Ey, dışından görüldüğü kadar görünen vücut ve ey, içinde gizliliği bile gizleyen ruh!.. Hayatının dış çizgileri senin, binbir kere, binbir kimse tarafından hendeseleştirilmiş ve hiçbir noktası eksik bırakılmamış, harikulâde bir petektir. Şekillerin en intizamlısı, çizgi terkiplerinin en kemallisini düğümleyen bir petek...
İşte ben, olanca ruhumun, ruhumdaki olanca şiir cevherimin, buı cevherdeki olanca aşk ve hassasiyet özünün balını, bu peteğin hücrelerine dökmek, hücrelerin çerçevelediği esrar mahfazalarında eriyip kaybolmak ve mukaddeslerin mukaddesi mevzuunda kendi teessüriyetimi bütün derecelerin üstüne çıkarmak dâvâsındayım. Demek ki, ben, aşmak istediğim sınırla, huzurunda, ham istiklâlin ne kadar gülünç, kör benliğin ne kadar sefil, dış mantık ve müşahedenin ne kadar aptal hâle geldiğini gösteren bir teslimiyet meydanı açmak istiyorum! Bu meydanda, bakalım kim en çok ve en güzel kendi kendinden geçebildi? İşte sınır, işte at, işte meydan!..
Sayfa 15 - Başlangıç, BÜYÜK DOĞU Yayınları