9/10
·256 syf.··
2026 69. kitabı
Alex Schulman her seferinde insanı en hassas yerinden yakalamayı başarıyor. Zaman algısını kaybetsek de öyküden kopamıyor insan. Daha sağlam bir kurguyla unutulmaz kitaplar arasına girebilirmiş. Kitabın sonuna bayıldım. Anlaşılan bu yazarla yollarımız daha çok kesişecek Son cümle şu olsun “You are not alone” Yalnız değilsin :)
Malma İstasyonuAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20245,5bin okunma
Spoiler var
2/10
·448 syf.··
2026 14. kitabı
ikinci kitaba başlarken artık bazı sırların açığa çıkacağını, karakterlerin oturup gerçekten konuşacağını ve yaşananların daha mantıklı bir zemine oturacağını düşünmüştüm. Ancak kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey bunun tam tersi oldu. İlk kitapta beni rahatsız eden birçok unsur devam ettiği gibi bazı noktalarda daha da büyümüştü. Korkunç! Kitap boyunca Mahinev, Ali Asaf'ın onu aldattığını düşünüyor. Açıkçası okur olarak bizim düşünmemiz gereken şey de bu. Çünkü kitap sürekli olarak bizi bu sonuca yönlendiriyor. Ortada Lina var, ortada başka bir kadın var, ortada yıllarca süren sessizlik var ve ortada cevaplanmayan onlarca soru var. Fakat bütün bunların içinde beni en çok rahatsız eden şey Ali Asaf'ın gerçeği biliyor olmasına rağmen hiçbir açıklama yapmaması oldu. Mahinev soru soruyor. Ali Asaf susuyor. Mahinev cevap bekliyor. Ali Asaf yine susuyor. Mahinev acı çekiyor. Ali Asaf hâlâ susuyor. Bu döngü yüzlerce sayfa boyunca tekrar ediyor. Bakın şaka değil yüzlerce sayfa sürüyo. Bir noktadan sonra bu durum gizem yaratmıyor. Sadece hikâyeyi uzatıyor. Karakterlerin yaşadığı sorunları değil, yazarın hikâyeyi uzatmak için karakterleri konuşturmadığını hissetmeye başladım. İlk kitapta da bu vardı ama ikinci kitapta çok daha yorucu bir hâl almış. Nefes aldırmadı.. Lina karakteriyle ilgili de karışık hisler içerisindeyim. Hikâyeye girişini etkileyici buldum. Annesini kaybetmek üzere olan küçük bir çocuğun hikâyesi doğal olarak insanı etkiliyor. Ancak Mahinev'e bağlanma süreci bana fazla hızlı geldi. Evet, travma yaşayan çocuklar hızlı bağ kurabilir ama burada yaşanan bağın yoğunluğu bana yine de yapay hissettirdi. Sanki duygusal etkiyi artırmak için bazı gelişim aşamaları atlanmış gibiydi. Kitabın sonlarına doğru mektuplarla birlikte öğreniyoruz ki aslında Ali Asaf
Mahi 2Tuğba Atıcı Coşar · Pukka Yayınları · 2025185 okunma
Reklam
Ölmüşüm gibi arkamdan konuşur musunuz rica etsem?
8/10
·72 syf.··
2026 4. kitabı
Uzunn zaman sonra geldim size. Ne olursam olayım yine geldim. Kim olduysam onunla geldim. Okuyamayan biri olarak geldim. Son zamanlara öyleydim yani. Toparlanma aşamamın 2. kitabıyla geldim size işte karşınızdayım... Ölürsem arkamdan iyi hatırlayın diye kendimi açıklamaya geldim ama insanoğlu vicdanı sebebiyle ölünün arkasından kötü konuşmaz zaten. Konuşmazsınız di mi? İşte bunu merak ederek aldım kitabı. Ölü birinin ardından ne düşünürüz, neler söyleriz ve en önemlisi neleri söyleyemeyiz? Bunun kitabını yazmış #y:179909. Kadıköy kitap günlerinde Sel yayıncılıkta görev alan bir beyefendinin tavsiyesi üzerine aldım kitabı. Çok güzel övdü, gerçekten çok samimiydi. Kitabı ne kadar içselleştirdiğini o kadar içten ifade etti ki kayıtsız kalamadım. Sel yayınlarının zaten okuyup beğenmediğim kitabı çok çok nadirdir. Yapıyorlar bu sporu. Kitap intihar eden Luc'un arkasından anne-babasın, yenge-amcasının ve onların kızı (yani Luc'un kuzeni) Celine'in Luc ile ilgili bilinç akışı şeklinde düşüncelerini içeren bir metin. Ara sıra Luc'un kendisi de dahil oluyor hatta bu akışa. Akış dediğim de öyle bir akış ki; hop oraya hop buraya atlayıp duruyor yazar. Bir annesi konuşuyor, bir yengesi; bir Luc'un yaşadığı dönemdeyiz, bir intihar ettiği günde. Allak bullak oldu zihnim ne olduğunu anlayana kadar. Ama bir kere anladıktan sonra akıyor gerçekten, korkmayın. Kitapta en çok hoşuma giden şey, aile ilişkilerini anne-baba gözünden görüp onların biz evlatları hakkında neler düşündüğünü anlayabilmek oldu. Benim fazlasıyla cebelleştiğim ve hatta ülkemizde birçok gencin de muzdarip olduğunu düşündüğüm bir konu. Hani ebeveynlerinize karşı durabilecek gücünüz kalmadığında, artık yapacak, deneyecek herhangi bir yol, bir çare kalmadığında yavaş yavaş uzaklaşırsınız ya; aranıza uçurum girer,
1000Kitap
Onlardan UzaktaLaurent Mauvignier · Sel Yayıncılık · 2026138 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 21. kitabı
novellaneokuyor Kendi önerimdir ,kendim aldım “Kılıf @emeloda kaleminden @mumkunkitap yayınlarından bir eser ve aslında modern Türk edebiyatında içsel roman / psikolojik anlatı çizgisinde duran, daha çok “insanın kendi hayatına yabancılaşması” temasına odaklanan bir eser. Kitabın konusu Kitap, dışarıdan bakıldığında “düzgün, yerli yerinde, sorunsuz” görünen hayatların içinde aslında insanların: * kendi duygularını bastırmasını * geçmiş travmalarını saklamasını * “güvende görünme” uğruna kendinden uzaklaşmasını anlatıyor. Özellikle ana fikir şu soru etrafında dönüyor: “İnsan gerçekten kendi hayatını mı yaşıyor, yoksa başkalarının çizdiği bir hayatın içinde mi sıkışıyor?” Teması Bu kitapta öne çıkan ana temalar: * Bastırılmış duygular * Kimlik yabancılaşması * Aile ve geçmişin birey üzerindeki etkisi * “Normal görünen hayatların içindeki boşluk” * İçsel kırılmalar ve yüzleşme Anlatım tarzı
KılıfEmel Şimşir · Mümkün Kitap · 202610 okunma
Kambur
10/10
·255 syf.··
2026 56. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:00
Esra Kahya'nın Bir İntihar Çok Ölüm romanı, bu yıl içinde okuduğum ve beni en çok etkileyen kitaplardan biri oldu. Daha önce yazarın Benim Rüyalarım Hep Çıkar kitabını okumuştum ve onu da çok sevmiştim. Bu kitabı bitirdiğimde ise Esra Kahya'nın kalemini ne kadar sevdiğimi bir kez daha anladım. Roman, otuz beş yaşındaki kambur Acibe'nin intiharıyla başlıyor.  Meskûr, Müsemma, Nazenin ve Acibe'den oluşan bu dört kişilik aileyi ilk olarak tabutta yatan Acibe'nin anlatımıyla dinliyoruz. Kitap boyunca en çok Acibe'nin yaşadıklarına üzüldüm. Onun yalnızlığını, dışlanmışlığını ve sevgisiz bırakılışını okurken içim parçalandı. Hatta bazı bölümlerde gözlerimin dolduğunu, istemsizce ağladığımı fark ettim. Buna karşılık kitapta en çok sinirlendiğim karakter ise hiç şüphesiz Müsemma oldu. Anne olmak sadece bir kelimeden ibaret olmamalı diye düşündüm durdum. Acibe'ye karşı gösterdiği duyarsızlık ve sevgisizlik beni sayfalar boyunca öfkelendirdi. Kitabı okurken içimden sürekli Meskûr'un dediği gibi, "Yanasın Müsemma, dilerim yanasın." deyip durdum. Yazarın dili ise çok hoşuma gitti. Son derece akıcı, sade ama sıradan olmayan bir anlatımı var. Sayfalar adeta su gibi aktı gitti. Kitabı okumayı düşünenlere küçük bir uyarı yapayım; bu kitap biraz ciğer dağlıyor. Özellikle duygusal okurların kalbine dokunacağını düşünüyorum. Kitabın toplantısını yazarımızın katılımıyla yapma şansımız da oldu. Esra Hanım'ın samimiyeti, içtenliği ve mütevazılığı beni ayrıca etkiledi. Böyle sıcak, kibirsiz ve okuruna değer veren yazarlara her zaman hayranlık duyuyorum. Kendisine böylesine etkileyici bir hikâyeyi edebiyatımıza kazandırdığı için teşekkür ederim. Bir İntihar Çok Ölüm'ü gönül rahatlığıyla herkese tavsiye ederim. Uzun süre aklımdan çıkmayacak kitaplardan biri oldu. Bu kitaba mutlaka bir şans
Alıntı
Bir İntihar Çok ÖlümEsra Kahya · İletişim Yayınları · 2026489 okunma
1/10
·256 syf.·
2026 42. kitabı
Okuduğum her kitaba bayılmayı beklemem, bu oldukça ütopik olurdu. Ara ara şanssızlıklar yaşamak da sürecin bir parçası tabii ki. Beklentim, kitabın beni bir noktada beslemesidir.  ​Gelelim "Kuzu" isimli yazımın kahramanı olan kitaba... Kendisinde koca bir hüsranla karşılaştım. ​Nereden merak saldım bilmiyorum, hadi dedim şu goodreads en iyi korku roman adayı kitabına bir şans vereyim. Feminist korku adı altında pazarlanan bu metin derinlikli bir tür ürünü mü, yoksa ucuz bir yamyamlık güzellemesi mi diye düşünürsem cevabım net. Sayfalar boyu neye maruz kaldığımı ve bu kurgunun edebi olarak tam olarak nereye hizmet ettiğini çözebilmiş değilim. ​Bu yıl okuduğum en zayıf yapıta çoktan denk geldiğimi düşünürken, bu kitap çıtayı her anlamda daha da aşağı çekmeyi başardı. Sayesinde listemin en alt sırası, uzun süre sarsılmayacak yeni "dip" noktasını bulmuş oldu. ​İstisnasız her sayfada gözümüze sokulan "kaybolanları yiyoruz" vurguları, "tırnakları alınmış parmaklar" tasvirleri... Yazar, sırf bu sığ ve çiğ imgeleri metnin orasına burasına serpiştirerek korku edebiyatı yaptığını, atmosfer kurduğunu sanıyor sanırım. Atmosfer kurmaktan, kurgu derinliğinden ve mantıktan tamamen uzak; sadece okuyucuyu ucuz numaralarla irite etmeye çalışan koca bir reklam balonu.
KuzuLucy Rose · İthaki Yayınları · 202631 okunma
Reklam
Reklam