Okurken birinin hayatına dışarıdan bakıyormuşum gibi değil de, sanki onunla birlikte o anları yaşıyormuşum gibi hissettim. Sinan Yağmur’un anlatımı oldukça içten; yer yer kırılgan, yer yer umutlu. Öz yaşam öyküsü olmasına rağmen kuru bir anlatıdan uzak, daha çok duyguların ön planda olduğu bir yolculuk gibi.
En çok dikkatimi çeken şey, insanın kendiyle yüzleşme sürecinin bu kadar açık ve samimi aktarılması oldu. Hatalar, pişmanlıklar, arayışlar… Hepsi saklanmadan anlatılmış. Bu da kitabı daha gerçek ve yakın kılıyor. Okurken zaman zaman kendi hayatımla küçük bağlar kurduğum anlar oldu.
Dili oldukça akıcı, yormuyor ama aynı zamanda düşündürüyor. Bazı cümlelerin altını çizme isteği uyandırdı bende. Özellikle “kendini bulma” temasının bu kadar sade ama etkili işlenmesi hoşuma gitti.
Genel olarak sakin, içe dönük ve samimi bir kitap. Büyük olaylardan çok, insanın kendi iç dünyasına odaklanan bir anlatı arayanlar için iyi bir tercih.