"Sonunda, ben de babamın yaşına vardım. Şimdi, onun, niçin insanlardan çok kuşlarla ilgilendiğini anlar gibiyim. Ne var ki benim ne kapanım var, ne de öksem; ne ağım var, ne de kafesim. Ne de kuşlarla ilgili bilgim, gözlemim, deneyimim. Bu bahar günlerinde, her sabah, gün doğarken bahçedeki çama tüneyen bir kuş ötüyor. Ama ben, onun bir ispinozu mu, florya mı, iskete mi, saka mı yoksa bir bülbül mü olduğunu bilmiyorum. Bana babamdan miras yalnızca adlar kaldı. Ne kanat, ne tüy, ne de kuş sesi.
İnsan olana bu kadarı yeter, diyeceksin.
Doğru. Eğer geçim derdi olmasaydı."