“…anlaşılmamak da öyle bir işkence ki…”
Servet-i Fünûn romanının öncülerinden olan Mehmet Rauf’un, Eylül’ün ön çalışması olarak nitelendirilen romanıdır Ferdâ-yı Garam.
Basit bir olay örgüsü var aslında eserin; son derece melankolik, içine kapanık, psikolojik anlamda zayıf Macit ile Sermet amca çocuklarıdır. Sermet, okuduğu kitapların etkisinden çıkamadığı için çevresine uyum sağlamakta zorlanır. Babasının memuriyetinden dolayı ailesinden ayrı yaşamak zorunda kalan Macit’in de Sermet’ten aşağı kalır yanı yoktur. Birbirleriyle sürekli didişen bu iki kuzen kavgaların arasında birbirlerine aşık olduklarını farkeder. Sonrasında ise olanlar olur.
Buram buram melankoli kokan, okuyucuyu karamsarlığa iten bu eseri ben pek beğenemedim maalesef. Zaten dönem itibariyle boğucu, sıkıcı eserler kaleme almışlar burada yazarlar. Bu eserde de bunu fazlasıyla bulmak mümkün.
Kitap kısa olsa da ben okurken çok bunaldım, çok yoruldum, çok ikilemde kaldım. Döneme vâkıf olmak için okunabilir belki, ancak şimdiden söyleyeyim bunalıma girmeye hazır olun. Kitapla kalın.