"Fetih, bugün eşini öldüren bir adam seneler önce o kadını çok seviyordu yüksek ihtimalle biliyor musun? Eşinden şiddet gören hiçbir kadın evlenirken böyle bir adamdı demez. Kim evlenir onu döveceğini bile bile bir adamla? Hiç kimse."
Kıtlık, Sarı İmparator döneminden Kızıl Komünistlere dek bin yıl boyunca Çin’deki tüm idarecilerin başına musallat olmuştur. Çin yakın bir tarihe kadar gıda kıtlığıyla özdeşleşmiş bir ülkeydi. Milyonlarca Çinli, “Büyük Atılım” hareketinin neden olduğu felaketler sonucu açlıktan ölmüştü ve uzmanlar her fırsatta durumun daha da kötüye gideceğini söylüyordu. 1974’te Dünya Gıda Zirvesi’nin Roma’daki ilk toplantısında delegelere birçok kıyamet senaryosu sunulmuştu. Çin’in milyarlarca insanı beslemesinin hiçbir yolunun olmadığı, dünyanın en kalabalık ülkesinin büyük bir felakete sürüklendiği iddia edilmişti. Oysa o günlerde Çin, tarihinin en büyük ekonomik mucizelerinden birine doğru ilerliyordu. 1974’ten bu yana bugün hâlâ yüz milyonlarca Çinli yoksulluk ve yetersiz beslenmeden mustarip olsa da yazılı tarihinde Çin’in ilk defa kıtlıktan kurtulduğu söyleyebilir.
İnsanların çoğu bugün özgürlüğünü kutsarken; bunu, değerleri önemsizleştirerek, inançsızlığı yücelterek ve her türlü sorumluluğu reddederek gerçekleştirmeye çalışır. Oysa Hz. İbrahim’in özgürlüğü; güçlü ama yumuşak bir kalbi, sorgulayan ama iman eden bir aklı, sevgiyle cesareti dengeli bir biçimde bir arada tutan karakteriyle kazanılmış gerçek bir özgürlüktür.
Bugün değilse yarın öleceğini ve hiçbir şey kalmayacağını anladığın zaman her şey önemini kaybeder. Ve çok çok önemli saydığım düşüncelerim, bunlar yerine getirilse bile, bir ayıyı avlamak kadar önemsiz görünür. İnsan yalnız ve yalnız ölümü düşünmemek için avunmakla,işle avunarak ömrünü geçiriyor.