Puan vermedi·208 syf.·
2026 201. kitabı
Abdülhamid, şehzadeliği döneminde ortada fazla gözükmeyerek ticaret yapmayı tercih etmiştir. Koyun, boya ve buğday ticareti yapan Şehzade Abdülhamid, parasını ise ünlü Rum bankerlerden Yorgo Zarifi aracılığıyla işletmiştir. (...) Galata Borsası'yla yakından ilgilenen Şehzade Abdülhamid, buradan hatırı sayılır paralar kazanmıştır..S:.14 Osmanlı’nın son güçlü padişahı olan Sultan Abdülhamid, tarihçiler camiasında ve kamuoyunda genellikle ya kutsallaştırılıp bir saadet devri hükümdarı, “Ulu Hakan” olarak görülmekte ya da hakaret yağdırılan bir nefret objesine, “Kızıl Sultan”a dönüştürülmektedir. Böyle bir ifrat ve tefritçi yaklaşımdan uzak durarak kaleme aldığı bu çalışmasında Hüseyin Çelik, “Sultan Abdülhamid meselesi”ni çeşitli sorular ve cevaplar eşliğinde, tarihsel bilgi ve belgelere dayanarak ama ayrıntılara da boğulmadan, yalın bir dil ve üslûpla tasvir etmeye girişiyor .Abdülhamid’in doğrularını da yanlışlarını da bilmek isteyenler için tam bir kılavuz. “Tarih okumak, araba süren bir kişinin arada bir, ihtiyaç oldukça dikiz aynasına bakması gibidir. Unutmayalım ki, ön cam dikiz aynasının yüz katı büyüklüğündedir. Ön cama bakıp araba sürmesi gereken bir sürücü, sürekli dikiz aynasına bakarsa arabayı ya duvara ya da bir kayaya bindirir. Bilinmelidir ki günümüzün zayıflık ve eksikliğini geçmiş süslemeleriyle telafi edemeyiz. Hayallerini, hatıralarının önüne geçiremeyen kişiler veya toplumlar gerçek anlamda başarı hikâyeleri yazamazlar.” “İşin özü mazi düşmanlığı, tarih ve ecdat düşmanlığı ne kadar hastalıklı bir ruh hali ise ‘maziperestlik,’ yani geçmişimizde, tarihte ne varsa bunları kutsama yaklaşımı da o kadar hastalıklı bir ruhun tezahürüdür.” Tarih severler buyurun Sultan Abdülhamid
Araştırma inceleme biyografi edebiyat tarıh
Sultan AbdülhamidHüseyin Çelik · Alfa Yayıncılık · 202535 okunma
Teoride ve Uygulamada Komunizm
Puan vermedi·136 syf.··
2022 10. kitabı
Toprak Ana da Aytmatov Sovyet döneminin gerçeklerini bir annenin yaşadıkları üzerinden anlatır. Ese II. Dünya Savaşı yıllarında Kırgız bozkırında yaşayan insanların yoksulluğunu, açlığıni ve umutsuzluğunu bütün çıplaklığıyla ortaya koyar. Erkeklerin kendi savasi olmadığı halde, cepheye gitmesi, geride kalan kadınlar, yaşlılar ve çocuklarin hem toprağı işledigi hem de hayatta kalma mücadelesi verdigi bir duzenden bahseder.Toprak, romanda yalnızca bir üretim alanı değil; acının, sabrın ve tükenmeyen emeğin sembolüdür. Roman, Sovyet yönetiminin “eşitlik” ve “adalet” söylemleriyle uygulamaları arasındaki derin çelişkiyi gözler önüne serer. Komünizm, teoride herkesin eşit pay aldığı bir düzen vaat ederken pratikte halkı açlığa mahkûm etmiştir. Köylünün alın teriyle ürettiği ürünler komünler aracılığıyla toplanmış, ancak bu ürünler yerel halkı doyurmak yerine Moskova’yı beslemiştir. Sovyet sistemi, halkçı bir düzen olmaktan çok Rus merkezli bir sömürü düzenine dönüşmüştür. Aytmatov, komünlerin işlevsizliğini ve devlet görevlilerinin ahlaki çöküşünü sert sahnelerle eleştirir. Komünlerde görevli asker ve memurlar, açlığın pençesindeki insanlara bir torba buğday ya da pirinç karşılığında insan onurunu zedeleyen ahlaksız tekliflerde bulunur. Bu durum, yalnızca ekonomik adaletsizliği değil, sistemin insanî değerleri nasıl yok ettiğini de gösterir. Açlık, insanları çaresizliğe; çaresizlik ise sömürüye açık hâle getirmiştir. Sonuç olarak Toprak Ana, savaşın yıkıcılığını , Sovyet komünist düzeninin adaletsizliğini ve eşitlik iddiasının bir aldatmacadan ibaret olduğunu ortaya koyar. Roman, emeğin karşılıksız kaldığı, adaletin merkeze hizmet ettiği ve insan onurunun hiçe sayıldığı bir düzenin eleştirisidir. Aytmatov, toprağa seslenen bir annenin feryadıyla, aslında tüm ezilen
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202278bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·80 syf.··
2025 19. kitabı
Aytmatov'dan okuduğum dördüncü kitap. Okuyan kadinlar kulubu #birharfbirkitap ( C harfiyle başlayan kitaplar) etkinliği vasıtasıyla öne çektiğim bir eser oldu. Cemile, Cengiz Aytmatov'a ilk büyük şöhretini kazandıran eseridir. Özellikle Louis Aragon'un eseri okuyup çok beğendikten sonra Fransız çevirisini yapması, kitabın bu şöhreti almasında büyük katkı sağlamıştır. Aragon, Cemile'yi en büyük aşk hikayesi olarak tanımlamıştır. Kitap, Cemile'nin küçük kayınbiraderi Seyit'in gözünden bize anlatılır. Eser II. Dünya Savaşı döneminde geçmektedir, Cemile'nin eşi dahil köydeki erkekler savaşa katılmıştır. Cemile, kendine özgü güzelliği, cesareti, açık sözlülüğü ile dikkat çeken bir karakterdir. Arada eşinden mektup gelir ancak sadece son satırda Cemile'nin ismini anar, selam olsun ona der. Mektuba ilk Cemile ile başlanamayacağı, geleneklere göre ayıp karşılanacağı Seyit'in ağzından bize söylenir. Fakat Cemile'nin bu durumdan çok canı sıkıldığı bellidir. O sevgi ve aşk istemektedir. Cemile ve Seyit, cepheye gidecek buğday çuvallarını gönüllü olarak taşımaya başlarlar. Savaşta sakatlanmış olan Danyar da onlarla birlikte bu göreve katılır. Taşımacılık sırasında ara ara Cemile türkü söyler, çok sever türkü söylemesini. Önceleri alaya aldığı Danyar'dan da bir gün türkü söylemesini ister. O kadar içten ve güzel söyler ki Danyar, Cemile etkilenir. Kayınbirader Seyit, ikisi arasındaki durumu fark eder, Cemile'yi hem kıskanır hem de onları birbirinden ayırmaya kıyamaz. Kısacık 80 sayfa bir eserdi. Cengiz Aytmatov'un dili her zamanki gibi muazzamdı. Sadece arka kapaktaki en güzel aşk hikayesi iddiasının biraz fazla olduğu kanaatindeyim. Sevgisiz kalmış erkek ya da kadının başka bir aşk arayışına girmesini kurgu olsa da doğru bulmuyorum. Yine de Aytmatov'un dili olunca okuması
1000Kitap
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,6bin okunma
Dünya Tarihine Yeni Bir Bakış
10/10
·840 syf.··
2025 7. kitabı
·
50 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2025 00:02
İpek Yolu Peter Frankopan İpek Yolları: Dünya Tarihine Yeni Bir Bakış Peter Frankopan’ın İpek Yolları: Dünya Tarihine Yeni Bir Bakış adlı eseri, küresel tarihi geleneksel Avrupa merkezli çerçeveden çıkararak Asya, Orta Doğu ve Orta Asya’nın birbirine bağlı bölgelerine odaklanan cesur bir tarih yeniden yorumlaması sunar. İpek Yolları boyunca mal, fikir ve iktidar akışını izleyen Frankopan, yerleşik tarihsel paradigmaları sorgular ve insan uygarlığını şekillendiren güçlere dair taze bir perspektif sunar. Bu inceleme, kitabın tematik yapısını, metodolojik yaklaşımını, tarihyazımına katkılarını ve akademik çevrelerde tetiklediği tartışmaları, çeşitli akademik eleştiriler ve analizler ışığında değerlendirmektedir. Tarihsel Anlatıları Yeniden Yönlendirmek: Temel Tez Frankopan’ın merkezi argümanı, Asya, Avrupa ve Afrika’yı birbirine bağlayan geniş ticaret ağı olan İpek Yolları’nın binlerce yıl boyunca dünyanın “kalbi” olduğunu ve geleneksel tarih anlatılarının kenarına itilen ekonomik, kültürel ve siyasi gelişmeleri yönlendirdiğini öne sürer. Pers, Mezopotamya ve Orta Asya bozkırları gibi bölgelerin çevredeki geri kalmış alanlar değil, yeniliğin ve değişimin dinamik merkezleri olduğunu vurgular. Örneğin, Pers Ahameniş İmparatorluğu’nun idari yeniliklerinin Roma ve Bizans’ı etkilediğini, Cengiz Han liderliğindeki Moğol İmparatorluğu’nun ise Avrasya’yı birleştirerek benzeri görülmemiş bir kültürel ve ticari entegrasyon sağladığını aktarır. Yazarın Avrupa merkezcilik eleştirisi, en belirgin şekilde “Keşifler Çağı” yorumunda ortaya çıkar. Geleneksel anlatılar Kolomb ve Vasco da Gama gibi Avrupalı kâşifleri yüceltirken, Frankopan onların seferlerini, yüzyıllardır Çin’i Akdeniz’e bağlayan İpek Yolu ağlarını atlatma girişimleri olarak çerçeveler. Portekizlilerin 15. yüzyılda Hint
İpek YoluPeter Frankopan · Pegasus Yayınları · 201880 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2024 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2024 09:20
Aytmatov'un bozkır tasvirlerini o kadar seviyorum ki kendimi bahsi geçen mekanlarda at üstünde dört nala giderken hissetmeme neden oluyor. Bu yüzden şimdiye kadar okuduğum kitaplarında sevmediğim tek bir tane bile yok. Bu kitap da Orta Asya'nın bozkırlarında savaşın enkazlarında hayatta kalmaya çalışan bir annenin yaşadıklarını buğday tarlasında toprağa anlatması konu ediliyor. Tolgonay ananın yaşadıkları bana Yu Hua'nın "Yaşamak" adlı kitabını hatırlattı. "Toprak Ana" II. Dünya Savaşı yıllarını, "Yaşamak" ise 60'yıllarda geçen Kültür Devrimi zamanını anlatır. Her iki zaman dilimi de dönem insanına türlü sıkıntı ve cefa getirmiştir. İnsanlar aç kalmış, sevdiklerini yitirmiş ancak bunu ne için yaşadıklarına bir anlam verememiştir. Kimin için katlanmışlardır bunca acıya? Bu soruya cevap arayarak belki birçokları hayatını yitirmiştir. Bu sebeple Tolgonay ana ile Fugui sevdiklerinin akıbeti konusunda aynı kaderi paylaşan iki insan. Tolgonay ana da tıpkı Toprak Ana gibi büyümüş büyütmüş ve sonunda bağrına taş basmak zorunda kalmış güçlü bir karakter. Hayat kendisine ve sevdiklerine türlü sıkıntılar verse de ayakta kalmayı başarabilmiş biri. Pes etmemek gerektiğini bu da gelir bu da geçer ağlama misali kendisine bahşedilen ömrü yaşamak mecburiyetinde kalmıştır. Hayatına kim girdi ise onunla yaşamış onunla defalarca ölmüştür. Kısa ama öz bir okumaydı. Başta da söylediğim gibi Aytmatov kitapları hiç pişman etmiyor beni.
1000k
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202278bin okunma
Nasıl Yapmalı 1-2 (İki cilt) - Nikolay Gavriloviç Çernişevski
10/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
Kitap: Nasıl Yapmalı 1-2 (İki cilt) Yazar: Nikolay Gavriloviç Çernişevski Yayın Bilgileri: Yar Yayınları – 9.Baskı – Haziran 2005 Çernişevski “Nasıl Yapmalı?” isimli bu romanını dört aylık kısa bir süre içerisinde Saint-Petersburg’daki Peter ve Paul kalesi zindanında kaleme aldı. (4 Aralık 1862 ile 4 Nisan 1863) Bu kadar kısa sürede yazılmış bir roman olmasına rağmen etkileri o kadar büyük oldu ki, Rus yazınının önemli isimleri olan Dostoyevski, Tolstoy gibi isimlerden, Çarlık Rusya’yı Sovyet ülkesine dönüştürecek olan devrimci kitlelerden devrimin önderi Lenin’e kadar birçok ismin dağarcığında yer edindi. Birçok alanda “Nasıl yapmalı” tartışıldı. Nasıl Yapmalı’nın ana konusu, 1861 Toprak reformundan sonra çözülmeye başlayan feodal toplum düzeninin ertesinde yeni oluşacak insan tiplerini göstermek ve nasıl bir düzenin oluşmakta olduğunu anlatmaktır. Yüzeysel bir bakışla roman adeta bir aşkı ele alıyormuş gibi görünse de aslında Çernişevski’nin düşünü kurduğu sosyalizm modelini anlatmaktadır. Yine romanın kaleme alındığı 1862 yılı göz önüne alındığında sınıflar savaşı tarihinin kırılma noktaları olarak görülebilecek kimi olaylar yaşanmamış kimi isimler dünyaya gözlerini bile açmamıştır. Yukarıda andığım gibi 1861’de Rusya’da gerçekleştirilen büyük toprak reformu ile serflik yeni son bulmuştur. Paris Komünü yaşanmamıştır. Sovyet Devrimi’nin önderi Vladimir İlyiç Lenin’in doğmasına sekiz yıl kadar vardır. Ama Çernişevski romanında öyle bir tasvire gitmiştir ki yepyeni bir Rusya ve yepyeni bir Rus insanı kaleme almıştır. Güzelleşmiş bir coğrafya birlikte üreten toplumsal faydanın ön planda olduğu bir insan tiplemesi vardır. Herkes için her şeyde eşitlik ve ortaklaşa bir üretime dayalı toplum vardır. Sadece bunlar da değil; Çernişevski günlük hayattaki eşit insan
Roman
Nasıl Yapmalı (2. Cilt)Nikolay Gavriloviç Çernişevskiy · Yar Yayınları · 2015538 okunma