Küfürbaz aslan
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:52
İkizler burcu olan yakın arkadaşım Aslan burcunun küfürbaz olduğunu yazdı. Küfürbaz olan aslan burçları ile ilgili araştırma yapmak için google’a ‘küfürbaz aslan’ yazdım. Yapay zeka kısmı Zeyid Aslan ismini buldu. (Sonrasında küfürbaz aslan milletvekili yazınca sonucu buldum) ilginç bir şekilde Aslan soy isimli olan Zeyid Aslan aynı zamanda aslan burcuydu. (Kendinisi iyi tanımamakla birlikte siyasi yaşamı benle ilgili olmayan bu milletvekili yaşayan küfürbaz milletvekili olarak anılıyor) Bukowski ve Can Yücel’in aslan burcu olması gibi. Bukowski’yi yıllardır merak ediyordum sırf aslan burcu milleyetçisi olduğum için. Başka türden de milliyetçi değilim. Kendim de direkt olarak dobra konuşmayı, saklamamayı sevmem nedeniyle Bukowski’nin olanı yazması kendiyle ilgili açık vermesi benim içimde olanlarla karşılık geliyordu. Kitaptaki Yat sahibi Pierre hikayesi sallama geldiği için biraz hayalkırıklığına uğramış olsam da kısa ve özlü şekilde ilerleyen bu kitap hoşuma gitti. Bahis , serseri yaşam hep ilgimi çekmiştir. Bukowski’nin bu kitabı bana çok yakın geldi, diğer kitaplarını merak ediyorum ve birkaç kitabını daha kütüphaneme ekledim.
FactotumCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20203,542 okunma
Puan vermedi·172 syf.··
2026 4. kitabı
Charles Bukowski’nin son tamamlanmış romanı Pulp, yazarın 1994’teki ölümünden kısa süre önce yayımlandı. Bukowski’nin tipik otobiyografik tarzından (Henry Chinaski karakteri) biraz uzaklaşıp klasik “hard-boiled” dedektif romanı. Bolca içki, şiddet, cinsellik, yalnızlık, saçmalık ve kara mizah var. Diyaloglar keskin, betimlemeler çıplak ve acımasızdır. Klasik Bukowski hayranları bu tanıdık havayı sever, absürt, kara mizahlı ve meta bir eser.
PulpCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20191,224 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Kendi açımdan zaman kaybı!!!
5/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 06:44
Herkese merhaba Bukowski’nin Büyük Zen Düğünü isimli kitabını, çoğu yerde midem bulanarak okumaya çalıştım. Kısaca bahsetmem gerekirse benim açımdan zaman kaybı oldu. Kitabı büyük bir merakla okumaya başladım ama açıkçası beklentimi karşılamadı. Anlatım zaman zaman gereğinden fazla dağınık geldi ve vermek istediği mesajlar bana çok yüzeysel hissettirdi. Zen felsefesinin derinliğini yansıtmak yerine sürekli aynı düşüncelerin etrafında dolaşıyor gibiydi. Karakterlerle bağ kurmakta zorlandım, hikâye de beni içine çekemedi. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan güçlü bir duygu ya da düşünce olmadı. Farklı bir deneyimdi ama benim için etkileyici bir okuma olmadı.
Büyük Zen DüğünüCharles Bukowski · Metis Yayıncılık · 1999546 okunma
Gri Çuvalların Altında Ezilen Ömrün Sabaha Karşı Sönen Son Işığı
10/10
·168 syf.··
2026 219. kitabı
Charles Bukowski’nin Postane (Post Office) isimli o ter, ucuz bira ve tütün kokan ilk romanı; modern dünyanın o kutsal "çalışma" mitine, mesai saatlerine ve insanı köleleştiren o devasa çarklara fırlatılmış en hırpani, en dürüst ve en asil tükürüktür. Kitap, Amerikan rüyasının o parıltılı vitrinini paramparça eden bir yeraltı klasiği gibi görünse de, satır aralarından sızan o derin çaresizlik, rutin can sıkıntısı ve ebedi yalnızlıkla tam anlamıyla bir "öğütülen ömrün hüzünlü ve mağrur" ağıtıdır. ​Bukowski’nin alter egosu olan Henry Chinaski yerleşir hikâyenin tam merkezine. O, ütülü takım elbiselerin, kariyer basamaklarının ve sahte gülümsemelerin dünyasından çok uzaktadır. Tesadüfen girdiği postane kapısından içeri adım attığında, karşısında bulduğu şey sadece mektuplar ve paketler değil; insan ruhunu kurutan, onu amansız bir robota dönüştüren bürokrasinin o sağır ve kör duvarlarıdır. Chinaski, o bitmek bilmeyen tasnif masalarında, sabahın köründe başlayan dağıtım yollarında ve acımasız şeflerin gölgesinde tam on iki yıl boyunca ömrünü harcar. İşte romanın asıl manası ve o derindeki bol hüznü bu amansız rutinde gizlidir. ​Bu kitapta hüzün, ağdalı gözyaşlarıyla ya da şairane feryatlarla karşımıza çıkmaz; o, her akşam bitkin bir halde eve dönüp ucuz bir bira açmakta, hipodromda kaybedilen son paralarda ve asıl ait olduğu yeri bulamamış bir adamın o koyu yalnızlığında saklanır. Chinaski’nin hayatına giren kadınlar, kurulan yarım yamalak yuvalar ve o yuvaların alkol şişeleri arasında sessizce dağılış hikâyeleri... Her biri, modern hayatın o tekdüze dişlileri arasında ezilen taşra insanının, kenarda kalmışların o asil ve kırık dökük dramıdır. Özellikle Betty’nin ölümü, Chinaski’nin o her şeye söven, aldırmaz maskesinin altındaki o yaralı, o çocuksu şefkati ve sızıyı en
Duygu ve Düşünce
PostaneCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20241,641 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 12. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 20:05
Bukowski’nin hayran olduğu yazar John Fante. Çok sevdiğim Toza Sor kitabından sonra yazarın diğer kitaplarına da merak salıp Bunker Tepesi Düşleri’ni elime aldım. Dili ve anlatımı sade ve doğal. Bandini’nin yaşamını tüm süslemelerden uzak, sonuna kadar gerçekçi bir şekilde ele alarak anlatıyor Fante. Yeraltı edebiyatı esintisiyle, gölgelerde yürüyen Bandini’nin hikâyesine eşlik etmek isterseniz tavsiye ederim.
Bunker Tepesi DüşleriJohn Fante · Parantez Yayınları · 2001451 okunma
Sürekli Başlayıp Hiç Varılamayan Bir Hayat
8/10
·160 syf.··
2026 42. kitabı
Factotum, Charles Bukowski’nin Henry Chinaski karakteri üzerinden anlattığı “tutunamayan adam” hikâyelerinin en net örneklerinden biri. Ekmek Arası’ndaki çocukluk ve gençlik yıllarından sonra burada artık yetişkin bir Chinaski var; ama hayatı hâlâ dağınık, amaçsız ve savrulmaya açık. Sürekli iş değiştiriyor, uzun süre hiçbir yere ait hissedemiyor, alkol ve geçici ilişkiler arasında yaşamını sürüklüyor. Romanın büyük olayları yok; daha çok küçük yenilgilerin, geçici başlangıçların ve kaybedilmiş rutinlerin toplamından oluşuyor. Bukowski’nin dili burada da filtresiz ve sert. Ama bu sertlik çoğu zaman gösterişten değil, karakterin dünyaya bakışından geliyor. Chinaski çalışıyor ama çalışmayı sevmiyor; insanlarla birlikte oluyor ama onlara yaklaşamıyor. Sürekli kaçıyor gibi ama tam olarak nereye gitmek istediğini de bilmiyor. Kitap boyunca hissedilen en güçlü şeylerden biri bu boşluk hissi. Özellikle aynı döngülerin tekrar etmesi bazı okurları yorabilir; fakat bence romanın vermek istediği duygu da biraz bu zaten: sıkışmışlık. Genel olarak Factotum, Bukowski evreninin karanlık ama dürüst parçalarından biri. Ekmek Arası’nın devam hissini oldukça güçlü veriyor. Oradaki kırılmış çocuğun büyüdüğünde nasıl bir adama dönüştüğünü görmek gibi. Herkese hitap edecek bir anlatım değil; ama süslenmemiş, kirli ve gerçek hissettiren karakter hikâyelerini seviyorsan etkisini bırakıyor.
FactotumCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20203,542 okunma