Puan vermedi·380 syf.··
2026 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 15:29
Kefaret bittiğinden beri düşünüyorum. “Şimdi ben bu kitabı sevdim mi sevmedim mi?” Kefaret “sevdim” ya da “sevmedim” diye net tepki vermesi zor kitaplardan biri çünkü okura klasik anlamda tatmin vermiyor. Bunda anlatıcımızın güvenilmez olması buna en büyük etkenlerden biri. Kitapta kurgusal bir yazar karakterimiz yine kurgusal bir olayı arfaştıtıyor ve bu olay üzerine bir kitap yayınlıyor. Kitabın türü “true crime” yani gerçek suç kitabı. Beşgsel tadında biir kitap olarak başlıyor çünkü buı yazar kırbanın ailesiyle ya ve suçluların ailesi, öğretmenleri, arkadaşları ve yakın çevresiyle röportajlar gerçekleştiriyor. Ama kitabın sonunda görüyoruz ki bu röporlarda verilen bilgileri çarpıtmış, değitirmiş ve kendi değimiyle “sanatsal serbestlik kattığını” iddia ediyor. Yazar dolaylı olarak kitap sizi sürekli manipüle ediyormuş gibi hissediyorsunuz. Kefaret, genç yaşta korkunç bir suç işlemiş olduğu iddia edilen üç genç kızın hikâyesi etrafında dönüyor. Yıllar sonra bu olay yeniden gündeme gelince anlatıcı, hem bu kızların hem kurbanın hem de olayın geçtiği kasabanın geçmişini araştırmaya başlıyor.Ama kitap klasik bir “katil kim?” hikâyesi değil. Bizler katilleri daha en başından tanıyoruz hatta biraz fazla tanıyoruz bile denebilir. Kitap daha çok internette gerçek suç hikâyelerine duyulan takıntıyı, insanların trajedileri nasıl tükettiğini, gerçeğin medya, söylentiler ve anlatılar arasında nasıl kaybolduğunu kurcalıyor. Atmosferi çok karanlık, kirli ve huzursuz edici. Sanki gecenin üçünde internette gerçek suç dosyaları okuyormuşsun gibi bir havası var. Ve kitap özellikle okurun merakını biraz suç ortaklığına dönüştürüyor; bu yüzden de rahatsız edici bir okuma deneyimi oluyor. Kefaret sadece “şok edici bir suç” anlatmıyor; suçu ortaya çıkaran toplumsal zemini de gösteriyor.
KefaretEliza Clark · Medusa Yayınları · 202543 okunma
10/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2024 696. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2024 21:40
Carmen gardırobu açmış, bir battaniye bulmuştu. Benim dün gece kullandığım battaniye. Kendisi koltuğa kıvrılmıştı. Geceyi geçirmeye hazırlandık. Tam gözlerimi kapattığım sırada Deborah'yı kaçırdığımı düşündüm. Trenden bir e-posta yazmış olmalıydı. Belki iki yüz metre ötedeki istasyondan telefon etmişti. Sırtüstü yatarken ansızın zihnim son derece açıkmış, önemli bir gerçeğe yaklaşmışım gibi hissettim. Deborah'yla çok iyi bir akşam geçirmiştik. Uzaktan bana sesleniyordu. Yemek masasını hatırladım. Beni topluma çağırıyordu. Gururum okşanmıştı. Deborah iyi bir insan, diye düşündüm. Dan'le ikisi sanki uygarlığın geleceği buı:ıa bağlıymış gibi çalışmışlardı. Dan'in yerini alacak biri lazımdı. Ben cevaben ona Rachel'ı, Rachel'ı kaybettiğim anı anlatmıştım. Morgda, biriyle bir daha hiç konuşmayacağını anladığın an. Hayır, öyle söylememiştim kendisine, ama bunu kastetmiştim. Ve o az önce Dan'i tabutunda görmüştü. Yani? Yani? Yan dönüp koltuğa kıvrılmış kadına gözlerimi diktim.
Hayata Dair
Hotel MilanoTim Parks · Livera Yayınevi · 202469 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·222 syf.··
2020 2. kitabı
Ve beni üzen bir son daha... Yusuf'un saf ve temiz sevgisi,Muazzez'in aşkı.Çocukluğundan beri çok zor şeyler yaşayan Yusuf üvey evlat olduğu aile olsun gençliği olsun zor bir hayata mahkum kaldı.Ama sevgisinden güç alarak pes etmedi.Yusuf bunları hak etmedi Muazzez sana kızgınım.Bilmeden yapılan hata yanlışlıktır, bilerek yapılan hata ise ihanettir.Bui bir gerçek.Muazzezın aşkı dedim çünkü onunki bir aşktı.Bunun dışında hikayeye duygu olarak bakarsam güvensizlik ve yanlızlık duygusunu ağır hissettim.Zaten sonlara doğru anlaşılıyor.Neyse biraz daha devam edersem spoiler vereceğim burda dur diyelim.
Edebiyat
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,6bin okunma
Puan vermedi·318 syf.··
2020 5. kitabı
20. yüzyılın en büyük dramlarının yaşandığı Bosna Hersek, bilge devlet adamı İzzetbegoviç’in önderliğinde kendini toparlamış, ayağa kalkmış ve Avrupa’nın göbeği sayılabilecek bir coğrafyada hayatiyet kazanmıştı. Devlet adamı olmanın çok ötesinde bir kimlik çizen İzzetbegoviç, düşünce ufkuyla sadece Bosna halkı için değil, tüm İslâm dünyası, hatta Batı dünyası için bile büyük öneme sahiptir. Bui kitapta, bu bilge devlet adamının gerek Bosna Hersek, gerekse tüm İslâm dünyası ile ilgili temel sorunlar ve bu sorunların çözümlerine ilişkin “bilgi ve hikmet” penceresinden baktığı görüş ve düşünceleri yer almakta. Muhtelif zaman ve zeminlerde yapılmış konuşmalar ve kaleme alınmış makaleler, 21. yüzyılda tetiklenmeye çalışılan “medeniyetler savaşı” kaosu için neler yapılabileceğine dair ipuçları da içeriyor.
Felsefe
Köle OlmayacağızAliya İzzetbegoviç · Yarın Yayınları · 2018847 okunma
6/10
·480 syf.··
2019 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2019 18:51
Elif Şafak’ın Ustam ve Ben adlı romanında bu tarihsel,kronolojik zeminin zayıflığı insnıkmaz göze çarpıyor.Kitabın özetini vermeyip Elif Şafak’ın romanın sonuna almış olduğu ‘’Yazarın Notu’’ adlı bölümün ilk paragrafını aktarıyorum: ‘’Bu romanı yazmaya koyulduğumda tarihimizin en renkli ve kıymetli,fakat ne yazık ki bizde de dünyada da yeterince bilinmeyen dehalarından Mimar Sinan’ı,ustayı,bambaşka bir cepheden anlatmayı arzu etti gönlüm.Onu ve onunla senebesene yakından çalışan çırakları,işçileri,kürek mahkumlarını ve hayvanları yazmak istedim.Sinan gibi çok eser üretmiş,uzun yaşamış birini roman karakteri yapmaya kalkınca,en büyük zorluk zamanı nasıl kullanacağınız sorusu oluyor.Nasıl yapmalı da, bunca farklı hadiseyi edebi bir kitabın sayfalarına sığdırabilmeli?Bir caminin yapımı yedi sekiz sene sürebiliyordu.Bu haliyle dümdüz kronolojik bir akışa sadık kalmam zordu. Anlatım yavaşlayacak,gereksiz uzamalar ve kopukluklar olacaktı.Bu sebepten zamanı daha esnek,hızlı ve akışkan kullandım.’’ Yazarımızın bir eleştirisi de Fatih Sultan Mehmed’e. 169.sayfada şöyle anlatır Elif Şafak: Atik Sinan , Fatih Sultan Mehmet Han ‘ın sermimarıydı.Titiz ve mahirdi ; kendini işine adamıştı. Hükümdar için bir cami inşa etmeye başlayana kadar her şey yolundaydı.Fatih istiyordu ki kendi camii o güne değin yapılmış ibadethanelerden daha heybetli olsun, Ayasofya’yı bile gölgede bıraksın. Sırf bunun için upuzun direkler getirtmişti. Mimarının bu sütunları kısalttığını duyunca öfkelenmişti , hem de nasıl ! Bunda bir kasıt olduğuna inanmıştı .Sermimar hiçbir art niyet olmadığını dili döndüğünce anlatmaya çalışmıştı.”İstanbul , zelzele şehridir hünkarım , tek gayem camiiyi sağlam kılmaktır “ demişti . Fatih bu cevabı beğenmemişti. Atik Sinan hapse attırılmış , orada onlarca gardiyan
Ustam ve BenElif Şafak · Doğan Kitap · 201314,3bin okunma