya sadece sizin için geldim." cümlesinden sonra duygulardaki şelale durumunu varın siz hayal edin. :)

    Abartısız söylüyorum yazar masaya oturduğu andan mekandan dışarıya adım attığımız ana kadar ortama tamamen hakimdi. Durum böyle olunca da bir nevi toplantıyı İsmail Güzelsoy yönlendirdi gibi oldu.

    O kadar fazla şeyden bahsettik ki, inanılmaz bilgilendirici ve doyurucu bir sohbet oldu.

    Yazmak, kitaplar, insanlık, Türkiye, siyasi olaylar, ülkedeki durum ve vaziyet, 6-7 Eylül olayları, yazarın Iğdır'dan İstanbul'a göçüşü, Rum komşusu, Gezi, Nuh Köklü (ki burada gözleri doldu anlatırken), kitapta kurguyu nasıl oluşturduğu, İran, Kemalizm, Marksizm, Netflix, Westworld....

    Yazar bizden iyi hazırlanmıştı ya da bizden önce de pek çok kez kitap üzerine sohbet ettiği ya da eleştiri okuduğu için bütün sorularımıza tatmin edici cevaplar verdi. Kitapta şu kısım bu muydu dediğimizde aslında orasında mitolojideki bu karaktere işaret etmiştim ya da aslında bu biraz kuantum ile ilgili... Bu karakter normalde kurgunun akışına göre değerlendirdiğinizde olmayan bir karakter... El-Cezeri şunu şunu yapmış... Oradaki isim gözden kaçırdığım bir şey değil, şundan ötürü kasıtlı yaptım gibi her soruya cevabı vardı. Çok güleryüzlü, çok mütevazi bir insan kendisi... İlginç de bir insan. Bir kitabını yazarken Farsça kursuna gitmiş, yeni kitabındaki ud-i karakter için ud çalmayı öğreniyormuş gibi gibi... :)

    İsmail Güzelsoy kitapta Suzan'ın günahları neydi, Cibeş İso'nun sonu neden öyle olmuştu, Nuh kimdi aklımızda tam oturmayan kısımları bir bir aydınlatırken saatin koşturup 23:00'e vardığını, cafenin kapatmak için bizi beklediğini fark ettik. :) Kitaplarımızı imzalatıp bir sonraki ayın kitabı için yazarın önerdiği bir kitabı okumak istediğimizi belirterek kendisinden kitap tavsiyeleri aldık.

    https://i.hizliresim.com/ADO0zr.jpg

    Bunun dışında sevdiği ve etkilendiği bir takım yazarlar ise aşağıdaki gibiymiş;

    Şeyh Sadi Şirazi
    Jorge Luis Borges
    Komünist Manifesto
    Alice Harikalar Diyarında
    Julio Cortazar
    Gabriel Garcia Marquez
    Anton Çehov

    Dostoyevski
    https://i.hizliresim.com/alnjjd.jpg -Yeraltından Notlar
    https://i.hizliresim.com/nQbkA1.jpg - Değmez

    "Dünyaya gelmek bir trajedi ise, bu trajediye katlanmanın en güzel yolu sevgidir." diyerek ve bir sonraki kitap çıktıktan sonra yine bir araya gelelim diye sözleşerek(yazar da bizi beğeniyor), geceyi sonlandırdık.

    Yazara bizden bir hatıra kalsın ve bizi #40347800'sın diye ufak bir hediye almıştık kendisine onu da vermeyi unutmadık tabi.

    https://i.hizliresim.com/7aBVDa.jpg
    https://i.hizliresim.com/bVvjYV.jpg
    https://i.hizliresim.com/5aN42q.jpg
    https://i.hizliresim.com/grP46b.jpg

    Kitabı okuyanlar için böyle bir sergi açılıyormuş : https://twitter.com/...512384860725249?s=08

    Gökhan arkadaşımızın söyleşide tuttuğu bir takım notlar şöyle :

    *Edebiyatın amacı eğlenceli olmaktır, hayat çok sıkıcıdır çünkü..
    *İlk ciddi okumam Tevrat; Kur’an’ın özelliği ilk kez Tanrı’nın sesini duyarsınız.. İncil çok güzel bir metindir.
    *Edebiyat olarak ilk ciddi okumam : Komunist Manifesto
    *İyi bir edebi ürünü kendin yazıyorsun gibi okumak
    *İnsanların yazdığı her şey otobiyografiktir.
    *Yazarın kitapta kendini öldürmesi; yazar öldü kitap devam ediyor.
    *Trafikte de edebiyatta da tereddüt öldürür.
    *İlk 6 kitabımın hiçbiri 2. Baskı yapmadı.
    *Ne yapmaya çalışıyorum? Arada bir geri dönüp yarattığınız tabloya bakın.(Yazmak üzerine...)
    *Bu dünyada doğmuş olmanın kendisi lanettir ve bu laneti başkalarına ödetiyoruz.
    *Bir insanı mağdur edildiğine inandırmak çok kolaydır çünkü doğduğumuz için mağduruzdur.
    *Hiçbir ideoloji pozitif yönden ilerlemez hep bir düşman gösterir.
    *”Annem kürtaj olmadığı için cinayet işledi.” (Romain Gary (Emile Ajar) / Onca Yoksulluk Varken kitabında geçer.)
    *Bu dünyada en değerli şey şefkattir ama o da alınıp satılabilen mal haline geldi.
    *Mutlu olduğunu zannetmek mutluluk değil (haz) başkalarının yüzünde ancak görebilirsin bunu.
    *Yokken de verilebilecek tek şey sevgidir. (Hz. İsa)
    *Bir romanın okurda tamamlandığına inanıyorum.
    *Tek rakibim Nettflix
    *Tanrı kendisini rüyasında yaratmıştır ama farkında değildir.
    *Hatırla’nın şifresi; seni sen yapan şeydir. (hafıza)
    (Editör notu "Peki benim şahsiyetim ne olacak?" 😉 )
    *Nuh Köklü’nün son sözleri; keşke rüya olsa..
    *Her devrin insanları vardır, biz hiçdevrin insanlarıyız.
    *Her insan en az iki kişidir.
    *”Düşman tükenmeden düşmanlık tükenir miydi?” -Yılmaz Güney/Sürü filminden
    *Ahlaki çürümenin sorumlusu ahlaksızlar değil ona boyun eğenlerdir.

    Buluşmadan kareler;

    https://i.hizliresim.com/9aY9Nr.jpg
    https://i.hizliresim.com/qdAmvQ.jpg
    https://i.hizliresim.com/MV1PD2.jpg
    https://i.hizliresim.com/QLP42G.jpg
    https://i.hizliresim.com/bVvg60.jpg
    https://i.hizliresim.com/0R04zo.jpg
    https://i.hizliresim.com/JZV7Dj.jpg
    https://i.hizliresim.com/zjG2M9.jpg
    https://i.hizliresim.com/GmZpDV.jpg
    https://i.hizliresim.com/y6GAq7.jpg
    https://i.hizliresim.com/6aDlN3.jpg
    https://i.hizliresim.com/WqX6DN.jpg
    https://i.hizliresim.com/36O1zr.jpg

    Bir sonraki buluşma için;
    Tarih : 03 MART PAZAR
    Saat: 13:30
    Mekan: Gerçek Kafe
    Tartışılacak Kitap : Koku

    Katılımcı Listesi :
    1- NigRa
    2 -Oğuz Beyiniz / Auri
    3- Gökhan
    4- Şeyda
    5- Nermin Güneş
    6- Gökhan Tura
    7- Beytullah Kurnalı
    8- Ahmed Yasir Orman
    9- Volkan
    10- Osman Y.
    11- Kırmızı Rüzgar
    12- EySelim
    13- Gökhan Hayat
    14- Gülfe
    15- https://1000kitap.com/aysee_keser
    16- Levent Yaşar
    17- Meral
  • Kitap okumayı seven, bununla birlikte her şeyin menbaını ( Allah dahi kitap göndermiş...) kitap olarak kabul eden, insanları da kitap gibi okumak gerektiğine inanan biri olarak kitaptan daha kıymetli bir şey zannetmiyorum ki olsun. En klasik, en güzel, en anlamlı hediye de bu sebeple kitaptır benim için. Klişe hediye denecek kitap hediyesi bana göre çok incelikli bir hareket.

    Çocuklara ilk günlerde “kitap okumanın önemi” üzerine klişeleşmiş bir şeyler anlatmaya gayret ettim. Derslerine, iletişimlerine olan katkısını enine boyuna birlikte düşündük, birbirimize anlattık. Sonra bir gün ders kitaplarını okuturken gönüllülerden birini kaldırdım. İşte okulun ilk günleri, okuma düzeylerini değerlendirmek için iştahla dinliyorum. İnanın bana, üzüntüyle 5 satır yazının bitmesini bekledim. Maalesef, sürmesini değil. Bitsin istedim. Dürüst olmam gerekiyor, başta kendime. Çok büyük beklentilerle gelmiştim. 14 öğrencim olacağını öğreniyorum. Üstelik İstanbul’da. Bunca imkan içinde bu kadar az kişiyle... Okumayı dinledikçe bütün beklentilerim birer birer yok oldu. Dedim ki kendi kendime “Dilek, çok üzgünsün. Ancak canını dişine takarsan; işbirliği yaparsan olmayacak şey yok. Nitelikli okuyacak, sorgulayıcı düşünecekler.”

    Başlarda okudukları kitapları anlattırdım. Bir sınıf öğretmeninin 6 saat boyunca girdiği sınıfta kitap konusuna kimi gün 2 kimi gün 3 saat zaman ayırması çok çok geniş bir zaman dilimi. İnanılmaz şeyler değişti. Sonra şunu fark ettim. Geçen yıl okudukları kitapları tekrar okuduklarını – o zamanlar ben yoktum.- … Aynı kitabı tekrar okumalarının bir sebebi olmalıydı. Ben sordum, onlar söyledi: Unuttuğumuz için tekrar okuyoruz. Okuyoruz, bari aklımızda kalsın öğretmenim, dediler. Sonra işte şu bellek sorununu çözmek lazımdı. Gardner’ın çoklu zeka kuramından faydalanmaya çalıştım. Lisans sürecim içerisinde okuduğum hatrı sayılır makaleden öğrendiğim şuydu ki: Türk milletinin görsel zekası gelişkindi. Gördüğünü unutmuyor bu millet. Belki bu yüzden resimli kitapları daha çok seviyor. Belki bu sebeple, zekasına hitap etmediği için okumayı sevmiyor. Gerçi her zekadan kısıtlı yahut geniş ölçüde barındırıyoruz ancak baskın olan zeka-bellek çeşitlerimiz de bulunuyor.

    Çocukların resim yeteneği maalesef yoktu. – Ortaya çıkarırım sandım ama bu kadarmışız - Ancak biz biliyoruz ki; daimi yaptığımız şeylerde bir tekamül meydana geliyor. Okudukların artık anlatmak yerine çizmelerini önerdim. Önerimi ciddiye aldılar ve bunları asmak, neleri başarabildiklerini göstermek istedim. Kendi panolarını kendileri astı. Kendileri düzenledi, elbette benden yardım istediklerinde onların yapamayacağı şeyleri ben yaptım. Hazırladığımız ilk pano sınıfa asıldı. Sonra baktık, resim sayısı artıyor. E napalım, asmayalım mı? Asla… Koridorda bir pano bulduk. Durur muyuz, yapıştırdık.

    İlk olarak hazırladığımız pano:

    https://i.hizliresim.com/r58X53.jpg
    Boylarının yettiği yerlere kendileri astı  Zaten onlar ben üst tarafı donatırken sürekli direktif veriyorlardı 

    Sonra ara değerlendirme amacıyla dönüt alabilmek için çizdikleri resimleri anlattırdım, çizdikten epey sonra. Sanki daha dün okumuşlar gibi anlattılar. Diyaloglara varana dek. Dedim ki çocuklara “ Biz bu işi başardık. Devam edelim?” Sağ olsunlar, onayladılar. Ben de istiyorum ki “Küçük Prens” okuması yapalım, kritik edelim, konuşalım. Bir “Küçük Prens Köşesi” olsun yani. Ben meramımı anlattım, çocuklar da şenlendiler. Kitapların tedarik edilmesi gerek. Burada sık sık okuma yapanlar bilirler, basım farklı olduğunda farklı algılamalar ortaya çıkabiliyor. Aynı yayın, aynı basım olmalıydı. İşte tam bu noktada burada bir ileti paylaştım:
    #36826868

    Sonra sağ olsunlar insanlar katılım sağladı. Benim aklımda üç kitap kritiği vardı: 1. Küçük Prens, 2. Küçük Kara Balık, 3. Anıtı Dikilen Sinek. Bu üç kitabın paydaş noktası; farkındalık, yeni perspektifler sunmasıydı. Bu çocukların da en çok ihtiyaç duyduğu şey buydu, bilinçli bir kitap tercihiydi tüm bunlar. Küçük Prens kitabı gönüllü hayırseverler tarafından tedarik edilmeden daha bir gizli hayırsever bize Küçük Kara Balık’ı gönderdi. Kitapları kartonundan çocuklarla birlikte çıkardım. O kadar sevindiler ki bunu anlatamıyorum... Sonra hemen işe koyulduk. Köşemizi hazırlamalıydık.

    Burada hemen şunu açıklamak istiyorum. Ödev yapmak istemeyen çocuğa “Nasıl yapmazsın?” demiyorum. “Peki, bu senin kararın.” diyorum. Sonuçlarını zaman içerisinde görüyor, hak veriyor ve kendi isteğiyle yapmaya başlıyor. Yasak cezbedici oluyor bu yaştaki çocuklar için. Zorunluluklar iğrenç geliyor. Bu her yaşta böyle. Kaç yaşına gelirsek gelelim ne zorunluysa o iticidir. Ben çocukları bir birey olarak görüyorum. Kendi kararlarını alabilir, kendi kararlarının sonuçlarına katlanabilmeliler. Örneğin bir çocuk ödevini yapmadığında derste o ödevleri kontrol ettiğimizde “olaya Fransız kalmayı” göze almalıdır. Sınıfta kendi seçtiği başkanından şikayet olduğunda “Ama bu senin seçimindi, sonuçlarına sen katlanmalısın.” dediğimde bunu peşinen kabul etmelidir. Çok ciddi bir problem olursa, demokratik seçim tekrarlanır hatta referanduma gidilir. 

    Önce kitaplar geldi; -Çok çok teşekkür ederiz, hele çocuklar nasıl teşekkür edeceklerini bilemediler. -
    https://i.hizliresim.com/8a2WOk.jpg
    https://i.hizliresim.com/DY6Waz.jpg
    ( Getirmeyi unutanlar da oldu, o gün gelmeyen de. )

    İlk gün şöyleydi;
    https://i.hizliresim.com/XMq8p0.jpg
    Sonra;
    https://i.hizliresim.com/DY6Wby.jpg

    Biliyorum güzel çizmeleri önemli değil ama şu resmin güzelliğine bakar mısınız? Baktıkça içim açılıyor;
    https://i.hizliresim.com/YQW8Ga.jpg (Pelikan, Küçük Kara Balık ve arkadaşlarını kesesine alıyor!)

    Ardından başka resimler de çizdiler ama ben anın tadına daldığım için çekmedim.

    Sıra Küçük Prens Köşesine geldi.

    https://i.hizliresim.com/bVMZdY.jpg
    https://i.hizliresim.com/Em6W49.jpg
    https://i.hizliresim.com/dvZlVZ.jpg

    https://i.hizliresim.com/k9L75m.jpg
    https://i.hizliresim.com/dvZlmV.jpg
    https://i.hizliresim.com/alM8O5.jpg
    https://i.hizliresim.com/lqrPnX.jpg
    https://i.hizliresim.com/grVvm3.jpg
    https://i.hizliresim.com/DY6WQO.jpg
    https://i.hizliresim.com/16Da8A.jpg

    Küçük Prens içim çizim yapmak bizi kesmedi. Daha fazlasını hak ediyordu Küçük Prens. Küçük Prens’in gerçekten olduğuna inananlar oldu. Bunun sadece bir masal olduğunu düşünenler oldu. Ben “belki de Küçük Prens vardır.” dedim. Bunun üzerine mektup yazmaya karar verdiler. “Yazarsak Küçük Prens’e yollar mısınız?” dediler. “Ya siz yazarsınız da yollamaz mıyım?” dedim. Bunu buradaki Küçük Prenslere gönderiyorum şimdi… Sözümü kısmen tutuyor olabilirim. “Bize cevap yazar mı?” dediler. “Bilmem ki, Küçük Prens’le hiç bu konuyu konuşmadık, kitapta hiç bu anlatılmıyor.” dedim. Yollamaya değer buldular, yazmaya değer buldular mektupları. Ben buraya yollamayı uygun gördüm.

    https://i.hizliresim.com/P16285.jpg
    https://i.hizliresim.com/mM7gO0.jpg
    https://i.hizliresim.com/9aqW65.jpg
    https://i.hizliresim.com/qd8p1d.jpg

    Ve daha birçok mektup…

    Sonra biz bir fikir bulduk. Okuma köşesi yapmaya karar verdik. Paletlerden okuma köşesi yapacaktık!
    Ve diğer öğretmen arkadaşlarımın da büyüüük yardımlarıyla şu köşeyi yaptık.
    https://i.hizliresim.com/QLYNXy.jpg
    https://i.hizliresim.com/4jqQmA.jpg

    Bütün bu okumaları yaparken öncelikle kitapları kapağından itibaren incelemeye başladık.

    Kitap kapak tasarımını kim yaptı?
    Kaçıncı basım?
    Basım ne demek?
    Hangi yayınevi?
    Editör nedir?
    Bu kitabın editörü kim?
    Yabancı dilden bir kitap nasıl Türkçe hale getirilir?
    Çevirmen nedir?
    Varsa bu kitabın çevirmeni kim?
    Yazarı kim?
    Kitabın içerisinde resim varsa bunları kim çizdi?
    En son en zaman basıldı?
    Kitabın türü nedir?
    Türünün özellikleri nelerdir?
    Kitabın arkasında kısa yazı nedir?
    Arka kapakta yer alan barkod nedir?
    Gri barkod ne anlam içerir?
    Sahte kitap alırsak ne olur?
    Orijinal kitap alırsak ne olur?
    Yazara katkısı ne?
    Vicdanımıza katkısı ne?
    Bu kitapta hoşumuza giden gitmeyen şeyleri basan yerle paylaşmak istersek nasıl paylaşırız?
    Basımevi iletişim adresi neden kitapta belirtilir?
    Ve inanın daha birçok soruyu daha kitaba geçmeden yanıtladık…
    Sonra kitaba geçince şu sözleri duydum “Ne çok kişi uğraşmış öğretmenim!” Evet, işte beklediğim buydu. Bir kitap kolay yazılmıyor. Yazar kolay olunmuyor. Kitaplar ne değerli… “Kitaplar, emekle ortaya çıkar. Sadece yazarın değil birçok kişinin de katkısıyla ortaya çıkıyor.” dedim.
    Kitaba başladığımızda bir süre ben okudum, ardından hikayenin en heyecanlı yerinde durdurup “ Sizce nasıl devam etmiştir? Siz olsaydınız nasıl tamamlardınız? Ne hissettiniz? Böyle diyen birine siz nasıl yanıt verirdiniz?” gibi birçok şey…

    Bu iletiyi paylaşma amacım ise kendime referans olarak kullanmak istememdir. Bir gün bir hayırsever şüphe duyacak olursa diye elimdeki halihazırdaki çalışmamı bilsin isterim. Hepinize teşekkür ederim. Bir kitap ne çok şeyi değiştiriyor!