İyi Geceler Bay Tom, İkinci Dünya Savaşı döneminde İngiltere’deki şehirli çocukların zarar görmemeleri için köylere gönderilmesini konu edinir. Annesi tarafından sevgi görmesi gerekirken, şiddet gören kahramanımız William, Yaylaköy’deki ihtiyar bir adam olan Bay Thomas Oakley’e verilir. Belki de çocuk ilk kez yaşamaya başlar.
Willie’nin Londra’daki hayatında kendisini doğuran kadından gördüğü yetiştiriliş -daha doğrusu zülüm- tarzı, onu, kendisine iyi davranıldığında ürken ve bunu anlamlandıramayan, sevilmeyen, hareketsiz ve sessiz olduğunda iyi çocuk olduğuna inandırılan, gülümsemek, konuşmak gibi insani davranışlara karşı daha yabancılaştırılmış bir dünya itmiş. Ama insan başka bir dünyanın olduğundan bihaberse, onun dünya görüşü kendisine verilenden ibarettir. Üstelik bir çocuksa, elbette annesi onun için en doğru insan olacaktır. Fakat Willie’yi doğuran kadının ruhunda bir hastalık var ve asla bir anne değil.Çünkü annelik onu sevmekle başlar, fedakarlık ister, süreklilik arz eder. Çok zor bir iştir, bunu kadının fıtratına affedip küçük bir çerçeve ile sınırlandıramayız. O yüzden annesinden Willie’yi doğuran kadın diye bahsettim.
Willie’yi doğuran kadının en hain yönü de dini kullanıp, onunla korkutmasıdır. Dinin çocuklara kuralcı, gaddar bir şekilde empoze edilmesinden çok onlara yaratılan her şeyi sevmenin, nimetlerin farkında olmanın vermiş olduğu mutluluğu anlatmak daha doğru olacaktır. Tanrı’yı sevip, dindar olduğunu söyleyip de, gözünün önündeki, kendi canından olan evladını sevmeyen pürüzsüz yalancıdır. Gördüğü oğlunu sevemeyen, görmediği Tanrı’yı sevemez. Bu yüzden kadının ne anneliğinden ne de dindarlığından bahsedebiliriz.
Sevgi ve güven insanı rahatlatan en güzel duygulardır. Kadın, Willie’ye bunları veremedi. Willie, Bay Tom ile tanışmakla birlikte bu