Çok sayıdaki bilim adamının (E.Eyhvald, Z. Yampolsky, vd) görüşüne göre, Herodot tarafından zikredilen İskit kabilelerinin - lirkler ve Türragetler- ismi "Türk" isminin bozulmuş şekille-ridirler. Bazı İskit kabileleri gibi onlar da, Türk dilli idiler (Yam-polsky, 1966, s. 63, 1970, s. 10-11). Strabon, Pomponius Mela, Pliny (M.S. I. Yüzyıl) de, Herodot'un sözünü ettiği yerlerde ya-şamış olan Türklerden, Türragetlerden, Turklar'dan bahsetmiş-lerdir (Antiçnıye İstoçniki/ Antik kaynaklar", 1990, s. 100, 108). M.S. V. Yüzyıl Bizans tarihçisi Zosimus, Hunlar hakkında şunları yazmaktadır: "Bazıları bu halkı "Unnı" olarak adlandırı-yorlar; diğerleri, bunları Kralı İskitler diye adlandırmak gerekti-ğini söylüyorlar; Herodot da bu "basık burunlu" halkın Istros [Tuna] boyunda yaşadığını söylemektedir." (Gan, 1884, s. 199). Eski dönem yazarlarının bu bilgileriyle bağlantılı olarak M.S. I. Yüzyılda Güney Bug'da Ptolemaeus tarafından tasvir edilen at eti yiyen - Sarmatlarn mezarları büyük önem kazan-maktadır. O mezarlarda bağdaş kurup oturan doğu tipine ait erkek figürünün tasvir edildiği, ok şeklinde kaşlarıyla - kabart-ma gözbebeğiyle çekik gözlü heykelcikler bulunmuştur. Geniş kanatlar burnu kolayca basıklaştırmaktadır." (Kovpanenbo 1986, s. 67-71).
Sayfa 74·Kitabı okudu
Erkek-kadın arasındaki ayrımcılıkla ilgili Hz. Muhammed’den bir örnek daha vereyim. Kendisi bir sözünde, “Bir er­kek çocuğunuz dünyaya geldiği zaman onun için iki koyun veya keçi kesiniz; şayet çocuğunuz kız ise, o zaman bir koyun veya keçi kesiniz" diyor. (7) Bunun İslam terminolojisindeki adı * Akika'dır. 7. Tecrid-i Sarih. No: 1871-11/400; Tirmiri. Edahi. 16. No: 1516. İbni Mace. Zebaih. No:3162; Ebu Davud. Edahi. 21. No:2834-36; Buharı. Akıka. 2. Bab; Ncsaı. Akıka. 2. 3. 7/165. Tabcrani. age. 24/183; Ahmel bin Hanbel. Mlisned. 2/17-214; İbni Esir. Üsd'ül Gabe. No:7527-7530 vb.
Sayfa 17 - Berfin·Kitabı okudu
Araştırma inceleme din islam
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yakma konusunda Ebu Hüreyre'den de bir örnek vere­lim: Hz. Muhammed bizi bir baskına gönderdi ve falanca ile falancaya rastlarsanız onları ateşte yakın dedi. Sonra biz ha­zırlığımızı yapıp sefere çıkmak üzereyken onun yanına gidip vedalaştığımızda o bize, 'Ben size onlan ateşte yakın dedim; ancak yakmak Alalh'a mahsustur. Siz onlarla karşılaştığı­nızda yak.mayın; onlan öldürün' dedi. Bu hadis Buhari'de iki yerde geçiyor; ayrıca başka hadis kaynaklarında da var. Bunu aynı zamanda Hamza b. Amr da rivayet etmiştir.(298) 298 a-Buhari, Cihat, bab 107/2954 ve 149/3016. b-Sünen-i Kübra, Siyer bölümü, hab 28/8559, 135/8753 ve 155/8781 . c-İbni Mace, Cihat, bab 173/2673. Ravi Hamza b. Amr Eslemi'dir ve bu baskında emir komuta onda. d-Mezhep lideri Ahmet b. Hanbel, Müsned, no: 16130-31: Hamza b. Amr Eslemi kısmında. Ravi kendisi. e-A. Razzak. Musannaf, c. 5/214, no: 9418: Hamza ravi. f-Muhammed b. Musa cl-Hazımi, El-itibar, s. 193-194: Ravi Hamza. g-Tirmizi, Siyer başlığı altında, bab 20/ 1571. h-Ebu Davud, Cihad, bab 1 12/2673 ve 2674.
Sayfa 174 - Berfin·Kitabı okudu
Araştırma inceleme din islam
Rusya tarihini değerlendirirken, bir tarihçi öncelikle bu devasa ülkenin olağanüstü büyüklüğünü ve çeşitlili­ğini, coğrafi özelliklerini, kaynaklarını, halklarını ve sorunlarının çeşitliliğini göz önünde bulundurmalıdır. Epey önyargılı ve aşağılayıcı yorumlara maruz kalan Rusya kendi koşulları içinde anlaşılmalıdır. Bu önsöz, Rusya sakinlerini belli biçimlerde davranmaya iten birtakım anahtar temaları ve konuları irdelemeyi amaç­lıyor. Bir tarihçi, Benedict Humphrey Sumner, Rus yayılmacılığını Amerika'nın Batı'ya hücumuna benze­tir. Slavlar görünüşe göre ilk kez Vistula ve Pripet bataklıklarında, Bug ve Dinyeper [Özü] nehirlerinin yu­karı havzalarında tarih sahnesine çıkmıştır. Her yöne yayılan Ruslar 6. yüzyıl civarında Batı Slavları (Lehler, Çekler, Slovaklar, Moravyalılar); Güney Slavları (Bulgarlar, Sırplar, Hırvatlar, Slovenler); ve Doğu Slavları (Büyük Ruslar, Beyaz Ruslar, Ukraynalılar) olmak üzere bölünmüştür. Zaman içinde Ruslar nehirler bo­yunca ve nehirlerin geçiş noktalarında yerleşmiş ve avcılık ve hayvan satıcılığını tarım takip etmiştir. İlerle­yen Slav dalgası her zaman onların fethettiği ya da bozkır halkları örneğinde olduğu gibi, onları durduran yeni halklarla karşılaşmıştır. Sumner'ın benzetmesini izleyerek diyebiliriz ki, Rus ve Amerikan tarımcıları ormanlarda yaşayan avcı-toplayıcı halklarla ve bozkırların göçerleriyle savaşarak ovalara yayılmıştır. Ameri­kalılar otlakları fethedip çılgın bir hızla buraları sömürerek ekip biçmişler, sonuçta da Oklahoma'da görülen toz fırtınaları örneğinde olduğu gibi, şiddetli bir erozyona sebep olmuşlardı. Ruslar daha yavaş bir hızda yayılmış ve daha az tarım makinesi kullanmış ve toprağa daha az zarar vermişti. Çok daha sonraları, Sta­lin'in tarımda kolektivizasyonu ve Kruşçev'in Bakir Topraklar Kampanyası
Hayfa, bugün dünya çapında yaklaşık 8 milyon insanın inandığı "Bahâîlik" dini için de çok önemli bir merkez. Bahâîliğin öncülü Mirza Ali Muhammed Bab'ın (1819-1850) kabri burada. Bâb'ın öğretilerini müstakil bir din haline getiren Bahâullâh (1817-1892), oğlu Abdulbaha (1844-1921) ve Abdulbaha'nın torunu Şevki Efendi (1897-1957), İngiltere'nin gözetimi ve kontrolü altında Filistin topraklarına yerleşmişler. Tüm bu isimlerin İran kökenli oluşları da, meselenin bir diğer ilginç boyutu. İngiltere'nin İslâm coğrafyasında "yeşerttiği" böyle nice nevzuhur inanç ve din de, bu bağlamda ayrıca incelenmeli...
İnternetin doğuşu...
Prematüre doğan Cerf zor işitiyordu ve on üç yaşından itibaren işitme cihazı kullanmaya başladı. Aynı sıralarda okula giderken ceket giymeye, kravat takmaya ve evrak çantası taşımaya başladı. "Herkes gibi olmak istemiyordum," diyor. "Farklı görünmek, fark edilmek istiyordum. Bu, fark edilmek için hızına takmaktan daha iyi bir yoldu. Zaten 1950'lerde babam buna müsaade etmezdi." Lisede Crocker'ın en yakın arkadaşı oldu ve hafta sonlarını birlikte bilim projeleri yapıp üç boyutlu satranç oynayarak geçirdiler. Stan­ ford 'dan mezun olduktan sonra iki yıl IBM'de çalıştı. UCLA'de dok­ toraya başladı ve burada Kleinrock'ın grubunda çalıştı. Bob Kahn'la burada tanıştı. Kalın BBN ve ardından ARPA'da çalışırken de arka­daşlıkları devam etti. 1973 yılının baharında Kalın internetwork işine giriştiğinde Cerf 'i ziyaret etti ve ARPANET'ten sonra çıkan paket anahtarlamalı ağları anlattı. "Tüm bu farklı türdeki paket ağlarını bir­ birlerine nasıl bağlayacağız?" diye sordu Kalın. Cerf işe girişmeyi kabul edince üç ay boyunca işbirliği içinde yoğun çalışarak internetin yaratılı­şına öncülük ettiler. "Cerf ve ben çok uyumluyduk," diyecekti sonradan Kalın. "Vint hemen kollarını sıvayıp 'Haydi başlayalım,' diyen türde bir adamdı. İnsana canlılık veriyordu." Haziran 1973'te fikirleri bir araya getirmek için Stanford 'da bir top­lantı düzenleyerek işe koyuldular. Bu işbirlikçi yaklaşımın sonucu olarak Cerf sonradan "Açık bir protokole dönüştü ve öyle ya da böyle çözümde herkesin katkısı vardı," dedi. Ama asıl işi, çoğunlukla Palo Alto'daki Rickeys Hyatt House'a ya da Dulles Havaalanı'nın yakınındaki bir otele tıkılıp çalışan Kahrı ve Cerf ikilisi yapmıştı. "Vint şu örümcek çizimle­rini yapmaya bayılırdı,'' diye anlatıyor Kahrı. "Bir şey hakkında konu­şurken sık sık 'Dur, şunun bir
Sayfa 233 - Domingo Yayınları: 3. Baskı: Aralık 2019 / Çeviri: Duygu Dalgakıran·Kitabı okudu
Teknoloji