Puan vermedi·312 syf.··
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 11:52
TAŞ KÂĞIT MAKAS | ALICE FEENEY ​"Evlendiğiniz kişiyi tanıdığınızı mı sanıyorsunuz? Bir daha düşünün..." ​Uzun zamandır okuduğum en tekinsiz, en şüphe dolu ve bitene kadar ters köşe üstüne ters köşe yapan gerilim romanlarından biriyle geldim bugün! Roman, evliliklerini kurtarmak için İskoçya’nın gözlerden uzak, dönüştürülmüş karlı bir şapelinde hafta sonu kaçamağı yapan Adam ve Amelia çiftini konu alıyor. Ama buraya gelişleri kesinlikle bir tesadüf değil... ​Neden mi çok sevdim? ​Yüz Körü Bir Ana Karakter: Adam’ın prosopagnazi (yüz körlüğü) hastası olması, hikayeye bambaşka bir güvensizlik katmanı ekliyor. Kendi karısının yüzünü bile tanıyamayan bir adama ne kadar güvenebilirsiniz? ​Mektuplar ve Sırlar: Amelia’nın her evlilik yıldönümünde Adam’a yazdığı ama asla okutmadığı gizli mektuplar aracılığıyla geçmişi okuyoruz. Ve o mektuplar... Gerçekten her şeyi değiştiriyor. ​Klostrofobik Atmosfer: Dışarıda amansız bir kış, içeride ise buz kesmiş sırlar var. Mekan tasarımı o kadar başarılı ki okurken şapelin soğuğunu kemiklerinizde hissediyorsunuz. ​Alice Feeney, "Kim yalan söylüyor?" sorusunu her bölümde kendinize sordurtuyor. Son sayfaya kadar tahminlerinizin boşa çıkmasını seviyorsanız, bu kitaba mutlaka şans verin. ​ Siz Alice Feeney okudunuz mu? Kitaptaki o büyük ters köşeyi bekliyor muydunuz? Yorumlarda buluşalım! ​
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,6bin okunma
Puan vermedi·472 syf.··
2018 57. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2018 00:00
@arkadyapolisiye okumaya ilk olarak yine Andrew Gross'un #15saniye kitabıyla başlamıştım. Kalemini sevdiğim için #gizemlisular kitabını da, kafes'i de beğeneceğimden emin olarak başladım okumaya. Beklediğim gibi de oldu. Gizemini, o gizemi çözmek için yarattığı gerilimini, akıcılığını, sürprizlerini çok sevdim. Tabi ki yine karakterlerle kavgaya tutuştum. Yazarın kalemine alışık olduğum için, görünenin sadece buz dağının bir kısmı olduğunu daha ilk sayfalardan biliyorum artık. Bu yüzden ilerledikçe haklı heyecanım artıyor. Sıradan bir benzincide açılan yaylım ateşi sonucu işin büyüyeceğini elbette biliyordum ama balığın bu kadar büyük olacağını tahmin edememiştim doğrusu. Kitapta bazen sarsıldığım, bazen keyif aldığım kilit noktalar vardı. Freddy'in ve Warren'in başına gelenler sarsıldığım noktalardı. Dedektifimiz Hauck'un planı sayesinde Josie'nin intikamına, dolayısıyla Raines karakterinin yaşadığı şaşkınlığa bayıldım. Arkadya bir de üstüne polisiye olur da okunmaz mı diyor ve tavsiye ediyorum. Keyifli okumalarınız daim olsun...
KafesAndrew Gross · Arkadya Yayınları · 2018106 okunma
Reklam
10/10
·312 syf.·
2025 143. kitabı
Tam da aşk şiirlerini kendimden uzak tutmaya çalıştığım bir dönemde okuyorum seni. Ne yazık ki sen aşk şairlerinin en sultanısın. Acı, dramatik ve tutkulu bir aşkın/hayatın/şiirin içinden seslendiğinde, bu sesi işitmemek imkansız. İmkansızın şarkısını en güzel terennüm eden şiirlerinden sırtımı dönemedim. Bir kez daha açtığın çukura düştüm. Klasik edebiyatla dünya şiirine yön veren İran edebiyatının, modern şiirde de etkili olabileceğini gösteren ilk şairlerinden... Çalkantılı bir hayatıyla (erken evlilik, boşanma, oğlunun elinden alınması, yalnız yaşama, evli adama aşk), tutkulu bir aşkla (İranlı evli bir sinemacıya gönlünü kaptırmış, dışlanmış, yalnızlaştırılmış, içe kapanmış, kara sevdalı bir yürek) ve erken ölümüyle (trafik kazasıyla 32 yaşında vefat etmiş) gündeme gelse de Füruğ, modern şiirin önde gelen şairlerinden. Onu okumaktan çok keyif almadım maalesef beni mecnun etti :( Duygusal dengemi bozdu. O kadar etkili o kadar etkili bir şair. Her şiirinde üzerinde saatlerdir durulacak dizeleri var. Günlerce tekrar edilecek, uzun süre etkisinden sizi çıkarmayacak etkili dizeleri... Defalarca okuduğum şiirlerinin yanı sıra şiirlerinin tamamını ikinci kez okudum, yeniden çarpıldım. Ne var şiirinde? Arzu var, tutku var, heves var, yalnızlık var, isyan var, aşk var, şiir poetikasıyla isyan var (klasik divan edebiyatı sınırlarına isyan, kafiyeli yazıma isyan), yerleşik kültürel düzene isyan var, Hafıza, Ömer Hayyam'a selam var, duvarı aşma girişimi var, pencerelerden bakma çocuksuluğu var, içsel dram var.... Yeniden Doğuş'a kadar şiirleri daha ziyade bireysel dramı var (aşk, tutku, heves dolu şiirler). Bu kitabıyla, daha farklı konuları da şiirine taşımış. En sevdiğim şiirleri yazılış sırasına göre şunlardır: Gece ve Heves, Rüya, Hercai, Tutsak, Günah, Hasret,
Rüzgâr Bizi GötürecekFuruğ Ferruhzad · Yapı Kredi Yayınları · 20232,865 okunma
9/10
·903 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
64 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 20:46
Merhaba sevgili okur, Kitap için hazırlanmış önsözleri okurken gözüm korkmadı değil. Okuma zevkini ve rahatsızlığı aynı anda hissedecek olmak belirsizliği arttırırken, kitabın sekiz senelik bir araştırmanın ve yazarın iki bin ciltlik uzman kütüphanesinin ürünü olduğunu öğrenmek heyecanımı arttırdı. Eco’nun dil cambazlığı ve uydurukçuluğunu merak ederek ve “Her şey her şeyle bağıntılıdır”, “Göstergebilim” ipuçlarıyla başladığım bir okuma yolculuğu oldu. Üç ay süren bir zaman diliminde tamamlayabildiğim, dokuz yüz sayfalık kitabı iki paragrafta anlatamam tabii ki ama bende bıraktığı izlenimi kısaca özetlemek isterim efenim. Okuma yolculuğum “kabala” üzerine araştırmalar yaparak başladı. Kitabın derinliklerine daldıkça merak ettiklerim arttı. Sonra, gül-haç kardeşliği, kurgu evreni, tapınak şovalyeleri, Hasan Sabbah, nostradamus, büyü, sihir, ebcet, simya, mitoloji, sayıların gizemi, felsefe taşı, batıl inançlar ve bilimsel açıklamalar, gizli örgütler ve daha niceleri… derken kendimi derya deniz bir okuma içinde buldum. Okudukça derinleşen, bildiklerimi buz dağının görünen yüzü gibi hissettiğim bir yolculuğa çıktım. Komplo teorilerinin hangisi doğru hangisi uydurma her şey birbirine karıştı. Zaten yazarın amacı da buydu. Diotallevi’nin dediği gibi: "Düzmece bir metni uğraşa uğraşa yeniden kurarak gerçeğe varmak." Bir “şey”in derinine daldıkça o “şey” tarafından sarılırsınız ve görebildiğiniz tek şey gerçeklerden çok derinine daldığınız o “şey”in kendisi olur. Ve siz bunu gerçekliğin ta kendisi zannedersiniz. Kitabın olay örgüsü tam olarak bunu anlatıyor. Lorenza Pellegrini, Belbo, Riccardo hikayenin baş kişileri. Onların dalgaya alarak başladıkları editörlük yolculuğu içinde kayboluşları ve kendi yalanlarına inanmaları hâli insanoğlunun nesillerdir süregelen komplolara
Foucault SarkacıUmberto Eco · Can Yayınları · 20211,950 okunma
Savaş barıştır Özgürlük köleliktir Cehalet kuvvettir
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 23:25
1984’ü bitirince insanın zihninde önce olaylar değil bu ses kalıyor. Orwell sana bir hikaye anlatıp çekilmiyor seni sloganla telescreen’le ihbarla korkuyla hafızanın çöküşüyle aynı odada bırakıyor. Roman boyunca anladığım. Bu kitap bir rejimin ne kadar zalim olabileceğini anlatmaktan çok insanın hangi noktalarda içeriden kırıldığını anlatıyor. George Orwell 1984’ü 1949’da yayımladı romanı ağır veremle boğuşurken yazdı ve son sayfalarını Jura’daki evinde tamamladı. Kitap yalnızca bir distopya klasiği olmadı Big Brother Thought Police Room 101 doublethink ve Newspeak gibi ifadeleri gündelik dile taşıdı. Bunun sebebi de şu 1984 iktidarın insanı sadece dışarıdan değil içeriden de nasıl biçimlendirdiğini gösteren ender romanlardan biri. Benim için 1984’ün asıl kudreti geleceği bilmiş olmasında değil. Asıl kudreti gerçeğin nasıl eğilip büküldüğünü sevginin nasıl bozulduğunu dilin nasıl daraltıldığını ve insanın nasıl kendi zihnine yabancılaştırıldığını adım adım göstermesinde. Bu yüzden bu romanı okurken bir ülkeye değil insanın savunmasız taraflarına bakıyorum. Romanın Kalbi Bu romanı sadece gözetim toplumu diye özetlemek romanın kalbini ıskalamak olur diye düşündüm. Merkezde kamera değil hakikat üstünde tekel kurma tutkusu var. Winston’ın işi geçmişi düzeltmek değildi geçmişi Parti’nin o günkü ihtiyacına göre yeniden icat etmek. Britannica’nın da özetlediği gibi Parti yalnız bedeni değil düşünceyi hafızayı ve anlamı hedefliyor Orwell Foundation da Winston’ın görevinin olayları Parti sürümüne uydurmak olduğunu açıkça vurguluyordu bizlere. Burada dil dekor değil silah. Orwell daha 1946’da dil gevşedikçe düşüncenin de gevşediğini kötü ve özensiz dilin aptalca düşünmeyi kolaylaştırdığını yazıyordu. 1984 bu fikri soyut bir deneme olmaktan çıkarıp romanın işkence
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,3bin okunma
8/10
·272 syf.··
2026 10. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 18:34
#Sessiz ~ #KitapYorumu “Burak, ben sinirliyim. Sana. Çok." Bari sesi birazcık sinirli çıksaydı. Zaten kelimeleri de yarım yamalak söyleyebildi. Adam gülüyor karşısında, haklı yani. "Bu mu çok sinirli halin?" dese vereceği cevap yok. Sinirli ama, sadece sarhoşluktan belli olmuyor işte. "Gülüp durmasana, konuşmaya çalışıyorum burada." Buz da o kadar iyi geliyor ki, hiç bırakmasa elini keşke. "Sen bana sinirli kalabiliyor musun, ben beceremiyorum sana sinirli kalmayı." Merhabalar, mutlu haftalar arkadaşlarım Öncelikle Kadir gecemiz mübarek olsun, dualarımız kabul olsun inşallah . Bugün Semra ablamın tavsiyesiyle okuduğum Sessiz kitabından bahsetmeye geldim. Ana karakterimiz Lâl, yıllardır ünlü iş insanı Haluk Varlı’nın şirketinde çalışan başarılı bir avukattır. Haluk Varlı aleyhine açılan taciz davasının hayatını baştan sona değiştireceğinden habersiz davayı üstlenir. Patronuna duyduğu güven ve mesleğinin verdiği kararlılık ile birlikte hafızasının karanlık odalarında kalan ve gün yüzüne çıkan sırlar Lâl’i epey sarsar. Üstüne üstlük duygusal yakınlaşma yaşadığı gazeteci Burak’ın, patronu hakkındaki davaya ilişkin çarpıcı detayları haber olarak kaleme alması bambaşka bir şok yaşamasına sebep olur. Haluk Varlı’nın taciz davası nasıl sonuçlanacak? Lâl’in hafızasındaki gün yüzüne çıkmaya başlayan sırlar nedir? Burak ile arasında neler yaşanacak? gibi birçok soru eşliğinde heyecan ve merakla okuduğum bir kitap oldu. . Sessiz kitabı konusundan da tahmin edeceğiniz üzere hayatın içinden yaşanmasını asla istemeyeceğimiz bir durumu ele alarak adının aksine susturulmuş kadınların sesi olmayı amaçlıyor. Yazarımız taciz edilen kadınların yaşadığı ruhsal ve fiziksel durumları o kadar başarılı yansıtmıştı ki hissederek okudum. Üzüldüm hatta kahroldum desem yeridir. Lâl’in kitabın
SessizRefika Ayşegül Uzun · Doğan Solibri Yayınları · 202582 okunma
Reklam
Reklam