Kadın
Kadın elle tutulur gözle görülürmüş erkek gibi, Külliyen yalan efendiler. Kadın buzdağı gibidir, görünenden ziyâde Görünmeyendir aslolan.
( MARMARA DENİZ SURLARI, KAPILAR VE SAVUNMA KULELERİ.) Bir zamanlar 36 kapısı ve 103 kulesi olan Propontis (Marmara) üzerindeki Deniz Duvarı, Mermer Kule'den Aziz Barbara Kapısı'na (artık mevcut değil, Sarayburnu civarında) kadar yaklaşık 8,5 kilometre uzunluğundaydı. Kara duvarının tamamlanmasının ardından, Vali Cyrus Panopolites 439 yılında Marmara boyunca duvarlar inşa etti. Notitia Urbis Constantinopolitanae'de bahsedilen 5. yüzyıldan kalma Marina Evi ( Domum nobilissimae Marinae ), 27. Kule yakınlarındaki kemerli açıklıklardan da anlaşıldığı üzere, Marmara Duvarı'nın bir parçası olarak günümüze kadar ulaşmıştır. Birkaç mimari evreye sahip olan Boukoleon Sarayı da Marmara Duvarı boyunca yer almaktadır. Marmara Duvarı, depremler ve fırtınalar nedeniyle sık sık onarıma ihtiyaç duyuyordu ve bu durum genellikle yazıtlarla anılıyordu. 447 yılında meydana gelen bir depremin ardından, vali Constantinus duvarı onardı. Yenikapı'da kayıp bir yazıtta anlatıldığı gibi. Muhtemelen 557/558 depreminde tekrar hasar görmüştür. Marmara surları, 717'deki ikinci Arap saldırısına hazırlık olarak II. Anastasius tarafından güçlendirilmiştir. 764'te bir buzdağı Mangana çevresindeki surların bir bölümüne zarar vermiştir. Araplardan gelen sürekli tehditler ve gaspçı Thomas'ın 821-823 yılları arasında şehri kuşatması, muhtemelen Teofilus'u (829-842) Marmara surlarını genişletmeye yöneltmiştir. Çok sayıda yazıtta belirtildiği gibi, onun döneminde akropolün etrafına birkaç kule inşa edilmiştir. Surların onarımı III. Mihail'in (842-867) saltanatı boyunca devam etmiştir. Kontoskalion Limanı'ndaki bir kulede bulunan kayıp bir yazıta göre, Marmara surlarının bazı bölümleri VI. Leo'nun (886-912) saltanatı sırasında onarılmıştır. 16 numaralı kuledeki bir yazıtta VI. Leo ve kardeşi İskender'in
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ley’La…
Ey Ley’Lâ… Ey bir yıldırım gibi Elest'te bakışlarıma düşen Ley’Lâ... Ey ruhlar divanında adını ilk işittiğim Ley’Lâ... Ey gönül toyunda heybeme adını nakış eden Ley’Lâ... Ey sükût ülkesinin ceylan gözlü çöl ahusu Ley’Lâ... Ey gönül dağının yamacında çoban ateşini yakan Ley’Lâ... Ey Buzdağı'nın görünmeyen yanında taht kuran sultan Ley’Lâ... Ey Leyl vakitlerinin en güzel duası Ley’Lâ... Ey geceler içinde binlerce sabahı gizleyen Ley’Lâ... Ey bir lütfuyla yaralayan, bir kahrıyla büyüten Ley’Lâ... Ey lâl olmuş dudaklarıma tükenmez şiir olan Ley’Lâ... Sen ateşin nelere muktedir olduğunu bilen Ley’Lâ... Sen bir bakışınla çölleri gül bahçesine çeviren Ley’Lâ... Sen Mecnun eyledin çaresiz aynalarımı Ley’Lâ... Sen susunca çoban ateşinde binlerce şiir yaktıran Ley’Lâ...

gülsüm.

@seolis
·
Seni, senden de yakın, yalnız ben tanıyorum, Sana, seni en sıcak bir ben anlatıyorum. Kimse varamaz senin ben kadar yakınına; Çok zamanlar kendimi sanki sen sanıyorum. Sana seni anlatsam, anlatırım kendimi. Sende seni ararken kendimi arıyorum.
Ey Ley’Lâ…
Ey Ley’Lâ… Ey bir yıldırım gibi Elest'te bakışlarıma düşen Ley’Lâ... Ey ruhlar divanında adını ilk işittiğim Ley’Lâ... Ey gönül toyunda heybeme adını nakış eden Ley’Lâ... Ey sükût ülkesinin ceylan gözlü çöl ahusu Ley’Lâ... Ey gönül dağının yamacında çoban ateşini yakan Ley’Lâ... Ey Buzdağı'nın görünmeyen yanında taht kuran sultan Ley’Lâ... Ey Leyl vakitlerinin en güzel duası Ley’Lâ... Ey geceler içinde binlerce sabahı gizleyen Ley’Lâ... Ey bir lütfuyla yaralayan, bir kahrıyla büyüten Ley’Lâ... Ey lâl olmuş dudaklarıma tükenmez şiir olan Ley’Lâ... Sen ateşin nelere muktedir olduğunu bilen Ley’Lâ... Sen bir bakışınla çölleri gül bahçesine çeviren Ley’Lâ... Sen Mecnun eyledin çaresiz aynalarımı Ley’Lâ... Sen susunca çoban ateşinde binlerce şiir yaktıran Ley’Lâ...
Şiir
Cennet sandığım cehennemi yaşıyorum.İçim alev alev olcakken bır buzdağı gibiyim…
Sevmek -II
Sevmek Sahiden bilmek ister misin, sevmek nedir? Sevmek; bir muma ateş olmaktır… Yakarsın, ama önce kendin erirsin, sonra senden bir eser kalmaz. Işık olursun; ama o ışığın bedeli, yavaş yavaş yok oluşunda sırlanmıştır… Sevmek; yanan bir ateşe dokunmaktır… Elinin yanacağını bile bile uzanırsın, bu ateşe elini uzatmak aşkladır, zorlama ya da mecburiyet değildir. Çünkü bazı yanışlar, acı değildir… Yanarsın ama yanmanın tadı ile sarhoş olursun… Sevmek; kendinden vazgeçebilmektir… Ama yok olmak için değil; daha büyük bir “biz”de var olabilmek içindir. Bu ben ve sen değil hakikatli olan biz’dir… Sevmek; dengeyi kaybetmektir… Çünkü akıl tartar, hesap eder; ama aşk, teraziyi kırar… aşkın olduğu tarafa ne koyarsan koy o tartı ağır basar… Sevmek; birine bakarken kendi içindeki en derin yeri görmektir…Ve o gördüğün şeyden kaçamamaktır… Sevmek; huzur değildir sadece… bazen çöldür, bazen buzdağı… bazen bir çoban ateşinde ısınmak, bazen o ateşte yanmayı kabul etmektir… Sevmek; Elest’te alınmış bir ahdi dünyada hatırlamaktır… “Ben seni tanıyorum” hissinin hiç öğrenilmeden bilinmesidir.
Duygu ve Düşünce