"Freud şöyle der;
'Ifade edilmemiş duygular asla ölmez. Canlı canlı
gömülürler ve daha sonra daha kötü şekillerde ortaya
çıkarlar.'
insan bazı şeyleri susturduğunda, onlardan kurtulduğunu
sanır. Konuşmaz. Içine atar. Zamanla geçmesini bekler.
Ama bastırılan hiçbir duygu gerçekten kaybolmaz.
Içeride sessizce büyür.
Tam da bu noktada, insanın kendi içine gömdüğü o karanlığın bir gün nasıl kaçınılmaz bir hesaplaşmaya
dönüşeceğini Carl Gustav Jung şu sarsıcı sözlerle
fısıldar:
"Karanlığı hayal ederek hiçbir zaman aydınlanamayız;
aydınlanma ancak karanlığın farkına varılarak, yani
onunla yüzleşilerek gerçekleştirilebilir. Bilincin farkına
varmadığı her şey, dışarıda bir kader olarak karşımıza
çıkar."
Ve bir gün insan, kendinden uzaklaştığını düşünürken,
yıllardır kaçtığı şeye dönüştügünü fark eder. Çünkü insan
bazen karanlığını yok edemez, sadece üstünü örter. Üstü
örtülen her gölge ise, gün gelir insanı kendi hayatının yabancısı yapar."