8/10
·284 syf.··
2026 57. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Adli tıp uzmanı Soner, gece yarısı Savcı Volkan’dan gelen bir telefonla kendisini izbe bir köşede işlenmiş korkunç bir cinayetin ortasında bulur. Meslekleri gereği sayısız vakaya tanıklık etmiş olsalar da karşılaştıkları manzara ikisini de derinden sarsar. Ancak bu olay, ilk bakışta görünen sıradan bir cinayetten çok daha fazlasını barındırmaktadır. Soner, öldürülen Ayşe’nin otopsisini yaparken cesedin içine gizlenmiş küçük bir not bulur. Bu beklenmedik keşif, soruşturmanın yönünü tamamen değiştirir. Ardı ardına işlenen yeni cinayetler ve her kurbanın bir duyusunun alınmış olması, olayları giderek daha karmaşık ve ürkütücü bir hale getirir. Her yeni ipucu, onları yalnızca katile değil, yıllardır karanlıkta kalmış gerçeklere de biraz daha yaklaştırmaktadır. Volkan ve Soner, parçaları birleştirmeye çalıştıkça karşılarında sadece bir seri katilin değil, geçmişte yaşanan büyük bir yanlışın izlerini bulurlar. Cinayetlerin ardındaki kişi, kendi adaletini sağlamaya çalışan ve geçmişin hesabını bugüne taşıyan biridir. Konuşulmayan sırlar, saklanan gerçekler ve yıllardır üzeri örtülen olaylar birer birer gün yüzüne çıkarken soruşturma daha da derinleşir. Geçmişin intikamı, vicdan muhasebesi ve insanın kendi doğrularıyla yüzleşmesini konu alan bu hikâyede, Savcı Volkan ve adli tıp uzmanı Soner gerçeğe ulaştıklarında hiçbir şeyin sandıkları gibi olmadığını fark edeceklerdir. Peki ortaya çıkan sırlar onları hangi sonuca götürecek ve geçmişin gölgesi bugünü ne kadar değiştirecektir? Yazardan okuduğum ikinci kitaptı ve açıkçası ilk okuduğum kitabını biraz daha fazla sevmiştim. Buna rağmen polisiye türünü seven biri olarak bu kitabı da keyifle okudum. Olayların ardındaki gizemi çözmeye çalışmak, katilin kim olduğunu öğrenme heyecanını son sayfalara kadar hissettirdi. Ancak hikâyenin
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202627 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2026 36. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 07:58
Jack London Kızıl Veba Hikaye, 2073 yılında, 87 yaşındaki eski bir edebiyat profesörü olan James Howard Smith'in (torunlarının hitap şekliyle Granser'in) cahil, vahşi, avcı-toplayıcı olan ve keçi postları ile gezen torunlarına, 60 yıl önceki salgını yaşayıp, hayatta kalan biri olarak, bulaştığı kişiyi saatler içinde öldüren, yüzü ve vücudu kıpkırmızı yapan bir mikrop olan, Kızıl Veba hastalığını ve eski dünyayı anlatmasını kapsıyor . Ölümcül bir salgının, modern dünyamızı birkaç hafta içinde yok edebileceğini, insanın doğa karşısındaki acizliğini, doğanın, yani bir mikrobun, insana karşı, ahlaklı, suçlu, fakir, genç, zengin ve güzel ayrımı yapmadığını, evcil hayvanların, tekrar vahşi hallerine dönmesini, insanın doğayı kontrol edemeyeceğini, geçmişten bugüne gelen toplumsal kuralların, sanatın, teknolojinin yani medeniyetin ne kadar kırılgan olduğunu, insanların, medeniyete, teknolojiye ve bilime güvenerek kibirlenmemesi gerektiğini, toplumsal kurallar ortadan kalktığında, hayatta kalmak için vahşileşip, birbirini öldüren modern İnsanın, gerçek yüzünü, en zengin adamın şoförü olan kaba bir adamın, kas gücü sayesinde, hayatta kalıp, eski dünyanın en zengin ve fakir kadınını, zorla kendine eş yapmasını, sosyal sınıfların yıkılarak güç dengelerinin tamamen değişmesini, insanlığın, kabile hayatına tekrar dönmesini anlatıyor. Torunları, okuma, yazma ve sayma işlemini bilmeyen, dilleri gerilemiş kişilerdir. Anlatıcı, tarihin bir döngüden ibaret olduğunu, insanlığın ilkel hayattan modern hayata tekrar ulaşacağını, kibirden gene kendi sonunu getireceğini öngörür. Kıyamet sonrasını anlatan post apokaliptik bir kitaptır. Distopik bir anlatısı da vardır. Kitabın sonunda çevirmene ait 20 maddelik bir not vardır. Kitap bana şu an mevcut olan şeylerin (su, gıda
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,9bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Mustafa Kemal'den aziz corinne'e on sekiz mektup..
Puan vermedi·112 syf.··
2026 254. kitabı
Melda Özverim in Mustafa Kemal ve Corinne Lütfü adlı kitabını ilk okumamın üzerinden uzun bir zaman geçtikten sonra 17 nisan 2023te bu kitabı tekrar okudum.. kitabı tekrar okumam sonrası bu kitap özelinde buraya inceleme yazacaktım, farklı sebeplerden yazamadım.. kitap özelinde inceleme yazma düşüncem sadece düşünce olarak kaldı.. daha sonra ise Con Sinov un yazdığı yarının adamı kitap serisinin ilk kitabını okudum.. bu kitabı farklı nedenlerden sebep bitirmem uzun sürdü.. (kitabı okuma başlangıç tarihim: 24.01.2024, kitabı okumayı bitirme tarihim: 09.06.2024 - i.hizliresim.com/cy8ed1a.png -) con sinovun bu kitabını okumamın ana nedenlerinden biri, kitabı okuduktan sonra bu kitaba inceleme yazmak ve bu incelemeyle Mustafa Kemal hakkında böyle bir seri yazmaya başlayan con sinova düşüncesi ve emeği için teşekkür etmek, burada yer alan uygulama kullanıcılarının ilgi ve dikkatlerini yazdığım inceleme ile kendisinin bu kitabına ve diğer kitaplarına yönlendirmekti.. bu kitabı -görece- uzun bir süre içerisinde okumamdan sebep derli toplu inceleme yazamayacağımı düşünüp kitap özelinde inceleme yazmayı erteledim.. benim kitabı okuduğum süreç içerisinde con sinov, yarının adamı serisinin üçüncü kitabını yazmayı sonlandırıp kitabı yayımlamıştı bile.. bu kitabı okumamdan yaklaşık iki ay sonra kitaba yazmayı düşündüğüm inceleme daha bir derli toplu olsun diye kitabı tekrar okumaya başladım.. sonra araya giren farklı nedenlerden sebep bu incelemeyi yazmam yine ilk seferinde olduğu gibi düşüncede kaldı.. sonrasında ilerleyen süreçte con sinov serisinin dördüncü ve beşinci kitaplarını çıkarıp yarının adamı serisini sonlandırdı ve Atatürk adlı yeni bir kitap serisi yazmaya başladı.. derken -bu yazıyı yazdığım tarih itibariyle- yakın bir zaman önce –sanırım 9 nisan 2026- con sinovun Corinne & Mustafa Kemal - Son Mektup
Mustafa Kemal Atatürk
Corinne & Mustafa Kemal - Son MektupCon Sinov · Masa Kitap · 056 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2026 20. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 00:00
İşte Tanrılar, üç ayrı dünyada (Ay’ı bilerek farklı bir dünya olarak sayıyorum) geçen üç farklı yaşamı anlatırken bambaşka bir yaşam biçimiyle tanıştırıyor. Açıkçası, bugüne kadar okuduğum “farklı yaşam” tasvirlerinin çok ötesinde bir hayal gücü Kitap üç bölümden oluşuyor ve Asimov her bölümde vitesi biraz daha artırıyor. İlk bölümde “sonsuz enerji” bulduğunu sanan insanlığın aslında kendi sonunu nasıl hazırladığını okurken, ikinci bölümde taşlar yerine öyle bir oturuyor ki hikâye resmen akıyor. Paralel evrende kurguladığı uzaylı türü ve onların üreme/sosyal yapısı gerçekten akıl sınırlarını zorluyor: Sol Mantıksallar, Sağ Ebeveynseller ve Duygusallar Üçüncü bölüm ise, artık özerkliğini elde etmiş Ay'da geçiyor. Okurken “hayal gücünün sınırı yok” dedirtiyor. Asimov’un en sevdiğim taraflarından birisi, bilimkurguda ortaya koyduğu kuralları “böyledir” deyip bırakmıyor. Aksine, o yasaları başka bilimsel temellerle destekleyerek inandırıcılığı iyice artırıyor. Bu da okurken insanı hem düşündürüyor hem de hikâyeye daha çok bağlıyor. Okumayı düşünenlere küçük bir not: Kitap, yer yer bilimsel kavram ve detaylara giriyor. Ama sakın gözünüz korkmasın Bazı teknik kısımları tam olarak kavramadan ilerleseniz bile konudan asla kopmuyorsunuz. Detaylarda boğulmadan devam etmenizde hiçbir mahsur yok; hikaye zaten akıp ilerliyor Tek eleştirim ise maalesef yayınevine @ithakiyayinlari Böyle güçlü bir esere bu kadar özensiz bir editörlük gerçekten yakışmamış. Noktalama hataları, yazım yanlışları… okurken dikkat dağıtacak kadar fazlaydı. İthaki Yayınları’ndan daha özenli bir baskı beklerdim. @fragmanikitap öneri için teşekkürler İŞTE TANRILAR Isaac Asimov Çeviri: Cihan Karamancı İthaki Yayınları 5. Baskı, Mayıs 2024 356 syf. ️16.04.2026 - 24.04.2026 Kastamonu 2026/20 #iştetanrılar
İşte TanrılarIsaac Asimov · İthaki Yayınları · 2021962 okunma
๒คչı кคקıɭคг รค๔єςє ๒เг ๏๔คץค ๔єğเɭ, ﻮєç๓เşเภє ﻮเгเɭเг.
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
Bazı evler vardır; içine girdiğinizde sadece odaları değil, geçmişi de dolaşmaya başlarsınız. T̲ü̲n̲e̲l̲d̲e̲n̲ ̲Ö̲n̲c̲e̲k̲i̲ ̲B̲e̲y̲a̲z̲ ̲E̲v̲, tam da böyle bir hikâye… Daha ilk sayfalardan itibaren o eve giriyorsunuz ve çıkmak sandığınız kadar kolay olmuyor. Dedesinin ölümüyle İstanbul’a dönen Eren’in, çocukluğunun geçtiği Beyaz Ev’e yeniden adım atmasıyla birlikte hikâye yavaş yavaş karanlık bir düğüme dönüşüyor. Bu kitapta beni en çok etkileyen şey, korkunun sadece “ani bir ürperti” olarak değil; geçmişle, aile sırlarıyla, bastırılmış anılarla ve bilinmeyenle birlikte verilmesiydi. Beyaz Ev, hikâyede sıradan bir mekân değil; neredeyse yaşayan, izleyen, saklayan bir karakter gibi duruyor. Işıl Işık ’ın anlatımında o tanıdık paranormal hava var ama kitap yalnızca korkutmak için ilerlemiyor. Gizem, merak ve gerilim duygusu sayfaları çevirdikçe artıyor. Bir noktadan sonra “Ne oldu?” sorusu kadar, “Bu ev ne saklıyor?” sorusu da zihne yerleşiyor. Ben karanlık atmosferli, gizemli ve yer yer tedirgin eden hikâyeleri sevdiğim için kitabın havasına kolayca girdim. Özellikle geçmişin bugüne sızdığı, evlerin ve mekânların hafızası olduğu hikâyeleri sevenlerin ilgisini çekeceğini düşünüyorum. ๒คչı кคקıɭคг คçıɭ๔ığıภ๔ค รค๔єςє ๒เг ๏๔คץค ๔єğเɭ, ﻮєç๓เşเภ єภ кคгคภɭıк ץєгเภє ﻮเгเɭเг. Korku, gizem ve polisiye-gerilim sevenlere tavsiyemdir. Ama küçük bir not: Gece sessizliğinde okumak, kitabın etkisini biraz daha artırabilir. Bu hafta Işıl Işık kitaplarıyla gerilimin dozunu biraz daha artırıyorum. Karanlıkta kalmaya hazır olun.
Korku-Gerilim
Tünelden Önceki Beyaz EvIşıl Işık · Yediveren Yayınları · 20212,448 okunma
Spoiler içerir
8/10
·108 syf.··
2026 41. kitabı
Yazarla tanışma kitabım oldu ve çok sevdim. Ayrıca biraz bile İstanbul esintisi olması çok hoşuma gitti. Yazar daha doğrusu şair olan Nina altmış beş yaşına gelmiş, bizim standarlarımıza göre emekli yaşında bir kadın. Geriye dönüp baktığımızda kopuk bir hayat yaşamış, yazdığı eserleri popüler kültüre göre değil kendi istediğine göre yazmış. Aslında bakınca çok düz birisi, üretiminde bile görünür olmayı seçmemiş. Bugüne kadar başarısız da olmamış başarılı da. Yıllar sonra bir nevi inzivasından sonra tekrar bir şiir kitabı (İstanbul'da boğaza bakarak yazdığı şiirler) çıkartıyor. Sonrasında olan eleştiriler çok kötü oluyor ve üstüne mal sayımı yapılacağı söylenerek söyleşisi de iptal ediliyor. Bu Nina için bardağı taşıran damla oluyor ve sanki işine attığı yılların birikimini boşaltmaya başlıyor. Yıllarca her şeyi içine atan, görünmez olan bir insanın gerçekten yaşadığı kırılma noktası ve yaptığı hareketleri okuyoruz. Kesinlikle bir anti karakter olmasına rağmen okurken Nina'ya hak verir buldum kendimi. Kulpe ile olan sahnesinde sırf tanıdığı olduğu için o pozisyonda olan ve şiir bilmemesine rağmen eleştiri yazısı yazabilen birini görüyoruz, gerçek hayatta fazlasıyla tanıdık... Görünmez ve bastırılmış bir insanın neler yapabileceğini gösteren bir kitap, ben çok beğendim. Not düşmek isterim, rıza dışı yaşanılan ilişki çok rahatsız ediciydi ki sanırım yazar da bunu anlatmak istemiş ama yine de belirtmek istedim. Erkek veya kadın fark etmez kesinlikle rıza dışı yapılan hiç bir eylem kabul edilemez.
Mal SayımıErlend Loe · Yapı Kredi Yayınları · 2023371 okunma