Burak Yıldız

Enderunî Vâsfi Bey
Dîl harâb-ı aşkınım sensin sebep berbâdıma Bir teselli ver gelip bâri dîl-i naşâdıma Taş mıdır bağrın ki gelmezsin benim imdâdıma Dîni ayrı kâfir olsa rahmeder feryâdıma
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Allah'a ısmarladık/Faruk Nafiz Çamlıbel
Bir sarı yaprak gibi düştü gönlüm yoluna, Buğulu gözlerimden geçmediğin gün olmaz: Benim kadar titremez hiç bir yiğit oğluna, Hiç bir ana kızına bu kadar düşkün olmaz. Bin fersahtan duyarım kimle gülüştüğünü, Alnından öz kardeşim öpse ben irkilirim. Değil yalnız ardına kimlerin düştüğünü, Kimlerin rüyasına girdiğini bilirim.
Şiir
Sen ve ben kim idik?
Bak Tolgonay, sen ve ben kim idik? Halkımız sayesinde büyük adam olmadık mı? Öyleyse iyi ve kara günlerde beraber olacağız, mutluluğu da, felaketi de paylaşmasını bileceğiz. Her şey yolundayken biz de halimizden memnunduk, şimdi bir felaketle karşı karşıya isek, herkes kendi başının çaresine baksın diyemeyiz ya. Bu, hiç de dürüst bir şey olmaz. Ama asıl yarın kendini tutmalısın. Aliman’ın umutsuzluğa düşmesi başka bir şey. O bizim hayatta gördüklerimizi görmedi, edindiklerimizi edinemedi daha. Sen bir anasın, o ise körpecik bir gelin. Şunu da unutma: Eğer savaş uzarsa, belki beni bile çağrılar cepheye. Maysalbek’in askerlik çağı da pek uzak değil. Gerekiyorsa hepimiz birden gideceğiz. Bunlara da hazırlıklı olmalısın.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Edebiyat
Boşuna dememişler...
Küçük çocuklar, kadınlar, yaşlılar askere gidecek yiğidin çevresinden ayrılmıyor, ondan bir karış uzakta kalmak istemiyorlardı. Bazılar ağlıyordu, bazıları da zilzurna sarhoştu. Boşuna dememişler: “Halk bir denizdir, derin yeri vardır, sığ yeri de...”
Sayfa 42·Kitabı okudu
Edebiyat
Ah, ne rezillik! (Günümüz anne ve babalarına ithafen)
Daha önce başlamış olmalı... evde... ve ben hiçbir şey anlamadım, hiçbir şey sezmedim, ah ben budala, ah ben kadersiz budala... Ama zaten benimkiler hakkında ne biliyorum ki? Onlar için sabahtan akşama eşek gibi çalışıyorum, her gün on dört saat bürodayım, tıpkı eskiden elimde numune çantasıyla demiryollarını aşındırdığım gibi... Sırf onlar için para kazanayım diye, para, para, sırf güzel elbiseler aldınlar, zengin olsunlar diye... Akşam yorgun argın, pestilim çıkmış vaziyette eve geldiğimde çoktan gitmiş oluyorlar; yok tiyatro, yok bale, yok davet... Onlardan, onların bütün gün ne yaptıklarından haberim mi var? Şimdi de tek bildiğim, çocuğumun gece vakti genç ve temiz bedeniyle birtakım adamların yanına gittiği; tıpkı bir sokak kadını gibi...Ah, ne rezillik!
Sayfa 14 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat