Ümidimsin Yeşil Kubbe
"Ümit bu yola revan olmanın vaktidir. Nasıl ki kılınan her namaz bir sonraki vakte gebedir, sen de bugüne dek yaptıklarınla vaktine hazırlanmaktasın. Vaktini kaçıranların halidir ama farkında değilsin. Karamsarlığa düşüyorsan ne yaptığını bilmeyecek haldesin. Yeşil Kubbe'ye dön. İmdat iste. Boyun bük. Ümit et. Yaşamak için yaşama. Yaşatmak için yaşa. Sünneti Seniyye ile yaşa ki ümidin kırılmasın."
Sayfa 31·Kitabı okudu
Alıntı
Ağyâra nasîb olsa ne var bâd-ı visâlün Dirler yemişün iyüsi hınzîra olur bük
Reklam
Belki de asıl aradığımızı siyasi ya da bilimsel alanda değil de sanat alanında, mesela şiirde bulacağız. Siz ne düşünüyorsunuz, şairler bizi içinde bulunduğumuz boşluktan çıkarabilecekler mi? BUK: Kesin bir yanıtı yok bu sorunun. Hiçbir zaman da olmadı. Elinden gelenini en iyisini yaparsın, hepsi bu. Yaptığın her neyse, yapabileceğinin en iyisini yapmaya çalışmalısın
Alıntı
FiLOZOF: Henüz anlamadın. Mesele öfkelenmemen gerekti­ ği değil, öfke aracına bağlı kalmaya ihtiyacın olmaması. Ça­ buk öfkelenen kişiler asabi değildir - sadece öfkeden başka etkili iletişim araçlan olduğunu bilmezler. İnsanlar bu yüzden, "Birden kendimi kaybettim," ya da "Bir anda çıldırdı," gibi şeyler söylerler. İletişim kurmak için sürekli öfkeye başvurur hale geliriz.
Sayfa 104·Kitabı okudu
Müthiş!
“gök tanrı’nın çocukları kul olmaz. seni, anan atan dünyaya getiriyor, terbiye ediyor, okutup yıllarca yetiştirmek için uğraşıyor; sonunda kul ol diye bunları yapmıyor. analar, çocuklarını kul olsun diye doğurmaz. gök tanrı da bunu istemez, bundan hoşlanmaz, buna kızar. kul olanı tepersin, ayağında itersin; ona saygı duymazsın, kullukta saygı yoktur. gök tanrı, anan atan gibi onu sev ve onun eserlerine sahip çık, ister. gök tanrı, başını yere koyan, başını eğen oğul/ kız istemez. ben seni boynunu bük, başını eğ diye yaratmadım der. bir insan bir şeyin kulu kölesi olursa o kişi sıkışmış, bastırılmış olur. baskı altındaki kişi de bu baskıyı başkalarının üstünde kullanmak eğilimine sahip olur. bu eğilim, o insanın etrafına da yayılır; doğaya yayılır, kişi bu baskıyı hem çevresine hem de doğaya uygulamaya başlar. dinler arasındaki savaşlar, insana ve doğaya zarar verme girişimleri, kul olmanın getirdiği baskıdan kaynaklanır. bütün bu olumsuzluklar, insan zihninin altında bu kul olma baskısı yattığı için olur. bizim dedelerimiz, kul olmamaya çok önem verirdi; onlar kul olmayı reddetmişlerdir; hatta onlar kul olmanın dünyanın sonunu getireceğini söylerlerdi. bu kulluğu zihinden atarsak eşitler arası eşitlik prensibine göre dünya işlerini yürütürsek kul olma düşüncesi böylece kaybolur. bu prensibe dayanan insan her zaman güçlü, herkesi kucaklayan bir insan olur. bir insan bütün dünyaya sevgi ve saygı verirse, dünya da o insana aynı cevabı verir. böylece bu insanda insanlığı ve yeryüzünü bitirme ve zarar verme düşüncesi kaybolmuş olur. tanrıcılıkta soyun devamı için günah işlememelisin çünkü sen sadece kendinden sorumlu değilsin; önceki ve sonraki soyundan da sorumlusun. kul olan kişinin sorumluluğu sadece kendi içindir. kul olanlar, her insanın gök tanrı olduğunu
Sayfa 28·Kitabı okudu
Ne güzeldir gece! Yıldızların parlayıp kendisini gösterdiği, nurların tecelli ettiği zamandır ve mekândır gece. Görmüyor musun? Bin aydan daha hayırlı olan vakit, gündüz değil gecedir. Resulullah'ın (sav) şu yalan dünyadaki en yüce ve mutlu anı olan Miraç, gece vuku bulmadı mı? Evet, gece gönül adamlarının akşama kadar bekleyip durduğu vakittir. Gece samimiyettir. Gecenin riyası yoktur. Herkes uyurken kalk, bir abdest al soğuk suyla, Rabbinin huzuruna var, boynunu bük... Gecenin nasıl iletken olduğunu göreceksin.
Din
Reklam
Reklam