Burcu

Burcu
okuduklarımı unutmamak için burdayım, kısaca kendime notlar
8 Kasım
39 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
7 tekrarlı D4DR varyantı, odaklı yaratıcılık patlamaları ile ve aynı zamana dikkat eksikliği bozukluğu ile ilişkilendirilmiştir. Bu ilk başta paradoks gibi gözükse de aslında her ikisi de aynı dürtüden kaynaklanıyor olabilir. Bazı provokatif çalışmalar D4DR varyantının coğrafi dağılımında çıkardılar. Göçebe nüfuslarda bu varyant gene daha sık rastlanır. Ayrıca insanların anavatanları Afrika’dan uzaklaştıkça da varyantın yaygınlığı artar. Belki de D4DR geninin aşıladığı macera dürtüsü Afrika’dan uzaklara doğru yapılan göçlerde etkili olmuş, atalarımızın deniz yolculuğunu göze almalarına katkı sağlamıştır. Belki de yerinde duramayan kaygı dolu modern kişiliklerimiz bu yerinde duramayan kaygı dolu genin bir sonucudur. D4DR varyantının etkilerine farklı nüfuslarda ve farklı bağlamlarda doğrulamakta sorunlar çıkmış olduğunu da belirtelim. Bunun bir nedeni hiç şüphesiz yenilik meraklısı davranışların yaşla birlikte değişmesidir. Örneğin, 50 yaşından sonra keşif dürtüsü büyük oranda köreliyor olabilir. Coğrafi ve ırksal varyasyonlar da D4DR'nin etkilerini değiştiriyor olabilir fakat çalışmaların doğrulanmasındaki en büyük sorun D4DR varyantının etkisinin kısmen zayıf olmasıdır. Bir araştırmacının tahminine göre D4DR geni yenilik meraklısı davranışların anca %5'ini açıklar. Dolayısıyla D4DR geni kişiliğin bu yönünü belirleyen belki 10 farklı genden sadece bir tanesidir.
Bilim
Reklam
Kıtlık 1945'e kadar sürdü. On binlerce erkek kadın çocuk ve yetersiz beslenmeden öldü. Milyonlarcası hayatta kaldı. Beslenmedeki değişim o kadar sert ve aniydi ki doğal bir deney ortamı sunmuştu. O kış bittiğinde araştırmacılar ani bir kıtlığın insanlar üzerindeki etkilerini gözlemleme fırsatı buldular. Yetersiz beslenmişlik ve büyüme geriliği gibi özellikler zaten bekleniyordu. O kışı atlatan çocuklar yetersiz beslenme ile ilişkilendirilen kronik sağlık sorunları yaşadılar: depresyon, kaygı bozukluğu, kalp sorunları, diş eti sorunları, kemik erimesi ve diyabet. (Kurtulanlardan biri de kağıt gibi inceliğiyle bilinen Audrey Hepburn'dür. O da ömür boyunca pek çok kronik hastalıkta boğuşmuştur.)
Bilim
Sonuç olarak, eğer yaratıcı dürtülerle zihinsel hastalığı fenotipini ayrıştıramıyorsanız, o zaman yaratıcı dürtülerle zihinsel hastalığın genotipini de ayrıştıramazsınız. Birine (bipolar bozukluk) sebep olan genler diğerine de (yaratıcı taşkınlık) sebep olabilir. Bu da bizi Victor Mckusick'in hastalık anlayışına getiriyor: mutlak bir kusur değil genotiple çevre arasındaki görece bir uyumsuzluk. Yüksek işlevli otizmli olan bir çocuk bu dünyada sakat sayılıyor olabilir, ama aynı çocuk bir başka dünyada olağanüstü başarılı olabilirdi. Söz gelimi karmaşık aritmetik hesaplamalar yapabilmenin veya cisimlerin en ince renk farklarına göre dizebilmenin hayatta kalmak veya başarı için zorunluluk olduğu bir dünyada.
Bilim
9/10
·616 syf.··
2022 24. kitabı
Siddhartha Mukherjee'nin Gen isimli kitabı, genetik biliminin tarihi ve gelişimi hakkında çok bilgilendirici bir çalışma. Yazar, genetik bilimi hakkında birçok önemli keşfin yanı sıra, bu alanda çalışan bilim insanlarının hayat hikayelerine ve DNA'nın keşfi, genetik kodlama, genetik hastalıkların tedavisi, insan genom projesi ve genetik testler gibi konulara da yer vererek konuyu oldukça etkileyici bir şekilde ele almış. Genetik bilimi hakkında anlaşılması kolay bir dille yazılmış ve kronolojisi çok güzeldi ve anlaşılırdı. Meraklısı herkese önerebileceğim bir kitap.
Bilim
GenSiddhartha Mukherjee · Domingo Yayınevi · 2019457 okunma
Galiba hiçbir cemiyet içinde Mustafa İnan kendini rahat hissetmiyordu. Bu ülke Hindistan'a benziyordu. Kastlardan geçilmiyordu. İnsanların giyimi bile buna göre değişiyordu. Bu kılıklar pahalı-ucuz, zengin-fakir ayrımlarının da ötesindeydi. Bir köylü kılığı vardı, taşralı kılığı vardı. Sivillerin bir bakıma üniformalarla ayrılması belki dünyanın hiçbir ülkesinde böyle belirgin değildi. Mustafa İnan gibi ilkokulu Adana'da okuyan Cahit Arf anlatıyor: "bütün Adana'nın durumu bizim sınıf talebesinin giyiminden anlaşılabilirdi. Şalvarlıların yanında kısa pantolonlu bahriye yakalı memur çocukları vardı. Fakat memur çocukları ilkokulu sultani'nin ilk kısmında okudukları için bu fark daha çok ortaokulda meydana çıkardı. Ayrı milletlerin bir arada okuyan çocukları gibi idiler. Birinciler, yani bahriye yakalı kısa pantolonlu olanlar muhallebi çocuklarıydı. Şalvarlılar da ikinci sınıf vatandaş. Aralarında pek arkadaşlık olmazdı. Bir de bu iki zümrenin, daha doğrusu milletin arasında bağlayıcı bir sınıf vardı. Yerli halktan memurluk yapanların çocukları." Peki bunlar nasıl giyinirdi? Cahit Arf gülüyor: "şalvarla kısa pantolon arası bir şey, bir çeşit uzun pantolon giyerdi bu çocuklar."
1000Kitap
Reklam