İçe Doğru Bir Felsefe Yolculuğu
Puan vermedi·400 syf.·
2026 82. kitabı
Enneadlar, insan zihnini dış dünyadan çok içe, yani varlığın kaynağına yönlendiren bir metindir. Okuması kolay değildir; fakat bu zorluk, ele aldığı düşüncenin derinliğiyle uyumludur. Çünkü burada amaç yalnızca bilgi vermek değil, insanın düşünme biçimini dönüştürmektir.
EnneadlarPlotinus · Fol Kitap · 202315 okunma
7/10
·69 syf.··
2026 23. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 22:05
Olağanüstü Bir Gece, insan psikolojisinin derinliklerine inen, gözlem gücü yüksek olan Stefan Zweig novellalarından biri. Eser, toplum içinde ayrıcalıklı görünen bir adamın, sıradan gibi başlayan rastgele bir gecede gerçek benliğiyle yüzleşmesini ele alıyor. Zweig, bir yandan insan ruhuna yerleşmiş boşluk hissini ve büyük bir kalabalığın içinde bile yapayalnız kalma duygusunu işlerken, diğer yandan yeniden doğuşu, benlikte gizli kalmış duyguların uzun bir zaman sonra uyanışını yansıtıyor. Gerek psikolojik çözümlemeler gerekse empati üzerinden ilerleyen anlamlandırma süreci, okuru ciddi bir sorgulama içine çekme potansiyeline sahip. Ayrıca bu kitapta olaylardan çok karakterin iç dünyasına yapılan bir yolculuğa tanıklık ediyoruz. Puan kırmamın en büyük sebebi de tam olarak burada başlıyor desem yeridir. Anlatılan içsel dönüşümün elbette ilgi çekici yanları vardı; ancak karakterin olaylar karşısındaki kayıtsız tavırları, çoğu zaman hikâyeyle bağ kurmamı zorlaştırdı. Bu sebeple, aynı duygu etrafında devamlı dönüp durduğumu hissettim. Belki de bunun sebebi, Zweig'ın; Satranç, Amok Koşucusu ve Kızıl gibi novellalarını daha büyük bir merak içinde okumuş olmamdan kaynaklanıyor olabilir. Bahsetmiş olduğum eserlerde görmüş olduğum sürükleyicilik unsurunu, Olağanüstü Bir Gece'de tam olarak bulamadım. Zweig'ın en güçlü kitabı kesinlikle değil fakat şans verilebilecek bir modern klasik olduğu aşikâr.
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,9bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ateş yolunda bir şair
6/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 67. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 00:34
Adam derin bir soluk almak istedi ancak aldığı soluğu vermek nasip olmadı. Mahalleli ancak akşama doğru burada yatan adamın öldüğünü anlamıştı. Bu, adını sanını bilmedikleri adamın üzerine örtülen eski bir gazetedeki haber de ne yazık ki dikkatlerini çekmemişti. "Mehmed Akif'in mahdumu Emin Akif yokluk içinde çalıştığı Karacabey Harası'ndan meydana gelen deprem sebebiyle ayrılmak zorunda kalmıştır. Şu anda neler yaptığı, nerede yaşadığı hakkında herhangi bir malumat edinilememiştir." ___ Mehmet Akif Ersoy'un evladı Emin Akif ile onun gözünden başlayan kitap yine onunla nihayete eriyor. Mehmet Akif'in yolculukları, sebilürreşad dergisi için mücadelesi, yarısından fazlası sansürlü çıkan gazeteler ve yılmadan devam eden bir şair. Kayseri'deki vaazının ardından Ankara'ya geçişindeki yolculuğu ele alıyor ve kitabın üçte ikisini bu yolculuk kaplıyor. Kitapta en dokunaklı kısmı bütün o zorluklara tahammülden, ailesini geride bırakmasından ve daha nice zorluktan öte, Emin Akif'in fakirlik ve yokluk yüzünden hayatının nihayete ermesi. Kitabı açıkçası bitirmek için okudum. Bunda roman tarzını sevmemem de etkili bir rol oynamıştır muhakkak lakin çocuk romanı gibi geldi bana. Biraz basit ve düzeyde, daha çok Mehmet Akif hakkında öz altyapıyı ve Ankaraya gitmek üzerine temel edilmiş zor kararı alışındaki, hayatında rol oynayan ümit ve dava inancını aşılamak üzere yazılmış. Akıcı bir üslubu var. Olayların bağlantısı okuyucuya geçişi gayet güzel ki yer yer şiirlerle giriş yapması coşturuyor ama bir süre sonra durağanlık ve bitsin artık noktasına da getirebiliyor. Mehmet Akif hakkında bilgi almak için daha donanımlı kitaplar okunabiir. Bu kitapta oğlunun hayatını ve davaya çıkış yolundaki ilk adımlarını nasıl attığını okuyabiliriz. Selâmetle..
1000Kitap
Ankara'nın Ateştir Yoluİsmail Bilgin · Timaş Yayınları · 2016109 okunma
10/10
·144 syf.··
2026 54. kitabı
Han Kang’ın Nobel Edebiyat Ödülü konuşmasını, bazı notlarını, şiirlerini ve kısa metinlerini bir araya getiren bu kitap, yazarın dünyasına biraz daha yakından bakma fırsatı sunuyor. Romanlarını okurken hissettiğim o dingin ama derinden etkileyen atmosferi burada da buldum. Özellikle Nobel konuşmasını okurken, onun edebiyata ve yazmaya nasıl baktığını görmek çok etkileyiciydi. Yazının sadece hikâye anlatmak olmadığını; bazen acıyı anlamaya çalışmak, bazen de insanlar arasında görünmeyen bağlar kurmak olduğunu anlatıyor. Kitap boyunca Han Kang’ın eserlerinde sıkça karşılaştığımız hafıza, kayıp, yalnızlık ve insan olmanın kırılganlığı gibi temaların izlerini görmek mümkün. Şiirleri ve kısa metinleri de en az romanları kadar duru ve etkileyici. Az sözle çok şey hissettirebilen yazarlardan biri olduğunu bir kez daha düşündüm. Benim için kitabın en güzel yanı ise yazmaya dair düşünceleriydi. Dünyada bunca karanlık ve acı varken bile yazmanın hâlâ bir anlam taşıdığına, insanların birbirine ulaşabilmesinin yollarından biri olduğuna inanması uzun süre aklımda kalacak gibi. Han Kang okumayı sevenler için güzel bir tamamlayıcı eser olduğunu düşünüyorum. Romanlarının arkasındaki sesi biraz daha yakından duymak isteyenlere tavsiye ederim.
Işık ve İpHan Kang · April Yayınları · 202617 okunma
Büyü ve büyümek
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 15:48
Le Guin’i önce Karanlığın Sol Eli ve Mülksüzler ile tanımıştım; ikisi de zihnimde derin izler bıraktı, özellikle Karanlığın Sol Eli‘nin cinsiyet ve kimlik üzerine kurduğu o sessiz ama yıkıcı sorgulama beni hâlâ etkiliyor. Yerdeniz’e geçtiğimde farklı bir Le Guin buldum bir taraftan da aynı. Yazar Yerdeniz’i büyümek olarak yorumlamış. Kitapta büyü gösteri değil, sorumluluk olarak işlenmiş. Her isim, her söz bir bedel taşıyor. Bu yüzden kitap bana modern fantastik film serilerini hatırlattı, ama tersinden bir şekilde — bolluk ve görkem yerine yokluk ve denge var. Kahramanımız Ged’in kendi gölgesiyle yüzleşmesi, dışarıdan bir kötülükle savaşmaktan çok, kendiyle barışma hikâyesi. Karanlığın Sol Eli kadar felsefi ağırlığı yok belki, ama o kitaplarda gördüğüm aynı disiplin burada da var: az sözle çok şey söylemek. Yerdeniz, büyüyü mucize olarak değil, sorumluluk ve sınır olarak ele alıyor. Bu durum, seriyi sıradan bir fantastikten ayırıyor.
Yerdeniz BüyücüsüUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20249,5bin okunma
Elsa sen Silver’a kurban ol ;)
6/10
·384 syf.··
2026 97. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 00:25
Birkaç sorun var. Spoilerlı uzun bir yorum olacak Kitap boyunca var olan çatışmalar birbirine girmiş gibiydi. Yazar bir noktada hangisini merkez yapacağına karar verememiş gibi. Örneğin Cole ve Silver birbirini seviyor ve ebeveynleri evlenince kardeş oluyorlar. Bu Silver 18 yaşındayken oluyor. Kitabın ana konusu bu ve Silver’ın babası siyasette olduğu için bir skandalla anılmamak için gizli ilişkileriniz herkesten gizliyorlarlar. Sonra her şey puff oldu. Bu konu çözümlenmeden kitap bitti. 2-) Silver’ın annesi berbat bir anne ve babasıyla boşandıkları süre boyunca kızını psikolojik olarak yıpratan bir ebeveyn. Kim ile bile arkadaşlığını kesmesine neden oluyor falan. Bir noktada annemim şefkati merhametini seviyoruma bağlandı. Ee babanla kalmak isteyecek kadar annenle sorunun vardı hani? 3-) Babası ve annesini bastı. Babası Cole’un annesiyle evliyken oldu bu ve ayaküstü konuşma sonrasında ‘ayy bizimkiler masal gibi bir araya gelecekler, babamda Helen’i boşayacak’ diyerek mutlu oldu. Helen kitabın büyük çoğunluğunda ona annesinden bile daha iyi davranan kadın ve daha spoiler olacak olaylar yaşanmadan öncesinde kadını seviyordu. Neymiş zaten iş anlaşması gibi bir evlilikmiş. Ne kadar çabuk kabullendin ya. 4-) şu takıntılı karakter sorunu en uyuz olduğumdu. Kitap 380 küsur sayfa. 320-340 sayfa boyunca Adam’ın saplantısını, Silver’ı takip ettiğini, köşeye sıkıştırdığını, onun için Kim’e zorbalık yapıp Elsa’yı havuza ittiğini falan görüyoruz. Cole ve arkadaşları onu dövüp gönderiyor. Sonra bu anne babasıyla ilgili olay yaşanıyor ve aniden saplantılı olan Helen oluyor. TERS KÖŞE ;) ??? Kitap boyunca yazar oradan oraya savrulmuş, orta bir omurga belirleyememiş. Yani ne bunların ilişkisinin gizemi ortaya döküldü ne saplantılı okuduğumuz karakterden sonra gördüğümüz
Ruthless EmpireRina Kent · Blackthorn Books, LLC · 2025118 okunma