Her Türden Kitap Önerisi
Size her türden kitap önerisiyle geldim ama bende eksik olan kısımları sizin önermenizi rica edeceğim🙏 Boş kalan kısımlarda muhtemelen okuduğum kitap sayısı fazlasıyla az o yüzden önerilerinize çok açığım. Fantastik Kitaplar Kalpsiz Marissa Meyer: Öncelikle bu kitap benim gelmiş geçmiş en sevdiğim üç kitaptan birisi. Hayatımız boyunca hepimizin yolu mutlaka bir defaya mahsus da olsa Alice Harikalar Diyarında’ya uğramıştır. Hikayesine çok kafa yormasak da Kupa Kraliçesi bizi üzerinde düşünmeye illa ki itmiştir. İşte bu kitap bize pastacı olmak isteyen masum ve soylu bir kız olan Cathrine’in, Kupa Kraliçesi olmamak ve hayallerini başarmak için verdiği savaşını anlatıyor. İşin içine Jest adlı saray soytarısı, soytarının tekerleme tutkunu kuzgunu, sihirli şapkalar yapan bir adam ve Peter Peter adlı garip ve korkunç bir bal kabağı çiftçisi girdiğinde hikaye farklı bir noktaya evriliyor. Marissa Meyer’ın kalemine koşulsuz şartsız güvenebilirsiniz. Tek kitap olduğu için bir avantaj da denebilir. İncelemem: #292280831 Zalim Prens Holly Black: Bu kitabı daha önce görmeyen bir fantastik okuru olduğunu sanmıyorum. Eğer yeni bir fantastik okuruysanız da beğeneceğinizden eminim. Dili yeni fantastik okuyanlar için fazlasıyla açıklayıcı ve akıcı. Eğer uzun süredir fantastik okuyorsanız ve beklentiniz çok yüksekse bayılmayabilirsiniz. Her neyse konumuza gelecek olursak da; hikayemiz Jude adlı kızımızın ailesinin, Madoc adlı bir kızılbereli elf tarafından öldürülmesi ve kız kardeşleriyle beraber onun himayesinde Elfhame’de yaşamasıyla başlıyor. Jude bir ölümlü olduğu için ikiziyle beraber zorbalığa maruz kalmaktadır ve bu dünyaya kendini kabul ettirmek için kılıç kullanımı konusunda kendini çok geliştirir. Tahta geçecek Prens Dain’in kişisel suikastçısı olmak için davet
1000Kitap
Yaş ve geçim kriterleri sağlansa da evliliği acele getirme
Demin lisede sevdiği kızla 15 yıldan sonra denk gelip 2-3 ayda nişanlanmış birinin videosuna denk geldim. Sevgi varsa engel yoktur düşüncesinde olduğum için süreçten sonra "Lisede sevmişseniz sonra niye devam etmemiş? Araya giren 15 yıl çok fazla. Ve sevgiden bahsediliyorsa bahane veya sorun yerine çare ve çözüm duymak isterim." diye düşünürken bugün nenemin aramasıyla ablama görücü haberi geldiğini öğrendik. Sonra yaşında emin olamadılar "26-28 de olabilir." dediklerinde ablam "O zaman Asra' ya uygun o, Asra düşünsün kabul edip etmemeyi." dediğinde "Nee, hayır ben daha 1(2)5 yaşındayım. Ayrıca ne saçma ve terbiyesizce bir hareket. İlki, onların yaş gibi önemli kriterde kesin bilgiye sahip olmaması, ikincisi de şaka olsa da sizin yaş küçüldü diye hedefe beni koymanız. Haber kime geldiyse muhatap o' dur sadece. Sinirlerime oynamayın. Bu konularda şakadan nefret ederim. Ve ben, dediğim gibi 15 yaşındayım. Evlenmek istemiyorum, evlilik yaşında değilim. Haber gelirse bana ulaştırmadan reddedin. Beni kendimle baş başa bırakın, kış kış." demiştim. Bu konuda katı, tavizsiz, net, kararlı ve gayet açıkça konuşuyorum. Bu zamanda arkadaş olarak iki cinsten kimseyi bulamazken o tarz konuma uygun birine denk geleceğimi düşünmüyorum. O yüzden vakit kayıplarıyla uğraşacak değilim. Ve düşünsene, dümdüz insansın yani ve o kişi seni görmeden tanımadan, o yabancılıkta tuhaf duran bir niyetle geliyor. Ben kendi türümüzde insanları adam yerine koyamazken el insanı isteğine göre ve o özel niyetle evde ve ailelerle oturulma olayı bana saçmalıktan komik geliyor. İhtimal üzerine de olsa o niyetle gelen birine ben kahve yapmak istemiyorum mesela. Hiç o tarz ortamlarda denk geleceğimi de düşünmüyorum. Gerçekten seversem sadece o kişi o niyetle gelip ailemle otursun, ben sadece ona kahve yapayım
Hayata Dair
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
🕯️ Ev Cadısı — Büyünün, yemeğin ve kalbin aynı kapta karıştığı bir hikâye. Neden mi? Bu kitapta bize ejderhaların uçmadığı, dev savaşların olmadığı ama sıcak bir büyüyle sarmalanmış bir dünya bekliyor. Fin, sarayda aşçı olarak işe başlıyor ama o aslında bir erkek cadı🤭 bu saray entrikalar, gizli büyüler ve beklenmedik duygularla dolu. Saray’da kendini göstermeyi daha ilk anda başarıyor Fin. Hem yeteneği hem üstün hünerlerini konuşturuyor. Tabi sıcaklık samimiyet bir yana sarayın olayı malum. Entrika hırs kaos olmazsa olmazlardan. Karşılaşacağı bazı şeylerle yüzleşmesi gerekiyor gizli kalmış geçmişten gelen sırlarda tabi. Bu kitapta bizi öyle edebî fantastik dünyalar savaşlar beklemiyor. Aksine sıcacık, samimi, yer yerde güldüren tatlı bir hikaye bekliyor. Takıldığım bazı noktalar fazla detaylı olması. Birde sanırım ben fantastikte daha aksiyonlu ve karanlık olanını seviyorum böyle tatlı mizahi yönlü fantastikler keyifli olsa da beni tatmin etmiyor🤭 Ama Fin müthiş bir karakterdi bu tarz büyülü sıcak samimi fantastikleri seviyorsanız bu kitap tam size göre.
Edebiyat
Geç Kalın'mış Bir Masal
Kumun hafızası Güneş, ufkun kıyısında ağır ve bilge bir meyve gibi sarkıyordu; kabuğu kızıl, özü yakıcıydı. Çöl, bu meyvenin suyunu içmiş gibi ağır ağır parıldıyor, her kum tanesi ışığın içinde kendi küçük sırlarını saklıyordu. Bedevi yürüyordu; ne kadar zamandır yürüdüğünü bilmiyor, bilmediğini bile hatırlamıyordu. Zaman ilk günlerde bir ağırlıktı, sonra bir yankıya dönüştü; şimdi ise sadece ayak bileklerine dolanan bir gölgeydi — var ama ölçülmez, hissedilir ama tutulmaz. Durdu. Dizlerine kadar çöken gevşek kumun üzerinde dengede kaldı. Elleriyle yere uzandı ve bir avuç dolusu kum aldı. İlk dokunuşta yakıcı, sonra bedene karışan bir ısı: sanki güneşin unutamadığı bir anıyı okşar gibi. Kum taneleri pütür pütürdü; bazısı düz, bazısı kıyısı kırık, bazısı ince bir cam parçası kadar keskin, bazısı bir çocuğun sakladığı boncuk gibi masum. Parmaklarının arasından yavaşça diğer eline döktü. Kayan her tanede bir ses duyar gibi oldu, ama duyduğu şey bir sözcük değildi; duyduğu şey, sözcüklerden önceki sessiz anlamdı. “Ben akmam,” dedi o sessiz anlam, “sen düşersin.” Başını kaldırdı. Ufuk, sıcak havanın kırdığı görüntülerle bir şehir hayal ediyor, olmayan kemerler ve su yolları çiziyordu göze. Belki bir vakitler vardı onlar; belki sadece bir umudun yorgun ışığıydı. Bedevi gülümsedi. Gülüşü, su görmemiş bir pınarın taşlarına benziyordu — serinlik hatırlayan ama suyu olmayan. Rüzgâr, önce bir çocuk nefesi kadar hafif esti. Saçlarının ucunu, kaftanının kenarlarını, yüzünde gün boyu biriken tozu okşadı. Huzurdu bu; ama huzurun bile tehlikesi vardır: insanı uyutması. Yüzünü gökyüzüne kaldırdı; ilk yıldızlar henüz sönmemiş bir ateşin kıvılcımları gibi belirdi. En parlak değil, en sönüğünü seçti gözleri. Sönük ışıklar bazen en hakikisini söyler, çünkü bağırmazlar. “Beni nereye
1K
Dünyanın en iyi yönetmenleri & tarzları stanley kubrick “her film türünü denedi, hepsini korkunç derecede ciddiye aldı. uzayda beethoven çaldırır, savaşta mizah bulur. bipolar sinema ikonu.” quentin tarantino “kanlı, danslı, bol diyaloglu. araba bagajı kamerası, ayak fetişi ve eski plaklar eşliğinde intikam dersi verir.” christopher nolan “zamanı yamultur, kafayı bulandırır. filmlerini anlamak için saat, çizelge ve iq testi gerekebilir.” martin scorsese “mafyayı anlatır ama sanki akrabalarıymış gibi. her filminde adam dövülür, günah işlenir, günah çıkarılır.” wes anderson “simetri takıntılı bir pastel manyağı. her şey çok düzgün ama herkes çok tuhaf.” david lynch “kâbus gördüğünüzü zannedersiniz ama aslında izliyorsunuzdur. anlamadığınızda doğru yerdesiniz.” pedro almodóvar “ispanyol dramasının kralı. kadınlar ağlar, çığlık atar ama sonunda hepsi hâlâ rujludur.” lars von trier “depresyonsa depresyon! kamera titrer, umut kaçar. mutlu son bekleyen varsa, kapı orada.” ingmar bergman “varoluşsal kriz mi? buyurun. ölümle satranç oynar, vicdanla tokatlaşır. gülmeyin, ayıptır.” akira kurosawa
ANNEYİ ÖLDÜRMEK SURETİYLE HANIMA DERS VERMEK Qingshan komününde dört kişilik bir aile yaşıyordu: Anne Wang, oğul Wang, karısı Tarçın Çiçeği ve küçük oğulları. Bay Wang, bölgenin tarım makineleri fabrikasında çalışıyordu. Anne Wang ile gelini Tarçın çiçeği arasındaki ilişkiler, havadaki pozitif ve negatif elektrik yükleri arasındaki ilişkiye benziyordu. Bir araya geldiklerinde şimşekler çakıyor, gökler gürlüyor ve bardaktan boşalırcasına yağmurlar yağıyordu. Aralarında sürekli gürültü, kıyamet kopuyor, her gün hırlaşıyorlardı. Öleseler bile kavga etmekten vazgeçecek gibi görünmüyordu. Bir gün küçük oğlan yere düştü ve feryat figan ağlamaya başladı. Anne Wang çocuğu kollarından tutup kaldırmak istedi, fakat daha sonra duruverdi. Çünkü birkaç gün önce Tarçın Çiçeği kendisini aynı durumda çocuğu düşürdüğü için suçladığını hatırlayıvermişti. Tam, çocuğu yerden kaldırayım mı kaldırmayayım mı diye tereddüt ederken, Tarçın Çiçeği çıkageldi ve bağırıp çağırmaya başladı : ”Çocuğun ne kötü düştüğünü görüyorsun ve buna rağmen ona yardım etmiyorsun. Çocuk ölseydi herhalde hoşuna giderdi. ” Gelin ağzını açarda kaynana susar mıydı hiç? Her şey, daha önceleri olduğu gibi oldu. Dudaklar silahlara, dişler kılıçlara dönüştü. Her biri karşısındakinin kirli çamaşırlarını ortaya dökme yarışına girişti. Tam bu sırada bay Wang kentten eve döndü. Aslında eve erkenden pek seyrek gelirdi. Çünkü her defasında kendini iki yönden esen rüzgarlar arasında körük gibi şişmiş hissederdi. Annesi ve karısı onu görür görmez, kavganın içine çekmek isterlerdi. Bu kez de ikisi birden ona doğru koştular. Anne Wang, gözyaşları arasında ve burnunu çeke çeke şöyle dedi: “Sen benim oğlumsun .Bugün artık ağzından bir söz çıksın. Söyle bana, ben bundan sonra bu evde nasıl yaşarım?” “Sen zaten hep ananın