Daha öncelerinde Stephen King romanlarından uyarlanan birçok filmi izlemiş ve hayran kalmış olmama rağmen hiç kitabını okumamıştım. Bu kitap Stephen King'in yarattığı dünyalara giriş kapısı oldu benim için.
Kitabın konusuna kitabı almadan önce okuduğumda çok beğenmiş ve merak etmiştim. Okuduğumda ise hayal kırıklığı yaşamadım. Neredeyse tek bir mekânda ve yalnızca iki kişi arasında geçen kitap asla sıkmadı. Aksine bir sonraki sayfa kendisini sürekli merak ettirdi. Paul'ün Annie ile olan diyalogları, kendi iç çatışması, olayların anlatılış şekli oldukça etkileyiciydi. Tabii burada çevirmenin de etkisi oldukça büyük. Altın Kitaplar Yayınevi - Gönül Suveren oldukça başarılı bir çeviri yapmış.
(SPOILER)
Seri katiller hakkında araştırma yapıp onların yaşayıp büyüdüğü çevreyi, yaşadıkları dönemin sosyolojik yapısını ve katillerin psikolojik hastalıklarını araştırmayı hep sevmiş birisi olarak Annie'nin seri katil bir hemşire çıkması bana seri katil hemşireler Jane Toppan ve Genene Jones 'ı hatırlattı. Keşke Annie'ye üstün körü bir şekilde veda etmeseydik. Onun da psikolojik hastalıkları, nasıl bu kadar ilerlediği ve nasıl seri katillik boyutuna ulaştığı daha detaylı bir şekilde anlatılsaydı. Kitap boyu içimde ukte kalan tek şey bu sanırım. Annie'nin hak ettiği cezayı çekmeden ölmesi ve bizim onun hakkında daha çok bilgiye sahip olamamamız...