Yine ve yeniden...
Bu kitabı ortalama 2 sene önce okumuştum. Henüz unutmamış olmama rağmen @alpakkoc ile yaptığımız konuşma sonrasında tekrardan içimde okuma isteği oluştu ve işte buradayım..
"Birileri size bir öykünün neyle ilgili olduğunu söylerse, muhtemelen haklıdırlar. Öykünün yalnızca bununla ilgili olduğunu söylerlerse, kesinlikle yanılıyorlardır."
Bu cümle kitabın sunuşunda Neil Gaiman tarafından söylenmiş. Aslında tüm incelemeleri bir nevi bitiren bir cümle. Hepimiz toplansak birer cümle söylesek yine de bu kitabın size 'yalnızca' bunlardan ibaret olduğunu söylememiz mümkün değil. Ama ben elimden geldiğince bir kaç şeyden bahsetmek istiyorum.
Baş kahramanımız Guy Montag, kendisi bir itfaiyeci. Ama günümüz itfaiyecileri düşünmeyin onların görevi söndürmek değil, yakmak. Hem de kitapları... Kitapları yakarlar, onların içerisinde ne olduğunu ve onlar için neden tehlikeli olduğunu düşünmeden yakar. Kitap okumak yasaktır. Kitap bulundurmak yasaktır. Kendilerine dayatılmış olan doğruları düşünmeden kabul edenlerle doludur etraf. Devlet ne diyorsa doğrudur ve onların iyiliğini istemektedir. Guy Montag bu düşünceyle, aslında düşünce bile denilemez çünkü düşünce kendi duygularımız ve gözlemlerimizle oluşturduğumuz bir faaliyettir fakat bu dünyada böyle bir faaliyet olmaksızın bir nevi robotluk söz konusu, hayatının belirli bir kısmını geçirmiştir. Ta ki Clarisse McClellan ile karşılaşana kadar. Clarisse, Montag'ın ruhuna dokunmuştur. Aslında içinde olan o robotlaşmamış kısma ulaşmış ve onu açığa çıkartmıştır. O kısım ise bir kar topu misali dağdan aşağı yuvarlanması için bırakmıştır... Clarisse ile konuşmaların ardından yeniden bir göreve giderken kendini kitapları ile yakan bir kadınla karşılaşması ise Guy'ı gerçekten derinden etkiler ve kar topumuz kocaman olur.