19. yüzyılda İngiltere'nin denizaşırı sömürgeleri hatırısayılır bir noktaya gelmişti. İngiliz sömürgeciliği "plantasyon" denilen bir yöntem ile gelişiyordu. Plantasyon, "plant" yani ekmek kelimesinden türetilmişti. İngiliz sömürgecileri gittikleri bölgeye "medeniyet ekiyor" dünyanın medenileşmesini sağlıyorlardı. Kelime bu dünya görüşünü betimlemek için özellikle seçilmişti. Daha sonra ekonomik bir anlam kazanarak büyük üretim çiftlikleri için de aynı kelime kullanılmaya başlandı. Uzun süre devam eden bu sömürgeci uygulamada bir bölgeyi ele geçiren İngiliz askerleri burada bir "plantasyon;' kuruyorlardı. İşgal bölgesine İngiltere'den yöneticiler, askerler ve bölgenin köle haline getirilmiş halkını çalıştıracak aileler gönderiliyordu. Kölelerin emeği kullanılarak elde edilen hammaddeler İngiltere'ye taşınıyor, fabrikalarda işlenerek tekrar dış dünyaya satılıyordu. İngiltere'nin askeri işgal yöntemi ile İngiltere'ye bağladığı bu tarz yerleri dünyanın her bir tarafında bulmak mümkündü.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir hadîs meâli söyliyelim:
“- Bir günü bir gününe eş geçen hüsrandadır!"
Bu hadîs kadar zamanın sırrını ifade edebilecek hiç bir ölçü gösterilemez. Tek mesele, yaşanmaya değer hayatı bulmak... Bütün dâva burada... (Epikür) gelmiş, (Epikürizm) diye bir felsefe getirmiş... Ömer Hayyam gelmiş, sabahla akşam arası gününü gün etmekten bahsetmiş... Bunlar, ne gâiplerin zarını delip ebedî nimeti göremeyenlerin intiharından başka bir şey, ne de insanoğlunu zaptedebilecek kıymette... Eğer, muhal farz, –muhal farz dedikten sonra her şey söylenebilir– bu hayattan ötesi olmasaydı, bir ân bile yaşamaya değmezdi bu dünya. Gidip kuburda intihar etmek müreccah olurdu.
Bir şeyin aslını aramanın yüzde doksanı bulamamaktır: Bulmak da bu yüzde onu kimseye anlatamamaktır.
Aramayı önemseyenler de var. Ama onların da derdi nedir, ben anlamıyorum.
İnsan, kendi içindeki o keşfedilmemiş kıtayı bulmak için yola çıktığında, aslında dünya üzerinde hiç var olmayan ama sadece onun ruhunda anlam kazanan hakiki bir ülkeye ulaşır.